Abidin

Abidin, 7 Temmuz 1977′de Adana’da doğdu. İlkokulu Adana Ziya Gökalp,
ortaokulu yine Adana’da İstiklal ortaokulu ve liseyi de Seyhan Çobanoğlu
lisesinde bitirdi. İlkokul yıllarından itibaren ailesine yardımcı olmak ve
kendi parasını kazanmak için çalışmaya başladı. Önce babasının yanında
marangozluk yaptı. Sonra bir tüpçüde çalıştı ve ardından bir börekçiye girip
orada soğan soymaya başladı. Lise yıllarında ev ev dolaşarak tekstil
ürünleri pazarladı. Sonunda hayatındaki en büyük tutkusu müzikle tanıştı ve
gitar çalmaya başladı.

Lise hayatı boyunca Adana müzik merkezinde gitar konusunda kendini geliştirdi ve liseyi bitirdikten sonra barlarda şarkı söylemeye başladı. Ancak, üniversiteye de gitmek istiyordu ve sınava girip Anadolu üniversitesi İktisat bölümünü kazandı. Eskişehir’e yerleşti ama sadece 4 ay kalabildi ve Adana’ya döndü. Askerlik zamanı gelmişti.

Askerliğini, doğduğu yere çok yakın bir şehirde Gaziantep’te yaptı. Ancak, 8 ay sonra kalbindeki ritim bozukluğu nedeniyle erken terhis edildi. Adana’ya geri döndü. 1 yıl boyunca demolar hazırladı ve bunları İstanbul’daki müzik şirketlerine gönderdi. Maalesef istediği sonucu alamadı. Hayatına yeni bir yön verip, tekrar Eskişehir’e gitmeye okulunu bitirmeye karar verdi. Okul ve
bar programlarını beraber yürüttü. Mali müşavir olmak istiyordu ama müzik
tutkusu yine okuldan ağır bastı ve Abidin yine Adana’ya döndü.

Yine demolar hazırladı, yine İstanbul’a gelip demolarını müzik şirketlerine verdi ve yine amacına ulaşamadı. Soluğu tekrar Adana’da aldı. 2003 Yılının Eylül ayı gelmişti. Kanal D’de Popstar Türkiye tanıtımlarını gördü ve 8 Eylül’de jüri önüne çıktı. Şehir elemelerini geçmiş ve ilk 50 Popstar adayı arasına girmişti. Abidin’e yine İstanbul yolları görünmüştü. İstanbul’daki 3 günlük eğitime katıldı. 3. günün sonunda 50 yarışmacıdan geriye 12 kişi kalacaktı ve Abidin gösterdiği performansla Türkiye’nin yeni Popstarı olmaya aday 12 finalist arasına girdi. Artık sıra halk oylamasına gelmişti. 12 haftalık canlı yayın maratonunun sonunda hiç kırmızı odada son ikiye kalmadan büyük finale kadar geldi.

Önce İzmir, ardından Adana’da halk konserleri verdi sanat yaşamının başında olmasına rağmen final performansını birçok sanatçının hayali olan İstanbul Bostancı Gösteri merkezinde sergiledi.

Ajda Pekkan

Ajda Pekkan, 12 Şubat 1946 yılında İstanbul’da doğdu. Deniz binbaşısı olan babasının görevi dolayısıyla çocukluğu Gölcük’te geçti. Şarkıcı olmak için büyük heves taşıyan Çamlıca Kız Lisesi öğrencisi Ajda Pekkan, 1962 yılında dönemin en popüler gece kulübü Çatı’nın sahibi olan İlham Gencer’e ulaştı. İlk olarak seslendirdiği Mina’nın “Il Cielo In Una Stanza” şarkısıyla kendini kabul ettirdiği Çatı Gece Kulübünde Los Çatikos topluluğu eşliğinde bir müddet sahne çalışması yaptı. 1963 yılında bir aile dostlarının teşvikiyle Ses dergisinin, sinemaya yeni yüzler kazandırmak amacıyla açtığı kapak yıldızı yarışmasına katıldı. Ediz Hun’un erkekler dalında birinci, Hülya Koçyiğit’in bayanlar dalında ikinci olduğu yarışmada, birinci seçilen Ajda Pekkan’ın profesyonel kariyeri böylece başlamış oldu. 1963 yılında “Adanalı Tayfur” ile ilk kez çıktığı kamera karşısında, 1967 yılındaki son filmi olan “Harun Reşid’in Gözdesi”ne kadar başrollerini Ayhan Işık, Cüneyt Arkın ve Tamer Yiğit gibi sanatçılarla paylaştığı 47 film çevirdi. Ses kabiliyeti rol aldığı filmlerdeki yapımcıların da dikkatinden kaçmadı ve pek çok filminde şarkıcı rolü üstlendi ve çeşitli şarkılar seslendirdi. İlk filmi “Adanalı Tayfur”da seslendirdiği “Göz Göz Değdi Bana” şarkısı, arka yüzünde Öztürk Serengil’in seslendirdiği “Abidik Gubidik” şarkısıyla birlikte 45′lik plak olarak yayınlandı. Sinemaya başlamadan önce tanışıp şarkıcılık yapabilmesi için yardım istediği ve kabiliyetine ikna ettiği Fecri Ebcioğlu, sinema yıllarında da Ajda Pekkan’la irtibatını hiç koparmadı ve 1965 yılında kendine ait ilk plağı olan “Her Yerde Kar Var / 17 Yaşında” piyasaya sürüldü. Birkaç plak denemesinden sonra 1968 yılında çıkardığı “İki Yabancı” 45′liği ile aranjman dalında onbinlerce plak satarak satış rekoru kırdı. “Dünya Dönüyor”, “Saklanbaç” ve “Üç Kalp” gibi üstüste çok başarılı plaklar yaptı. Bu yükselen trendin neticesinde yurtdışından davetler aldı ve Atina’daki Uluslarası Apollonia Müzik Festivali’nde ’68 yılında “Özleyiş” ve ’69 yılında “Perhaps One Day” şarkıları ile üstüste iki kere dördüncü olarak müzik piyasasındaki yerini sağlamlaştırdı. Barcelona’daki Akdeniz Şarkıları Festivali’nde “Ve Ben Şimdi” şarkısı ile Türkiye’yi temsil etmesi ve şarkılarının pek çok filmde fon müziği olarak kullanılması, Ajda Pekkan’ı tüm ülkede tanınır hale getirdiği gibi, ilk olarak Zeki Müren’in alt kadrosunda yer aldığı gazino sahnelerinin de aranan isimlerinden biri oldu.

Aliye Mutlu

Bulgaristan’ın Varna şehrinde doğdu. İlk, orta ve lise öğrenimini İstanbul’ da tamamladı.

14 yaşında özel bir müzik ve dans kursunda jazz dans, modern dans dersleri aldı. 16 yaşında lise eğitimine devam ederken, İstanbul Üniversitesi Devlet Konservatuarı’nın yarı zamanlı Türk Musıkisi Nazariyatı Bölümü’ne girdi. Gördüğü 2 yıllık eğitimin ardından, liseden de mezun olunca yine İstanbul Üniversitesi Devlet Konservatuvarı Opera-Şan Bölümü‘nü kazandı. Burada aldığı eğitim sırasında, bir film şirketine tanıtım ve eğitim filmleri için 50′nin üzerinde müzik besteledi.

Opera-Şan bölümünden lisans derecesi ile mezun olduktan sonra İngiltere’ye gitti. Burada, pop müzik için vokal teknikleri, yorum ve repertuar üzerine çeşitli workshoplar yaptı. Türkiye’ye döndüğünde bir şiir albümünde 2 şarkı seslendirdi. “Ne De Olsa Çocuk” isimli uzun metrajlı sinema filminde oynadı ve aynı zamanda filmin müziklerini besteledi ve şarkılarını seslendirdi.

Halıcı Midi Yarışması’nda seslendirdiği “Zümrüt” adlı beste ile 2. oldu. Pop, rock vs. gibi güncel müzik türlerinde şarkı söylemek isteyenler için, kendi geliştirdiği Popüler Vokal Teknikleri adlı ses eğitimi derslerini verdi, workshoplar hazırladı. Özel davetlerde solist olarak sahneye çıktı. Bir süreliğine Almanya’ya gitti ve hip-pop dans çalışmalarında bulundu.

Hayatım Sana Feda, Zeliha’nın Gözleri, Türk Malı dizilerinde ve Garanti Bankası, Worldcard Nokia, Carte Dor gibi birçok reklam filminde oynadı.

Sanatçı, İmaj Stüdyolarında, DVD olarak yayınlanan ve Disney Channel, Disney XD kanallarında film, dizi olarak yayınlanan başta Pamuk Prenses ve Yedi cüceler, Tinker Bell ve Kayıp Hazine, Tamirci Manny, Tavşan Kasabası, Mucit Kardeşler, Melody Time, Make Mine Music gibi birçok Walt Disney filmlerinin şarkılarını seslendirdi, bazılarında dublaj yaptı.

2007 yılında yönetmenliğini Ömer Vargı’nın yaptığı, başrollerini Şener Şen ve Kenan İmirzalıoğlu’nun paylaştığı ve müzikleri Benjamin Walken Beladi tarafından bestelenen “Kabadayı” filminin vokallerini seslendirdi.

Son dönemde Aliye Mutlu’nun seslendirdiği, “Aşk ve Ceza” dizisinde yayınlanan İçimde Bir Belki Var, Canım Yanıyor, Gözün Arkada Kalmasın, Ayrılalım ile “Karadağlar” dizisinde yayınlanan Gülhayat parçaları büyük ilgi görmüştür.

Aseton

2005 yılında Selin ve Melis tafından kurulan ASETON grubu, kısa sürede büyük mesafeler katederek sahnelere merhaba demiştir. İlk kurulduğu zamandan beri coverların yanı sıra bestelere ağırlık vererek albümün temellerini o zamanlar atmaya başlamıştır.

Aseton bestelerinde duygu çelişkileri, iniş çıkışlar, ifade özgürlüğü ve sınırsız yaratıcılık bulmak mümkün. Melodileri akılda kalıcı olmakla birlikte 90’lar grunge akımını anımsatıyor. Şarkı sözlerinde ise zaman zaman karamsarlık romantizim aşk bunalımları ve bilinç altının serbest akışına rastlanıyor.

2008 yılında MTV TTNET En İyi Müzik ve Video Klip Yarışması’nda “Sen’”adlı besteleriyle birinci olan grup aynı sene bir Altıoklar prodüksiyonu olan “Kız Takımı” televizyon dizisinde “Dibini Gör” bestesi ve performansıyla yer almıştır. Ayrıca Fox Tv’de bir dönem canlı yayınlanan Osman Tan Erkır Tv adlı programda düzenli olarak sahne almıştır.

5 yıldır İstanbul’un en önemli klüplerinde canlı performanslarıyla son derece başarılı bir tablo çizen ASETON, kendi bestelerinin yanı sıra Türkçe ve yabancı pop ve rock parçalarını da kendilerine has tarzlarıyla yorumluyor.

Albüm kayıtlarını Dağhan Baydur yapımcılığı ve Rıza Erekli süpervizörlüğü ile Erekli – Tunç Stüdyoları’nda tamamlayan ASETON, 2011 Nisan ayında “Ben Böyle Albümün…” isimli ilk albümünü Müzikotek etiketiyle yayınladı.

Son olarak yenilenen yapımıyla Show Tv’de yayına başlayan “Siyaset Meydanı” programı jeneriğindeki performanslarıyla göze çarpan ASETON; Selin Yılmaz (vokal), Melis Soysal (gitar)’dan oluşurken, gruba bas gitarda Ezgi Özkan ve davulda Emir Çelt eşlik ediyor.

 

Aslı

26 Ekim 1977 İstanbul’da doğdu.İstanbul Üniversitesi Amerikan Kültürü ve Edebiyatı mezunu olan Aslı Gökyokuş, müziğe Özel Ortadoğu Lisesi’nde okurken kurduğu “Phoenix” adlı grubuyla başladı. Orta ve lise yıllarında grubuyla çeşitli okul aktiviteleri ve konserlerde bulundu. Liseyi bitirdiklerinde grup, birkaç eleman değişikliğiyle “Mary Jane” adını aldı. Aslı ve arkadaşları, önce Gitar Bar’da daha sonra da 3 yıl boyunca Kemancı’da, sevdikleri sanatçıların şarkılarını coverlayarak sahne aldılar. Bu süre zarfında “Mary Jane” ile çeşitli orgizasyonlarda da yer alan Aslı, 1.5 sene boyunca Teoman’ın vokalistliğini yaptı. Grubu birlikte kurduğu Ümit Özdemir’in ekonomi eğitimine öncelik vermesiyle Aslı kendisine solo bir kariyer edinmeye karar verdi.

1999 yılında Sony Müzik Türkiye ile anlaştıktan sonra Kargo grubundan Serkan Çeliköz ve Selim Öztürk ile albüm çalışmalarına başlayan Aslı, 2000 yılında “Neresindeyim” adını taşıyan ilk albümünü çıkarttı. Büyük beğeni toplayan bu albümden “Ölüm Kapımı Çalmasa da”, “Keşf-i Alem” ve “Sessizce” adlı şarkılara klip çekildi.

2004 yılının Ocak ayında “Su Gibi” adlı ikinci albümünü çıkaran Aslı, Serkan Çeliköz ve Ozan Öner’le birlikte bu albümün prodüktörlüğünü de üstlendi. Sözlerin hepsinin ilk albümde olduğu gibi Aslı’ya ait olduğu bu albümdeki bestelerin büyük bir bölümünde de yine Aslı’nın imzası vardı. Albüme adını veren “Su Gibi” nin ardından orijinali Hümeyra’ya ait olan “Kördüğüm” ile söz ve müziği Aslı’ya ait olan “Tüm Şehir Ağladı”ya klip çekildi. Aslı 2000 yılında çıkardığı albümden sonra birçok festival, turne ve konserde yer alırken, aynı zamanda 2004 yılında Sound Wave turnesinde de yer aldığı Coca Cola’nın “Hayatın Tadı” ve 2005 yılında Dimes Extra reklam müziklerini seslendirdi. Kendi albümlerinin dışında Haluk Levent’in “Arkadaş” ve Kargo’nun “Sen Bir Meleksin” adlı albümlerinde de yer alan Aslı, Tanju Eren’in 2006 yılında çıkardığı içinde Teoman, Harun Tekin, Nev, Koray Candemir gibi müzisyenlerin de olduğu “40″ adlı albümünde de, Tanju Eren’in “Hoşgeldin” adlı şarkısını seslendirdi.

2005 Ekim ayında Sony Müzik Bmg’den ayrılan Aslı, 2006 Mart ayında ise NR1 Müzik ile anlaştı. 2007 Mart Ayında “Söylediğim Şarkılarda Saklı” adlı 3.albümünü müzikseverlerin beğenisine sunan Aslı bu albümde yine Serkan Çeliköz’le çalıştı. Bütün şarkıların düzenlemelerinde imzası olan Serkan Çeliköz aynı zamanda albümün prodüktörlüğünü de üstlendi. Albümün çıkış şarkısı ise “Dans Etmeye İhtiyacım Var”. 2 klibi “Yardımcı Olmuyor” ve “Gitmiş Gibisin” şarkılarının klipleri takip etti.

 

Aslı Güngör

27 Eylül 1979′da İzmir’de dünyaya gelen Aslı Güngör, TRT İzmir Gençlik korosuyla başlayan müzik yolculuğunu, Dokuz Eylül Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Müzik Bilimleri bölümündeki ögrencilik yıllarında yaptığı sahne çalışmalarıyla profesyonel anlamda sürdürdü. Diğer yandan yıllardır bestelediği şarkıları için stüdyo çalışmalarına başladı…

İzmir’de bestelediği ve 2007 yılında stüdyo kayıtlarını tamamladığı şarkılarından “Kalp Kalbe Karşı” ve “İzmir Bilir Ya” ile büyük ses getiren, farklı ses rengi, güçlü yorumu ve besteci kimliğiyle dikkatleri üzerine çeken, şarkıları birçok karma albüm ve tv dizilerinde yer alan Aslı Güngör, 35. Altın Kelebek Ödüllerinde “En iyi çıkış yapan solist” ödülünü aldı. Aslı Güngör’ün fenomen olan “Kalp Kalbe Karşı” şarkısı; Radyo Yayıncıları Derneği RAYAD tarafından düzenlenen “Radyonun Yıldızları Dinleyici Oylaması”nda 2008 yılında “Radyonun Şarkı Yıldızı” seçildi ve dünyaca ünlü Buddha Bar serisinin “Buddha Bar 11″ isimli albümünde yer alarak, 2009 Mart ayında tüm dünyada müzikseverlerle buluştu…

Legal olarak “Kalp Kalbe Karşı”nın 1.150.000 satış rakamı elde etmesiyle 2008 yılında birinci olarak “MÜYAP dijital satış şampiyonu” ödülünü aldı…

2009 Ocak ayında yayınladığı ve kendi adını verdiği albümü “Aslı Güngör 2009″da yer alan “Son Öpücük” ve “Aşk Her Şeye Değer”in yanı sıra tüm şarkıları büyük ilgi görerek resmi MÜYAP verilerine göre 2.700.000 dijital satış rakamıyla rekor kırdı, 2009 yılında da yine dijital ortamda “şarkıları en fazla indirilen sanatçı” oldu…

Atiye

Annesi Hollandalı, babası Türk olan Atiye Deniz, 22 Kasım 1988 tarihinde Almanya’nın Bremen şehrinde doğmuştur. İlkokul öğreniminin ilk yarısını Bremen’de, ikinci yarısını ise İzmir’de okumuş, daha sonra birer yıl A.B.D. ve Hollanda’da okuyan Atiye Deniz, Fransa’da da kısa bir süre bos kaldıktan sonra doğup büyüdüğü kentte, Bremen’de liseyi tamamlamıştır.

Çocukluk yıllarından itibaren müzikle içiçe olan şarkıcı, 6 yaşında piyano derslerine başlamıştır. 10 yaşında ise bir Bulgar piyanisti ile müzik çalışmalarını sürdürmüştür. Ailesinden gelen müzik kültürü ve babasının çaldığı darbuka tınıları ile beraber müzik çalışmalarını hızlandırmış ve henüz 19 yaşında ilk stüdyo albümü “Gözyaşlarım”ı 1 Mart 2007′de çıkarmıştır. Albümde hem İngilizce hem de Türkçe şarkılar söyleyen Atiye, çıkış parçası “Don’t Think” ile internette kısa zaman içerisinde popüler olmayı başarmıştır. Bu şarkısıyla 2007 yılında düzenlenen geleneksel Kral TV Video Müzik Ödülleri’nde “En İyi Çıkış Yapan Kadın Sanatçı” ödülünü almayı başarmıştır.

24 Mart 2009′da ise “Atiye” isimli 2. stüdyo albümünü Sony BMG etiketiyle piyasaya süren sanatçı, bu albümün ilk video klibini Murad Küçük yönetmenliğinde “Muamma” isimli parçasına çekmiştir. Bu şarkısı “Billboard Türkçe Top 20 Listesi”nde 5 numaraya, MTV Türkiye’nin 5+TR listesinde ise, ilk haftasında 1 numaraya kadar yükselerek sanatçının ilk defa bu listelere giriş yapmasını sağlamıştır. Bu albümde ayrıca bir Nazan Öncel şarkısı olan “Aşkına Da Sana Da” ve Teoman ile düet yaptığı “Kal” isimli parçalar da yer almış ve radyolarda kendilerine yer bulmaya başlamışlardır. Albümün ikinci video klibi ise “Salla” isimli parça olarak belirlenmiş ve bu parçanın video klibi de yine Murad Küçük yönetmenliğinde çekilerek, haziran ayında gösterime girmiştir. Şarkı, Powertürk, Kral TV ve Number One TV’de 4, MTV Türkiye ve Billboard listelerinde 3 numaraya kadar yükselerek başarılı olmuşutur.

İkinci albümde yer alan bu iki single, yani “Muamma” ve “Salla” Balkan ülkelerinde de başarılı olmuş ve “Balkanika TV”de gösterime girmeyi başarmıştır.

Albümün üçüncü video klibi olarak Kasım ayında “Deli Ya” isimli şarkı seçilmiş ve bu videoya Kıbrıs Konseri görüntülerinden oluşan bir video klip çekilmiştir.

Albümün dördüncü video klibi ise şarkıcının Teoman’la düet yaptıkları şarkı olan “Kal” isimli şarkı olmuş ve şarkıya Gürcan Keltek yönetmenliğinde bir video klip hazırlanmıştır.

Aydan Kaya

19 Nisan Pazartesi, Koç burcunun tüm özelliklerini alarak sabah 09:00′da İstanbul’da dünyaya gelmişim.

Öğretmen olan annem ve anneannemle birlikte yaşarken, akrabam olan şaire Ceyda Görk ve Bertan Üsküdarlı’nın teşvikleriyle müzik dünyasına adım attım.

O dönem, küçüklüğümde bile sesim dikkatleri çekiyordu. Devlet operası’ndan Nilgün Serimoğlu’ndan şan dersleri aldım.

Bertan Üsküdarlı’nın yanında sahne deneyimine başladığımda henüz 16 yaşımda ve de lise öğrencisiydim.

Hafta sonları amatörce başladığım sahne deneyimim, daha sonra profesyonelliğe dönüştü.

2003 yılında tesadüfler ve sevdiklerimin emrivakileriyle Popstar yarışmasına Antalya’dan katıldım ve bu vesileyle tüm Türkiye tarafından tanınır oldum.

Popstar albümünde “Avuçlarım Kanıyor” adlı parçayı seslendirdim ve albümle “Altın Kelebek Jüri Özel Ödülü”‘ aldık. Akabinde Top 10 albümünde “Sen Mutlu Ol” adlı parçayı seslendirdim. Doğu Akdeniz Üniversitesi tarafından “Yılın Pop Starı” ödülüne layık görüldüm.

Mustafa Şevki Doğan’ın yönetmenliğini yaptığı Show TV’de yayınlanan “Rüyalarda Buluşuruz” dizisinde oynadım. “Tatlı Hayat” dizisinde de rol aldım. Son olarak Yağmur Ajans’ın yapımcılığını, Hilal Saral’ın yönetmenliğini üstlendiği KANAL D’de yayınlanan “Elveda Derken” adlı dizide 51 bölüm “Şeyda” rolünde yer aldım.

Kendi çabalarımla “Aşk Çıkmazı” adlı ilk albümümü yaptım. Bu yolda Serdar Ortaç ve Aşkın Tuna gibi isimlerin büyük desteği oldu. Birçok parçanın aranjörlüğünü Olcay Anar’ın yaptığı albümde Gündem Yaylı Grubu, Hüsnü Şenlendirici, Erdem Sökmen, Eyüp Hamiş, Ayhan Günyıl, Mehmet Akatay, Bülent Altıbaş (Kirpi Bülent), Umut Hoşgör, Yıldıran Güz gibi Türkiye’nin önde gelen müzisyenleriyle çalıştım.

Halen İstanbul Kültür Üniversitesi, İletişim Tasarımı Fakültesi, Oyunculuk bölümü 2.sınıfta okumaktayım.

Aydilge

Müzik denizine hiç vakit kaybetmeden balıklama dalıp, sekiz yaşında TRT Radyosu Çocuk Korusu sınavlarını kazanan Aydilge, ondört yaşında babasının yakasına yapışıp “Elektro gitar istiyorum!” diye tutturmasının sonucunda, ilk gitarını elde etti ve kendi bestelerini yapmaya başladı. Aydilge, “Küçük Şarkı Evreni” isimli ilk albümünü “Oyuncağı müzik olan bir kızın, sürprizlerle dolu oyuncak evi” olarak tanımlıyor.

Lisedeyken evinin garajını Amerikan gruplarına özenerek, prova stüdyosu haline getirmek için ailesine epey bir dil döken ve sonrasında da çeşitli bar ve etkinliklerde sahne alan Aydilge, Ankara’da kalmaktan ve cover yapmaktan tatmin olamayacağını anlayıp üniversiteyi (birincilikle) bitirir bitirmez İstanbul’a taşındı. Müzisyenliğinin yanı sıra yazar olarak da iddialı tavrını sürdüren Aydilge’nin; “Kalemimin Ucundaki Düşler (1998)” Toplumsal Dönüşüm Yayınları, “Bulimia Sokağı (2002)” Remzi Kitabevi, “Altın Aşk Vuruşu (2004)” Everest Yayınları tarafından yayımlanan üç kitabı bulunuyor.

Şarkılarını son derece enteresan ve kendine has bir vokal tekniğiyle okuyan Aydilge, kitaplara dalıp müziği boş vermedi tabii. Pişirmekte olduğu müzik pastasının yapımında, usta aşçılığıyla ona eşlik eden aranjörü Atakan Ilgazdağ ile ciddi bir albüm hazırlığına girişti. Sonrasında da EMI’nin kapısını çalıp, “Bu pastanın tadına bakmaya ne dersiniz?” dedi. Rock hamuruyla yoğrulmuş, doğu motifleriyle kremalanmış, öyle her yerde bulunmayan bu alternatif pastayı afiyetle yiyen EMI ekibinden sonra, Aydilge şimdi aynı soruyu sizlere soruyor. “Küçük Şarkı Evreni” isimli bu pastadan kocaman bir dilim tatmaya nedersiniz? Kilo yapmaz, dişleri çürütmez, mutluluk ve enerji verir. Not: Çok hızlı yerseniz hazmı zor olabilir. Yavaş yavaş, tadını çıkara çıkara yemeniz tavsiye edilir. Kayıtları Raks Marşandiz Stüdyoları’nda Hakan Kurşun’un prodüktörlüğünde gerçekleşen albümdeki tüm şarkı ve sözler Aydilge’ye ait. Rock motiflerinin doğu ezgileri ve elektronik alt yapılarla uyumlu bir şekilde dans ettiği şarkılarda, Aydilge’nin kendine has vokali dikkat çekiyor.

“Küçük Şarkı Evreni” Nisan 2006′da EMI Müzik Türkiye etiketiyle yayımlandı.

Aykut Alan

“Deniz olmayan iklimde yetişmem ben”. Evet hep böyle derdim. İzmir’de büyüdüm. İlk öğretim, lise, üniversite derken İzmir Körfezi , hayallerime dar gelmeye başladı.

Çocukluğum Karşıyaka’da geçti. Hayalperest afacan bir çocuktum, ailem eminim yaramazlıklarımdan çok çekmiştir. Başlangıçta resim yapmaktı tutkum, evin duvarlarından başladım. Kurukalem, guaj, karakalem derken aynı dönemlerde yazmaya başladığım şiirler lise çağlarımda şarkılara dönüştü ve renkler yerini notalara bıraktı. Lise sonda babamın aldığı gitar, biten bir aşkın ardından hayatıma giren yeni bir sevgili gibiydi ve onunla hiç ayrılmadık. Üniversite yıllarında, soğuk kış geceleri arkadaş toplantılarında ya da sahne aldığım mekanlarda çaldım şarkılarımı. Yaz aylarında gitarımı sırtlayıp sahil beldelerine doğru düştüm yollara. Bazen kumsalda, bazen sahnede bir bar taburesinde, o geceyi benimle paylaşanlara söyledim. Kendi şarkılarımı kattım repertuar yapraklarına ama aklımda hep, sahnede sadece kendi şarkılarımı söyleyebileceğim günlerin hayali vardı.

Üniversite maceram Ege üniversitesinde Turizm eğitimiyle başladı. İlk demo kayıtlar, ilk albüm fikri o günlerde şu anki albümün prodüktörlüğünü ve düzenlemelerini yapmış olan Mehmethan’la tanışmamla başladı. Üniversite yıllarından macera diye söz etmeye başlamam sebepsiz değil. Ege’den mezun olduktan sonra, Dokuz Eylül Üniversitesinde buldum kendimi. Bu kez İktisat Fakültesindeydim ama uyurgezer misali. “Burada ne işim var?” diye kendime sora sora, çeşitli dönemlerde, çeşitli plak şirketlerinden gelen olumlu yanıtların bir projeye dönüşmesini bekleye bekleye yıllar geçti ve bu okulda bitti.

Deniz olmayan iklimde yetişmem diyen bu adam, bir kış mevsimi Kars’da askerlik görevini yaptı ve bahar biterken evine döndü. Bazen zamana yenilir insan, bazen denemekten bıkar, bazen yıllar akar gider ama bence kendine inanıyorsan hayallerinden vazgeçmemelisin. Her hayalin sonu beklenen başarı ve mutluluğu getirmeyebilir ama bence her sonuç, keşke demekten daha iyidir. Hayallerim beni İstanbul boğazının serin sularına taşıdı.

Albümün yapımcısı Dr. Ömer Aydın’la tanışmamı sağlayan yine Mehmethan oldu. Repertuar seçimi, albüm konseptinin oluşumu kısaca bu albüm projesinin hayata geçmesi aşamasında Başkanımız Ömer Aydın hep yanımızdaydı, maddi manevi hiçbir fedakarlıktan kaçınmadı.

Bu albümün mimarı saydığım Mehmethan’la, iki ay boyunca gece gündüz çalıştık, bunun yanında ardımızda sekiz yıllık bir çaba ve yılların biriktirdiği geniş bir repertuar vardı. Artık sizlerleyiz. ‘’Sen Giderken’’ adlı bu ilk albümümün, uzun yıllar sürecek bir birlikteliğin ilk adımı olmasını diliyorum.

Aylin Aslım

1976 yılında Almanya’da Lich adında küçük bir kasabada doğdu.

1994′ten itibaren İstanbul’un çeşitli canlı müzik mekanlarında yabancı coverlar söyledi.

1996′da beş kızdan oluşan “Zeytin” adlı rock grubuyla canlı müzik piyasasında dikkatleri çekti.

1998 Roxy Müzik Günleri’nde 2.’lik ve 1999 Roxy Müzik Günleri’nde Jüri Özel Ödülü kazandı.

1998′de “Süpersonik” adlı grubu kurdu ve oldukça alışılmadık elektronik alt yapılı parçalardan oluşan repertuarına karşın kısa sürede kendine has bir izleyici kitlesi yarattı.

2000′de “Gelgit” isimli alternatif elektronik pop albümünü Power Records’dan çıkardı.

2000′de müzikal direktörlüğünü yaptığı “H2000″ organizasyonunda, BUSH, Chumbawamba, GusGus, Lamb Jay Jay Johanson gibi dünya müzisyenleriyle aynı sahneyi paylaştı.

2001′den itibaren H2000, Creamfieds ve Rockistanbul gibi büyük organizasyonlarda ve Tindersticks, HIM, Placebo, Macy Gray ve Queen Adreena gibi büyük konserlerin açılışında sahne aldı.

2003′te Mor ve Ötesi, Athena, Bülent Ortaçgil, Vega, Feridun Düzağaç, Bulutsuzluk Özlemi ve Koray Candemir’le birlikte “Savaşa Hiç Gerek Yok” single’ında yer aldı.

2003′ten itibaren elektronik sound üzerine kurulu ilk albümünün şarkılarını sahnede “Süt’lü” adını verdiği proje dahilinde, sert rock versiyonlarıyla söyledi.

2003′te ilk albümünde yer alan “Senin Gibi” isimli şarkısı Yunanlı pop müzik sanatçısı Teresa tarafından Yunanca yorumlandı. Teresanın albümü 2005 yılı içerisinde Türkiye’de de yayınlanacak.

2004′te Murathan Mungan’ın “Söz Vermiş Şarkılar” albümünde “Kimdi Giden Kimdi Kalan” şarkısını yeniden yorumladı.

2004′te DJ Mert Yücel’le birlikte yaptıkları “Dreamer” adlı İngilizce single İngiltere’de Baroque Records UK tarafından yayınlandı ve İngiltere’de Balance Chart UK’de 3 numaraya, Amerika’da Balance Chart USA’de 1 numaraya kadar yükseldi.

2004′te Fatih Akın’ın “Duvara Karşı” filminde ilk albümünden “Senin Gibi” adlı şarkısı yer aldı.

2005′te Teoman’ın “Balans ve Manevra” filminde rol alan Aylin Aslım, filmin Pasaj Müzik tarafından yayınlanan soundtrack’inde Teoman’ın “Bazı Yalanlar” isimli parçasını yorumladı.

2005′te Bulutsuzluk Özlemi’nin “Felluce-Bağdat” adlı single albümünde “Bağdat Kafe” adlı şarkıda vokalde Nejat Yavaşoğulları’na eşlik etti.

2005′te Kutluğ Ataman’ın çektiği “İki Genç Kız” filminin soundtrack’inde ilk albümünden “Keşke” adlı şarkısı yer aldı.

Aynur Doğan

Aynur, 1975 yılında Tunceli’nin Çemişgezek ilçesinde doğdu. İstanbul’da ASM müzik okulunda bağlama ve müzik eğitimi aldı. Begüm Erdem ve Aşkın Metiner’le şan çalıştı. 2002 yılında ilk albümü “Seyir” yayınlandı. Metin – Kemal Kahraman, Grup Yorum, Lütfü Gültekin, Anjelika Akbar, Orient Expressions gibi müzisyenlerin albümleri ve konser performanslarının yanı sıra televizyon ve sinema filmlerinde vokaliyle yer aldı. Yurtiçi ve yurtdışında Kürtçe ve Türkçe dinletiler verdi. “Keçe Kurdan” adlı albümü, 2004 yılında Kalan Müzik tarafından yayınlandı.

2005 yılı Mayıs ayı içerisinde, Hollanda’nın en iyi nefesli gruplarından birisi olan Nederlands Blazers Ensemble ile birlikte ilki Belçika’da olmak üzere altı konser veren Aynur, Hollanda’nın değişik kentlerinde gerçekleştirilen konserlerde yoğun ilgiyle karşılandı. 2005 yılının Temmuz ayında İspanya’da gerçekleştirilen “Türkiye Festivali”nde yer alan Aynur, Sezen Aksu, Erkan Oğur, Kardeş Türküler, Mercan Dede, Burhan Öçal’ın da katıldığı festivalde üç konser verdi.

Aşkın Nur Yengi

3 Temmuz 1970 yılında İstanbul’da doğdu. İlk öğrenimini Erenköy ilkokulunda tamamladı. Ortaokul öğrenimine Türk Musikisi Devlet Konservatuarı’nda çello öğrencisi olarak başladı, 11 yıllık bir öğrenim sürecinden sonra mezun oldu. 1981 yılında orta öğrenimine devam ederken Onno Tunç orkestrasında Sezen Aksu’nun vokalisti olarak görev almaya başladı.

1986 yılında Harun Kolçak ile birlikte Eurovision Şarkı Yarışması’nda “Haydi Söyle” adlı şarkıyla bireysel olarak boy göstermeye başladı. Bu yılı takiben 1987 Kuşadası Altın Güvercin Şarkı yarışmasında “Yeniden”, 1988 Antalya Altın Portakal’da “Portakal çiçeği”, 1989 Çeşme Müzik Festivalinde “Artık Hiç Ağlama” adlı parçalarla uluslararası platformlarda birincilik ödüllerini kazandırdı.

 

1990 yılında “Sevgiliye” adlı ilk albümü, iki milyonluk trajı ile son dönemde çıkan ilk başarılı genç sanatçı olarak adını duyurmasını sağladı. Ardından gelen yıllarda, “Hesap ver”, “Sıramı Bekliyorum”, “Karaçiçeğim”, “Haberci”, “Aşk kazası”, Rafet El Roman ile “Peşindeyim” single’ı, “Aşkın Nur Yengi 2002″ ve son olarak “Yasemin Yağmurları” adlı abümlerini yaptı.

Almanya, Belçika, İngiltere, İsviçre, İsveç, Hollanda, ABD gibi birçok dünya ülkesine sayıları yüzleri aşan turnelere çıktı. Malta ve İngiltere’de klipler çekti. Aşkın Nur Yengi, başarılı albümleriyle sürdürdüğü müzik kariyerinin yanısıra yer aldığı değişik projelerle yelpazesini genişletti.

 

80′li yıllardan bu yana birçok reklam müziklerini seslendirdi. Kurtuluş adlı belegeselde Atatürk’ün akrabası Fikriye hanımı canlandırdı ve jenerik müziğini yorumladı. 2001 yılında Levent Kırca ve ekibiyle birlikte “Kadıncıklar” adlı tiyatro oynunda tiyatro sahnesiyle tanıştı. Aynı yıl yine Levent Kırca ve ekibiyle birlikte “Olacak O kadar Tv” adlı güldürü programında rol aldı ve ve bu süre zarfında programın müzik direktörlüğünü üstlendi. “Cesur Kuşku” ve “Baylar Bayanlar” adlı dizilerde oyunculuğunu ilerletti.

Barış Akarsu

29 Haziran 1979′da Zonguldak’ta dünyaya gelir. Annesi Hatice Hanım ve Babası Selahattin Bey’dir. İlk, orta, lise eğitimini küçük yaşlarda yerleştikleri Amasra’da tamamlar. Lisedeyken yelken sporuna gönül verir ve bu sporu Amasra Yelken Klübü’nde profesyonel olarak yapmaya karar verir.

Müziğe ilgisi küçük yaşlarda başlar. İlkokuldayken elinde blok flüt sokakta dolaştığını söyler. Ama esas müzikle tanışması Amasra’ya gelen müzisyenlerden etkilenerek çalmayı öğrendiği klavye gitar ve mızıkası iledir. Evlerinde Ruhi Su, Cem Karaca sürekli dinlenen sanatçılardır. Barış Akarsu, o dönemlerde dinlemeye başladığı 70′lerin 80′lerin rock, hard rock ve heavy metal grup ve sanatçılarını dinlemeye devam eder.

Antalya’da animatörlük ve müzisyenlikten sonra Karadeniz Ereğlisi’ne gelerek burada 4 yıl boyunca çesitli barlarda, yerel televizyon ve radyolarda programlar yapar. Bu dönemde televizyonda gördüğü Akademi Türkiye yarışmasının tanıtım reklamları dikkatini çeker ve bu yarışmaya katılır.

2004 Temmuzda Akademi Türkiye Yarışmasını 1. olarak tamamlar. Yarışmadan sonra uzun süredir gelmeyi ve yaşamayı düşündüğü İstanbul’a yerleşir ve müzik çalışmalarına burada devam eder. Akademi Türkiye Yarışması’ndan hemen sonra yurdun dört bir yanında sayısı 100′ü geçen çesitli konserler verir.

14 Ocak 2005′te Seyhan Müzik’ten Serdar Öztop’un prodüktörlüğü ile yaptığı ilk albümü “Islak Islak”ı piyasaya çıkarır. Bu albümden aynı yıl içerisinde “Islak Islak”, “Kimdir O” ve “Amasra” parçalarına klip çeker ve bunlar televizyonlarda müzik kanallarında yayınlanır.

17 Ağustos 2006′da Seyhan Müzik etiketli aranjör ve yönetmenliğini Ayhan Onurtaş, Ergin Altınel ve Ercüneyt Özdemir’in yaptığı “Düşmeden Bulutlara Koşmak Gerek” isimli ikinci albümü çıkardı. İlk klip parçasını da albümün ilk parçası olan “Vurdum en dibe kadar” isimli çıkış parçasına çekti.

Yeni albümünün ve beğeni ile izlenen “Yalanci Yarim” dizisinin çalışmalarını sürdürürken, doğumgünü olan 29 Haziran 2007′de Bodrum’da geçirdiği trafik kazasının ardından 6 günlük uzun ve umutsuz bekleyişin ardından komadan çıkamayarak, arkasında birçok sevenini yalnız bırakarak 4 Temmuz 2007 gecesi hayatını kaybetti…

Barış Manço

  • 1943 İstanbul Zeynep Kamil Hastanesi’nde doğdu.
  • 1958 15 yaşındayken, “Kafadarlar” adlı ilk müzik grubunu kurdu.
  • 1960 İkinci müzik grubu olan “Harmoniler”i kurdu.
  • 1962 İlk 45′liğini çıkardı.
  • 1963 Desen ve grafik sanatları eğitimi almak için Belçika’ya gitti.
  • 1964 Fransa’da üç şarkılık sansasyonel bir 45′lik plak çıkardı.
  • 1966 Paris’te iki yeni 45′lik plak daha çıkardı.
  • 1969 Türkiye’ye döndü ve Mazhar Alanson – Fuat Güner ile birlikte “Kaygısızlar” grubunu kurdu.
  • 1970 “Dağlar Dağlar” adlı şarkının sözlerini yazdı.
  • 1971 Amasya’da askerlik yılları başladı.
  • 1972 “Kurtalan Ekspres” grubunu kurdu.
  • 1975 “Baba Bizi Eversene” adlı ilk ve tek sinema filmini çekti.
  • 1976 Belçika’da Kurtalan Ekspres ile birlikte “Nick The Chopper” adlı albümünü çıkardı. Bu albüm tüm Avrupa’da büyük yankı uyandırdı.
  • 1979 Yılın Erkek Sanatçısı, Yılın Bestecisi, Yılın Grubu ödüllerini aldı.
  • 1981 “Sözüm Meclisten Dışarı” adlı albümün çıkması ile birlikte Barış Manço bir tutku haline geldi.
  • 1983 Yılın en iyi pop müziği sanatçısı seçildi. Aynı yıl, “Kazma” adlı şarkısıyla Eurovision’a katıldı ve elendi.
  • 1984 Türkiye’de, Belçika’nın reklamını yaptığı için müzik elçisi seçildi.
  • 1988 30.Sanat Yılını, “Ful Aksesuar ’88 Manço Sahibinden İhtiyaçtan” adlı albümüyle kutladı. Ayrıca, 7′den 77′ye adlı efsane tv programı yayın hayatına başladı.
  • 1989 TRT tarafından yılın en başarılı pop müzik sanatçısı seçildi.
  • 1990 “Darısı Başınıza” adlı albümü ile birlikte, başarılarının doruk noktasına ulaştı.
  • 1991 Türkiye Cumhuriyeti Devlet Sanatçısı Ünvanı’na layık görüldü.
  • 1996 Japonya’da büyük bir konser vererek, “Live In Japan” adlı albümünü çıkardı.
  • 1998 Aralık 1998′de 7′den 77′ye programının 378. bölümünü çekerek, Türk Televizyon tarihinde bir rekora imza attı. Bu, efsane tv programının son bölümüydü.
  • 1999 “Mançoloji” albümünün çalışmalarına başladı. Ancak, “Ömrümün Sonbaharında” şarkısında dediği gibi, son şarkısını tamamlayamadan hayata veda etti
  • Bendeniz
  • Bendeniz(Deniz Çelik) 25 Temmuz 1973 yılında İsviçre’de dünyaya geldi. Erenköy Kız Lisesi’nden mezun olan sanatçı, lise öğreniminin ardından yüksek öğrenim için doğduğu ülkeye yani İsviçre’ye gitti. Ardından Türkiye’ye döndüğünde bir arkadaşının doğum günü partisinde söylediği şarkı sayesinde Raks Müzik yetkilileri tarafından keşfedilen Bendeniz(Deniz Çelik), 1993 yılında Neslihan Yargıcı’nın yaratıcılığını yaptığı “Abajur kız” imajıyla ilk albümünü çıkardı. Garo Mafyan,Zeynep Talu gibi müziğin önemli isimleriyle çalışan Bendeniz ilk albümü ile yurtiçi ve yurtdışında ciddi başarılara imza attı.. Sanatçının albümü bir milyon tirajını geçen satışıyla, yılın en başarılı prodüksiyonlarından biri oldu. Türk pop müziğinin klasik albümlerinden sayılan çalışmanın ilk klibi “Ya Sen Ya Hiç” dünyanın en prestijli müzik kanallarından Mtv’de yayınlanan ilk Türk klibi oldu ayrıca Mtv’nin müzik yarışmasında Türkiye’yi temsil ederek ayrı bir başarı kazandı. Albümden “Ağlıyayım mı?”, “Sen Kaybettin”, “Müjdeler Ver” gibi çok sayıda hit çıktı…
  • İlk albümünde kazandığı büyük başarının ardından Türk popunun en başarılı erkek vokallerinden Harun Kolçak’la beraber Türkiye’nin ilk single çalışmalarından birine imza attılar. “Elimde Değil” ve “Sev Biraz” şarkıları ve versiyonlarının yer aldığı single, çalışması ıskender Paydaş aranjörlüğünde tamamlandı.. Ve büyük başarı elde etti..
  • Single çalışmasının ardından, sıra ikinci albümdeydi.. “Bendeniz 2″ albümü ilk albüme göre batı normalarına daha yakındı. Albümde yer alan 12 şarkıdan 10 tanesi sanatçının kendi imzasını taşırken, diğer şarkılar Ümit Sayın ve Murat Yeter’e aitti. Albümün aranjörlüğünü; Ozan Çolakoğlu, Murat Yeter ve geçtiğimiz yıllarda kaybettiğimiz Onno Tunç yaptı. Albümde Emel Müftüoğlu, Demet Sağıroğlu, Harun Kolçak, Yıldız Tilbe, Melis Sökmen gibi isimlerin vokal desteği vardı. “Gönül Yareler İçinde”, “Neler Olacak”, “80 Günde Devr-i Alem” gibi çok sayıda hit çıkaran albüm, unutulmaz şarkıları içinde barındırmaktadır..
  • İlk albüm, single ve ikinci albümün büyük başarılarının ardından “Bendeniz 3″ müzik marketlerdeki yerini aldı.. Albüm önceki albümlere göre daha sert bir alt yapıya sahipti.. “Güvendiğim Dağlara Kar Yağdı”, “Turnayı Gözünden Vurdum”, “Sana Mı Kaldım”, “Bir Gün İstersin” albümün ilk öne çıkan parçaları oldu.. Albümün düzenlemeleri Murat Yeter ve Ahmet Özden’e aitti.Bu albüm de basın ve radyoların gündemini uzun süre meşgul etti, güzel bir satış grafiği elde etti..
  • 1996 yılında çıkan üçüncü albümünün ardından bir süre basından uzak kalan sanatçı, bu süre içinde vokalisti Volkan Akyol’un albümünün prodüktörlüğünü üstlendi ve Volkan’a 10 şarkı verdi.. Volkan’ın albümü “Anoniniyolay” şarkısıyla uzun süre konuşuldu..
  • 1998 yılında “yaşanmış ve ilelebet yaşacak aşklarına” adadığı albümü “Bendeniz”den ile dinleyiciyle buluşan sanatçı, “Günahlar” şarkısıyla romantik bir dönüş yaptı.. Albümde Özkan Uğur, Cihan Okan vokalleri yer alırken, Bendeniz’un duru sesi ve artık zamanla daha da oturan sanatçı kişiliği takdir kazandı..
  • 1999 yılının son aylarında “Kurtulamıyorum” albümüyle karşımıza çıkan Bendeniz aynı zamanda çeşitli sorunlar yaşadığı şirketinden son albümünü çıkardı.. Albüm’e tek klip geldi ve geniş bir promosyon yapılmadı.. Çıkış şarkısı “Kurtulamıyorum” dönemin sıkı hitlerinden biriydi.
  • Bendeniz çok daha enerjik güçlü bir şekilde 2001 yılında sevenleriyle buluştu.. Albümün adı “Zaman” oldu ve hayranlarının uzun süredir bekledikleri albüm nihayet müzik marketlerdeydi.. “Satmışım”, “Zaman”, “Güzeller Güzeli” albümün başlıca hitleriydi..
  • Zaman albümünün ardından “Demedim Mi” albümü müzik severlerle buluştu.. Bu albümde 3 adet Cüneyt Çakım şarkısı yer alırken geri kalan parçalar yine Bendeniz’e aitti. Albümün çıkış şarkısı “Demedim Mi” oldu.
  • Bu süreç içinde yurt içinde üretken kişiliğini sergileyen Bendeniz aynı zamanda yurt dışında bir çok isme çok sayıda şarkı verdi.. Rai müziğinin önemli isimlerinden Faudel sanatçının “Güzeller Güzeli” şarkısını “Maina” adıyla yorumladı.. Lübnan’lı sanatçı Amel Hejazi Bendeniz’in Zaman şarkısı olmak üzere birçok şarkısını albümlerinde yer verdi ve bu sayede ülkesinde ciddi başarılar elde etti.. Myriam Faris’de Bendeniz’e ait çok sayıda şarkıya albümlerinde yer verdi.
  • Yurtdışı başarıları da hızla devam eden sanatçı 2005 yılında “Aşk Yok Mu Aşk” albümünü çıkardı.. Sözleri Aysel Gürel’e, müziği ise kendisine ait olan “Kırmızı Biber” şarkısı ile 2005 yılına damgasını vurdu.. Albümün ikinci klibi ve hiti de “Bu Bahar da” şarkısı oldu..Sanatçı bu albümüyle de uzun süre radyo listelerinde yer aldı.
  • Sanatçının kariyerinin 10. albümü “Değiştim” 2006′nın son aylarında piyasadaydı.. “Çatlat” şarkısıyla lanse edilen albümde, Harun Kolçak’la düet yaptıkları “Biri Var” şarkısı radyoların göz bebeği oldu. Albümde yer alan 10 şarkıdan dokuzu, yine Bendeniz imzası taşıdı.. Ayrıca Bendeniz, albümünde ilk kez bir cover şarkıya yer vererek “Kemancı” şarkısını okudu.
  •  
  • Bengü
  • Bengü, İzmir’de 1979 yılında dünyaya geldi. Müzikle ilk olarak İzmir Devlet Senfoni Orkestrası vasıtasıyla tanıştı. Orta ve lise eğitimini İzmir Özel Amerikan Lisesi’nde yaptı. Oliver Twist müzikalinde başrol oynadı ve müzikal sırasında tanıştığı İzmir Devlet Konservatuarının Genel Müdürü Müfit Bayrasa Bengü’ye 1 yıl boyunca şan dersleri verdi.
  • Müfit Bayrasa’nın bir bestesiyle 1996 yılında katıldığı Müyap ve Show TV tarafından organize edilen Pop Show Şarkı Yarışması’nda 2. oldu. Bu yarışma, jüride bulunan Kenan Doğulu ile tanışmasına vesile oldu. Kenan Doğulu’nun teklifi üzerine hem albüm çalışmalarını sürdürmek, hem de Marmara Üniversitesi İşletme Fakültesi’ndeki eğitimini sürdürmek için İstanbul’a yerleşti.

Bengü’nün albüm çalışmaları üç buçuk yıl devam etti. Bu çalışmalar sürerken, üç yıl boyunca Kenan Doğulu’ya vokalistlik yaptı. Akademi İstanbul, Şan bölümünde müzik eğitimi aldı. Bengü’yü ilk olarak Kenan Doğulu’nun vokalisti olarak tanıdık. İlk solo albümü Hoşgeldin ile çok beğenildi. Beş yıl sonra, 2005 yılında Bağlasan Durmam isimli ikinci albümünü çıkardı.

 

Berksan

Ben Kimim?

 

1979 Ankara doğumluyum. Müziğe ilkokul üçüncü sınıfta başladım.Babamın müzige olan ilgimi keşfetmesiyle,Ankara radyo evinin açtığı bir sınavla Türk sanat müzigi çocuk korosuna girdim.Özgen Gürbüz yönetiminde bes yıl çocuk korosunda çalışmalarımı sürdürdüm.Daha sonra Tuncay Yalın’dan şan dersleri almaya devam ettim.Solo olarak ilk sahne deneyimimi Ankara’da Cabare adlI gece clup da yasadım.Birkaç yıl sonra yine aynı clup da istek üzerine sahneye çıktım.Ve Istanbul’a doğru yola….

O gece beni dinleyenler arasında, beni bu hayalim için cesaretlendirecek ve teşfik edecek olan Fatoş Çinkitaş’la tanıştım. Macera böyle basladı…

Bundan yaklaşık iki hafta sonra su anki prodüktörüm Metin İlhan’la tanıstım.Tabi herşey bu kadar kolay olmadı.Ama ben kararımı vermiştim artIk ve İstanbul’a yerleştim.Albümde bulunan şarkıları hazırladığım süre içerisinde yaklaşık iki yıl boyunca büyük bir clup da vokal olarak çalıştım.Sonrasında stüdyoda uzun ve meşakatli bir çalışma ve ÇİLEK beni sizlerle bulusturdu.Dilerim hiç ayrılmayız…

İlk albümüm “Çilek”i tanımak ister misiniz?

Albümde 14 şarkı yer alıyor.Bu şarkıların 13′ü benim imzamı taşıyor.Fıstık,Allahım ve Gelincik adlı şarkılarımı müzikteki ruh ikizim olduğunu düşündüğüm ve albümünün aranjörlüğünü yapan dostum Mehmethan’la paylaştım.Albümde Yalnız Gezen adlı şarkıyı müzisyen dostum Aykut Alan’dan aldım.Albümümün Prodüktörlüğünü Metin İlhan üstlenmiştir.

Hedeflerim mi?

İlk olarak hedefim,kalplerinizde küçücük de olsa bir yer edinebilmek,şarkılarımı olabildiğince fazla kişiyle paylaşmak ve yenileri için enerji depolayıp yeniden stüdyoya girmek.Tabi bu arada Türkiye’nin neresinde olursanız olun sizin beni görmek istediğiniz her yerde konserler aracıyla sizlerle buluşmak.Ama en büyük hedefim gönüllerinizdeki yerimin kalıcı olabilmesidir.

Şarkılar Herşeydir.
Fazla söze gerek yok beni gerçekten tanımak istiyorsanız tüm samimiyetimle şarkılarımdayım…

Betül Demir

İstanbul’da terazi burcunda doğan Betül Demir; profesyonel müzik hayatına 16 yaşında henüz lise 2. sınıf öğrencisi iken başladı; back vocal çalışmaları ve söylediği reklam (jingle) müzikleri sayesinde otoritelerin dikkatini çekti. Solist olarak müzik yapmaya başladığı dönemlerde Müjdat Gezen Sanat Merkezi’ne girdi ve aynı dönemde Türkiye’nin en önemli hocalarından özel şan ve solfej dersleri de aldı. Aynı dönemlerde Aşkın Nur Yengi ve Demet Sağıroğlu gibi bir çok önemli yorumcunun albümlerinde de vokal yaptı.

Bodrum ve İstanbul’un en iyi mekanlarında uzun süre sahne programı da yapan Betül Demir hatırı sayılır bir hayran kitlesine sahip oldu ve ülkemizin en yetenekli genç bestecilerinden biri olan Sude Bilge Demir’in prodüktörlüğünde 2006 yılında çıkardığı ilk albümü Ayrılığın El Kitabı büyük beğeni topladı; Türkiye’nin en önemli besteci, aranjör ve söz yazarlarıyla çalıstığı bu albümden 4 şarkıya video klip çekildi ve ardından 2007 yılında çıkardığı sözleri Sezen Aksu’ya ait Başka Bir Şey (Dokunmak İstiyorum) şarkısı ile başarısını devam ettirdi.

2008 yılında çıkardığı Süper albümündeki 15 süper şarkı ve video kliplerle adından popun süper kızı diye söz ettirdi. Bu albümden; Süper Bir Fikrim Var ve Bütün Gece şarkıları aynı yılın en önemli hitlerinden oldu. Aysel Gürel, Sezen Aksu, Sude Bilge Demir, Caner Tepecik, Ozan Çolakoglu, Mustafa Ceceli albümlerinde çalıştığı önemli isimlerdir. Ayrıca albümlerinde sadece yorumcu olarak değil, besteci ve yorumcu kimliğiyle de sevilen şarkılara imza attı. Bu albümde yer alan Bütün Gece şarkısı hem Türkçe hem de İngilizce sözlerle Türkiye Bisiklet Turu şarkısı oldu ve son 2 yildir 132 ayrı ülkede şarkının İngilizce Ride’n Ride adiyla yayinlanmaktadir.

Kendi albümlerinin yanısıra bir çok önemli tribute ve compilation albümde yer aldı ve döneminin hit şarkılarını yeniden yorumlayarak büyük beğeni topladı. 3 Hürel albümünde seslendirdiği Gönül Sabreyle ve Hüseyin Karadayı albümünde yer alan unutulmaz bir Sezen Aksu klasiği olan Geri Dön ve bir Ajda Pekkan klasiği olan Gözünaydın en çok dinlenenler listesinde üst sıralara yerleşti. Sesi ve yorumuyla dünya müzisyenlerininde dikkatini çeken Betül Demir son olarak Buddha Bar serisiyle tüm dünyayı etkisi altına alan Claude Challes albümünde Geri Dön yorumuyla yer aldı.

Müzikal kariyerinine, yapmış olduğu başarılı albümlerle bir çok önemli kurum ve kuruluştan ödül alarak hızla devam eden Betül Demir; hafta içi hergün yayınlanan Unutma Beni dizisinin sevilen şarkısı Unutma Beni adlı şarkıyı da seslendirdi ve hayran kitlesini çoğalttı.

Müzikal eğitimi, sesi ve sahne enerjisi ile beraber geniş bir repertuara da sahip olan Betül Demir, konserlerinde kendi şarkılarının yanısıra, 5 ayrı dil ve değişik türde şarkılar söyleyerek sahnede de başarılarına yenilerini eklemeye devam ediyor.

Burcu Güneş

12 Ağustos’ta İzmir’de doğdu. Ailenin tek çocuğu olarak müzikle iç içe büyüdü. Şirinyer’de geçen çocukluk yılları ailesindeki ayrılıklar ve mücadelelerle geçti. Babasının müzikle dolu dünyasında küçükbir çocukken bile her an evde ve babasının çalıştığı yerlerde olan müzik provalarında pek çok şeye iştirak ederek, ilk bestesini 12 yaşında yaptığında gelecekte müziği seçeceğini göstermeye başlamıştı bile.

Sürpriz sayılmayacak ilk sahne deneyimine babasının işleri nedeniyle, İzmir’den Antalya’ya taşındıklarında 13 yaşında babasına vokal yaparak başladı. Aslında böylece profesyonel sahne çalışmalarına ilk adımını atmış oldu.

Bir süre sonra babası ile kurdukları Dio, Trio ve orkestralarla, büyük otellerde ve tatil köylerinde jazz ve pop müzik şarkıları söyledi. Burcu daha o yıllarda kendi dinleyici ve hayran kitlesini oluşturmaya başlamıştı. Çevresindekiler ve bu süre içerisinde onu duyan, dinleyemeye gelen insanlar küçük bir çocuktaki bu güçlü ses ve şarkı söyleme yeteneği karşısında büyük hayranlık ve şaşkınlıklarını gizleyemiyorlardı. Çoğu onu jazz söylerken bir İngiliz veya Amerikalı zannederek yanına yaklaşıp konuşmaya başlıyorlardı. “Zenci gırtlaklı beyaz kız” lakabı o günlerden kalan bir tanımlamaydı.

Annesi ve babası Burcu henüz 7 yaşındayken boşanmışlardı. Yıllarca annesine duyduğu özlemin birikimi sonucu 18 yaşına geldiğinde İzmir’e giderek onunla yaşamaya başladı. Aynı yıllarda İzmir 9 Eylül Devlet Konservatuar Müdürü Prof. Müfit Bayraşa’dan şan, artikülasyon ve solfej dersleri alarak kendini geliştirmeye devam etti. İzmir’in tanınmış Jazz klüplerinde ve bazı büyük otellerinde, yaz ayları Bodrum’da şarkı söylerken bir yandan Müfit Bayraşa ile çeşitli festivallere ve müzik yarışmalarına katıldı ve birçok ödül aldı. Aynı dönemde kendi söz ve bestelerini o yıl İzmir’e gelen dünyaca ünlü klasik piyanistimiz Burçin Büke’ye dinletti. Birlikte stüdyoya girerek her ikisine ait şarkılar oluşturup kayıtlarını hazırladılar.

Bu kayıtlar İstanbul’a Raks Universal plak şirketine gönderildi. Bir hafta sonra bu şirketten Galip Kayıhan ve Koral Sarıtaş’tan gelen teklifle acil olarak İstanbul’a ilk albümünü hazırlaması için çağırıldı.

1998 yılında Türkiye’nin en önemli müzik adamlarından Garo Mafyan, Nino Varon, Tanju Arıkan ve ekibiyle ilk albümü “Aşk Yarası”nı piyasaya süren Burcu, bu albümde ayrıca Gloria Gayner’ın söylediği “First be a Woman”
isimli şarkıyı Zeynep Talu’nun yazdığı Türkçe sözlerle yorumladı. Albümden 2 şarkı “Alimallah ve Yaşadık Bitmedi” Fransa’da “compilation” bir albümde yer aldı ve oldukça ses getirdi. 1998 yılının en iyi çıkış yapan bayan pop şarkıcısı oldu. Ülkemizin tanınmış sanatçıları, köşe yazarları ve büyükleri tarafından desteklenen, basına lansman kapağındaki “Güneş’in Kızı” Burcu artık Türkiye’deki üç önemli sesten biri sayılıyordu.

1999 yılında Amerika’da yaşayan müzisyen Melik Yirmibir ile ikinci albümün hazırlıklarına başladı. Bu albümünde daha farklı yönlerini ortaya koymak isteyen Burcu, dünyaca ünlü müzik adamı, besteci ve prodüktör Ara Dinkjian ile bu albümünde ortak bir çalışmaya girdi ve 5 adet Ara Dinkjian şarkısını yorumladı. Bu etnik müzik tarzıyla birleşmiş pop kültüründeki çalışma, Amerika’da dünyaca tanınan müzisyenlerin katkılarıyla tamamlandı. Davulda Horacio ‘El Negro’Hernandez, klavyede Jim Beard, perküsyonda
Arto Tunçboyacıyan bunlardan bazılarıdır. Kendi söz ve besteleriyle albümde üretici yanını daha da pekiştiriyordu. Erol Köse ile anlaşmaya varan ve şirketini, sözleşmesini yenileyen sanatçı albümü biraz da yeni ekibiyle tazeledi. Zenci gırtlağı ile tanınan Burcu Güneş bu çalışmasında pop tarzının dışına çıkan bir eser olan “Çile Bülbülüm” isimli Türk Sanat Müziği şarkısını başarılı bir şekilde icra etti ve Türkiye’de bu şarkının yıllar sonra yeniden çok popüler olmasına neden oldu.

2001 yılına kadar ikinci albümün hazırlıkları sürdü. Birçok müzisyenle işbirliği yapıldı.. Son yılların başarılı ismi Tufan Taş, aranjörlüğe ilk kez bu albümde başladı ve ilerleyen yıllardaki müzikal ortaklıklarının prodüktörlüğe varan yolu açıldı. İkinci solo çalışması “Tılsım” albümünde Erhan Güleryüz’ün “Biz Aşkı Meleklerden Çaldık” şarkısını yorumlayarak dinleyiciyi büyüledi. Albümün çıkış tarihinden sonra Burcu çok yoğun konserler vererek tüm Türkiye’yi ve birçok Avrupa ülkesini dolaştı. Bu albüm 2001 yılında 700.000′e yakın satarak o yılın en çok satan pop albümlerinden oldu. TAÇSAV’dan “Türk gençlerine örnek yaşam tarzı nedeni ile 2001 Yılı “İdeal Türk Genç Kızı” seçildi. (Genel Başkanı Doç.Dr.Hasan Acar). Kısacası ikinci albümü olan “Tılsım” aynı zamanda Burcu’nun her anlamdaki farklılığını inşa etmesini sağlayan yapı taşlarından oldu.

2002 yılında üçüncü albüm hazırlıklarına başlayan Burcu bu albümde ağırlıklı olarak (Ay Şahit, Sınıfta Kal,Uyan, Çarpar, Coğrafya, Alışmak, Uzağına Düştüm) kendi yazdığı şarkılarını kullanması, bestecilik ve söz yazarlığı alanındaki başarısını da tam anlamıyla gözler önüne serdi. “Executive producer” olarak Erol Köse ile çalışmaya devam etti.

Tufan Taş’la müzik direktörlüğünü ortak yaptıkları 2 yıl süren albüm çalismasindan sonra sanatçı 2004 yılında “Ay Şahit” isimli üçüncü albümünü piyasaya çıkardı. Albüm daha çıktığı ilk hafta Türkiye’de gündeme oturdu. Mert Ekren’in “Sahilden” şarkısında Ceza ile featuring yaparak Türkiye’de Rap müziğinde başka bir dönemin açılmasına sebep oldu. Gençlerin bu tarzı daha çok sevmesine yol açtı. Her şarkısı halk konserlerinde dinleyicileri tarafından hep bir ağızdan söylendi. Ardından şirketi ile anlaşmazlıklar yaşamaya başlayan ve T.M.S.F ihalesine kadar süren bir mücadele dönemi geçiren sanatçı, sözleşmesini ve sanatsal faaliyetlerinin haklarını kendisi satın alarak bir ilke ve özgürlük zaferine imza attı.

2006 sonuna kadar sessizliği süren sanatçı, 1,5 yıl üzerinde çalıştığı ve prodüktörlüğünü kendisinin üstlendiği “Ben Ateş Ben Su” ismini verdiği albümünü, Bülent Seyhan yapımcılığında çıkardı. Müzik direktörlüğünü Tufan Taş ve Mert Ekren birlikte yürüttü. Bu albümde aşk, özgürlük, yenilenme, sevgi, farkındalık, kendini sorgulama temalarını işledi.

Kendini yenilemek, geliştirmek için önce insanın iç dünyasından başlaması gerektiğini düşünen sanatçı, her anlamda yansımalarını gördüğü spritüel, metafizik alanlarında çalışmalara katıldı. Son birkaç yüzyıldır modernleşmenin ve maddeci bakışın, insanları gönül zenginliğinden ve ruha ait dinginlikten uzaklaştırma çabasına karşı, Mevlana felsefesi olan Mesnevi’ye ilgi duydu. Orta çağın ünlü düşünürlerinden Halil Cibran, bununla birlikte Osho ve Budizm felsefeleri de ilgi alanlarındandır.

Bugüne kadar Türkiye ve Avrupa genelinde 400′ü aşkın konser gerçekleştirirken her konserinde 20.000 ile 80.0000 bini bulan seyirci ile çok ciddi bir hayran kitlesine ulaşmayı başarmış ender sarkıcılardan biri olmuştur. Albümlerinin toplam tirajı 1.500.000.000 milyon adet civarında satarak Türkiye ve yurtdışında birçok Avrupa ülkesinde satışa sunulmuştur.

Can Bonomo

İzmirli Can Bonomo, müziğe 8 yaşında gitar çalarak başladı. Ortaokul ve lise boyunca sürdürdüğü müzik çalışmalarına İstanbul’da devam etti. 17 yaşında İstanbul semalarına açılmaya karar veren Bonomo, müzik dünyasına ses prodüksiyonculuğu yaparak atıldı. Bilgi Üniversitesi’nde Sinema – Televizyon Bölümü’nde okuyan Bonomo, üniversite yıllarında Radyo Klas, Number One FM ve Radio N101′de radyoculuk yaptı. Daha sonra, televizyona geçerek Number One TV ve MTV’de televizyon programları hazırladı. Televizyonculuk kariyeri süresince çeşitli reklamlarda rol aldı.

Müzisyenlik kariyeri, Irwin Welsh’in “Porno” adlı kitabının ilk yaprağına sardığı demosunu Can Saban’a gönderdiğinde yeni bir boyut kazandı. Lise ve üniversite yıllarında amatör müzik gruplarıyla İzmir ve İstanbul’da birçok konser veren Bonomo, sonunda “Hazırım” diyerek ilk albümü için kolları sıvadı.

Yaklaşık iki yıllık hummalı bir hazırlıktan sonra da Ocak 2011′de Can Saban’ın yapımcılığı ile ilk albümü “Meczup”u yayınladı. Can Bonomo ve ilk göz ağrısı “Meczup”, 24 Ocak’ta Babylon’da düzenlenen bir geceyle dinleyicileriyle buluştu.

Candan Erçetin

1991 yılında İstanbul Belediye Konservatuarı Şan Bölümü’nü bitirdi. 1986 yılında Norveç Oslo’da düzenlenen Eurovision Şarkı Yarışması’nda Klips ve Onlar grubunun bir üyesi olarak ülkemizi temsil etti.

 

1994′te Kanal D’de 17 hafta süren “Kol Düğmeleri” adlı magazin programının sunuculuğunu yaptı. 1995 yılında da Numberone TV’de haftada beş gün yayınlanan, 65 bölümden oluşan “Randevu” adlı sohbet programını sundu. 1995 Ağustos’unda Trakya ve Makedon ezgilerinden oluşan “Hazırım” adlı ilk solo albümünü çıkardı. Albüm, aynı yıl Alem FM’in “yılın en iyi satan pop albümleri” listesinde yer alarak ödül kazandı.

 

1996 Temmuz ayında “Sevdim Sevilmedim” adlı, Türkiye’de yayınlanan ilk remix albüm çalışması ile büyük başarı kazandı. 1996 yazında sanatçı, iki halk konseri ve Yapı Kredi Bankası Gençlik Festivali çerçevesinde Rumeli Hisarı’nda konser verdi.

 

1997′de “Çapkın” adlı ikinci solo albümünü çıkardı. Bu albümde kendi bestelerine de ağırlık veren sanatçı, albümde yer alan “Yalan” parçasıyla 1998 Kasım ayında İstanbul FM’in “en çok istek alan şarkı” ödülünü aldı. 1997 sonbaharında Hollandalı bir World Music organizatörünün teklifi ile, biri Utrecht Tivoli’de diğeri Amsterdam Paradiso Konser Salonu’nda olmak üzere iki konser verdi.

 

1998 yılı Haziran ayında 2. Boğaziçi Festivali’nin açılışını Cemal Reşit Rey Senfoni Orkestrası eşliğinde gerçekleştirdi. 1998 Ağustos ayında “Oyalama Artık” adlı 2. remix albüm çalışması yayınlandı. Ekim 1998′de “Her Aşk Bitermiş” adlı parçasının klibi, Fransız MCM müzik kanalının düzenlediği “Nuit Du Clip”II. Akdeniz Video Müzik Ödülleri’nde “En İyi Yönetmen” ödülüne layık görüldü.

 

Mayıs 1999′da Bremen die Glocke konser salonunda, Haziran 1999′da Frankfurt’ta ve Fas’ta solo konserler verdi. Ekim 1999′da Paris Olympia’ da depremzedeler yararına gerçekleştirilen karma konsere şarkılarıyla katıldı ve programın sunuculuğunu üstlendi. Ocak 2000′de “Elbette” adlı 3. albümü çıktı. Albüm, 2000 yılının satış listelerinde bir numaraya yerleşti.

 

Mayıs – Ekim 2000 tarihleri arasında 8 konserlik yaz turnesini gerçekleştirdi. Temmuz 2001′de, 2.500 adetlik sınırlı sayıda üretilen ve orijinal imzası bulunan “Unut Sevme” remix albüm çalışması satışa sunuldu. Mayıs – Ekim 2001 tarihleri arasında, Doğu illerini de kapsayan 20 konserlik Anadolu turnesini gerçekleştirerek 62.000 dinleyiciyle buluştu.

 

TV’de 2001 Kasım ayında başlayan 13 bölümlük “Günlük Hayat” adlı canlı televizyon programının yapımını ve sunuculuğunu üstlendi. Mayıs 2002′de “Neden” adlı 4. albümü satışa sunuldu. Çoğunluğu kendi söz ve bestelerinden oluşan albümde 12 şarkı yer alıyor. Ocak 2003′te Fransız chansonlarını yeni düzenlemelerle yorumladığı “Candan chante hier pour aujourd hui” albümü piyasaya çıktı.

 

Yine 2003′te “Neden” albümünden şarkıların remixlerinin yanı sıra Bosna – Hersek, Avusturya, Türkiye ortak yapımı Gori Vatra adlı filmin müziği olan “Yazık Oldu” adlı şarkının da yer aldığı Remix albüm piyasaya çıktı.

 

Haziran 2004′te “MELEK” isimli albümü dinleyicisiyle buluştu.

 

Candan Erçetin, aynı zamanda Galatasaray Lisesi’nde öğretmenlik görevini de sürdürmektedir.

Demet Akalın

Gölcük’de doğan Demet Akalın ilköğretim ve lise öğrenimini Gölcük’te büyük başarıyla bitirdi. Ve Gölcük Barbaros Hayrettin Lisesinden lise diplomasını büyük mutlulukla aldı. İlkokul yıllarında gazeteci ya da öğretmen olma hayalleri kurardı. O zamanki Üniversite sınavı şartları günümüze göre daha zor olduğu için hayalleri suya düştü.

Ne yapacağım ne yapacağım diye düşünürken annesinin elinden tutmasıyla soluğu Yaşar Alptekin’in mankenlik kursunda aldı ve arkası geldi. 1990 senesinde Mayo Güzeli seçildi. Ardından Neşe Erberk’te mankenlik yapmaya başladı. Hani o zamanlarda mankenlik ciddi ve iyi bir meslekti. Büyük performansla mesleğini sürdürürken bir gün sesinin güzelliğinin farkına vardı ve mankenlikte zirvedeyken “hadi bir de şarkı söyleyeyim” dedi ve en iyi gazinolarda dev isimlerin kadrosunda başladı yeni mesleğini icra etmeye…

Başardığını düşündüğü bir zamanda “hadi bir albümün olsun” dedi ve “Sebebim” adlı albümünü piyasaya çıkardı, işler yolunda gitti yani başarıya bir başarı daha eklendi ve artık mankenliği bırakıp tamamen şarkı söylemeyi seçti.

Daha sonra da “Senin Anan Güzel mi?” dedi ve ilk single çalışmasını çıkardı. O ekstra senin bu exstra benim derken artık sahnelerin bir parçası oldu. Sonrası mı? “Unuttum” dedi ve 3. albüm çalışmasını müzik severlerin beğenisine sundu. İyi de tepkiler aldı ve kendini bir kez daha kanıtlamış oldu. Uzun ve sıkı bir çalışma sonunda, radyolarda ve clublerde en çok istek alan albümü “Banane” ile müzik kariyerini sağlamlaştırdı.

2006 yılında müzik marketlere sunduğu “Kusursuz 19″ albümüyle başarısını ileriye taşıdı ve Türk Pop müziğinin en beğenilen bayan vokalleri arasında yerini aldı…

Haziran 2007′de çıkardığı “Tatil” isimli single albümü ve Mart 2008′de müzik marketlere sunduğu son albümü “Dans Et” ile zirvedeki yerini korumaya devam ediyor…

Demet Sağıroğlu

Bilkent Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Grafik Bölümü’nde okurken, girdiği sınavda birinci olunca aynı üniversitenin Müzik ve Sahne Sanatları Fakültesi Şan Bölümü’ne burslu olarak yatay geçiş yaptı. Daha sonra İTÜ Devlet Konservatuarı Şan Bölümü’nde de okudu.

 

1989 yılında, Eurovision Şarkı Yarışması’na katılan Kayahan’ın “Ve Melankoli…” isimli şarkısına vokal yapmasıyla profesyonel müzik yaşamı başlamış oldu. İlk albümünü çıkardığı 1994 yılına kadar Kayahan’a vokalistlik yapmaya devam etti.

 

1990 yılında, Kayahan ile birlikte seslendirdikleri “Gözlerinin Hapsindeyim” isimli Kayahan şarkısıyla Eurovision Şarkı Yarışması Türkiye Seçmeleri’nde birinci oldular. 1993 yılında, Şehrazat’ın bir şarkısıyla katıldığı Pop show Şarkı Yarışması’nda ikinci oldu.

 

1994 Eylül ayında çıkardığı “Kınalı Bebek” albümü ile Türk Pop Müzik Dünyası’nda kalıcı olacağının sinyalini verdi; üstelik sadece yorumcu olarak değil, söz yazarı ve besteci kimliğiyle de küçümsenmeyecek bir başarı kazanarak. Zira bu albümde Arnavut Kaldırımı, Hazan Mevsimi, Yadigar, Gönlünce Yaşa gibi dillerden düşmeyen şarkılar Demet Sağıroğlu’nun imzasını taşıyordu.
1996 yılında çıkan “Şikayetim Var” adlı albümünün prodüktörlüğünü Kayahan yaptı. Ve bu konuda titizliği çok iyi bilinen Kayahan’ın albüme koyduğu Demet şarkıları; Söyle, Haydi Gülümse…

 

1998 yılında “Zeki Müren İçin Bir Demet Yasemen” müzikalinde Belgin Doruk rolünü oynadı. 1999 yılında Yağmur Ajans yapımı “Nilgün” dizisinde başrol oynadı.

 

2000 yılında Nino Varon prodüktörlüğünde dördüncü albümünü çıkardı; “Papatya Falları”… Albümün beğenilen şarkılarında yine Demet Sağıroğlu imzası vardı; Savruldum, Misafir…

 

Demet Sağıroğlu kendi albümleri dışında; Aşkın Nur Yengi, Nalan gibi sanatçıların albümlerine de şarkı verdi. 2004 yılında “Korkum Yok” isimli albümünü çıkardı. Korkum Yok, Bye- Bye Sevgilim, Yar Diye Diye, Bulur muyum, Herşeyim… Söz yazarı veya besteci olarak imzasını attığı, albümün iddialı şarkıları… Özlenen Demet Sağıroğlu şarkıları…

Deniz Seki

01-07-1970 Istanbul doğumlu. Küçük bir kızken şarkı söylemeye başlayan Deniz, annesi tarafından “Koca kız oldu hala şarkı söylüyor!” şeklinde tanımlanıyor.

İdealist bir yapıya sahip olan Deniz Seki ilkokulu Maçka Süheyla Artem, orta ve lise egitimini de yatılı olarak Çamlıca Kız Lisesi’nde okudu. Okulu bitirdikten sonra; LCC ve Christian Dior’dan aldığı sertifikalarla Estetisyen ve güzellik uzmanı olarak çalıştı. Fakat kendisini güzelleştirmekten daha çok keyif aldığı için işini ancak 1 yıl sürdürebildi.

Ardından; TRT İstanbul Televizyonu’ndaki sunuculuk sınavlarına katılarak sunucu olmaya karar verdi. Bunda da başarılı oldu. Sunuculuk mesleği yerini Deniz Seki’nin içinde her zaman var olan müzisyenliğe bırakabilmesi için keşfedilmesi gerekiyordu ve bu olay 1993 yılında Melih Kibar’la tanışması sonucu gerçekleşti.

Tesadüfler sonucu Melih Kibar’la tanıştı ve sesini dinlemesini rica etti. Kendisi de Deniz’i stüdyosuna davet etti. Kısa bir süre sonra reklam filmleri seslendirmeye başladı. Böylece sanat hayatındaki önemli adımlardan birini başarılı bir şekilde atarak yoluna, Kenan Doğulu, Emel Müftüoğlu, Ege, Ferda Anıl Yarkın, Zuhal Olcay ve Yaşar gibi sanatçılara vokalistlik yaparak devam etti.

1995 artık kendisini solo olarak şarkı söylemeye hazır hissettiği yıldı ve Deniz PopShow 95 adlı şarkı yarışmasına, ilk yazmış olduğu parçayla katıldı ve 1. oldu. Eline geçen bu önemli fırsatı hemen değerlendiren Deniz Seki, 1 yıl süren bir çalışma sonunda “Hiç Kimse Değilim” adlı ilk albümüyle müzik piyasasına atılmış oldu.

Daha sonra yaşamış olduğu duygu yoğunlukları karşısında söz yazarlığı ve bestecilik kimliğini farketti ve aklına gelen herşeyi sürekli kaydetmeye başladı. 25 Aralık 1999 tarihinde “Anlattım” adlı ikinci albümüyle yeniden hayranlarıyla buluştu. Bu albümde Deniz’in biraz daha büyüdüğü açıkça hissediliyordu. Bu albümdeki parçaların söz ve müzikleri çoğunlukla kendisine aitti. Ardından “Şeffaf” ve “Aşkların En Güzeli” albümleriyle sevenlerinin kalbindeki yerini sağlamlaştırdı…

Temmuz 2008′de Seyhan Müzik etiketiyle müzik marketlere sunduğu ve “Sahici aşklara ithaf ettiği” yeni albümü “Sahici” ile beğeni toplamaya devam ediyor…

Dilek Budak

İstanbul doğumlu. Üsküdar Musiki Cemiyetinde bir yıl ders aldı. Batı eğitimini Avni Uygun’dan aldı… Kısa bir süre gitar dersleri aldı… 200’e yakın kendisine ait söz ve bestesi var. İlk albümünde kendisine ait 5 söz ve bestesini yorumladı… İkinci albümü kendisine ait 5 söz ve beste olmak üzere 7 şarkının sözü kendisine ait…

“Müziğe atılmam lise yıllarında başladı. Artık kendi geleceğimi kararlaştırmak aşamasındaydım. Önce aile içinde müziğe ve yorumculuğa yatkın olduğum konusunda destek aldım. En büyük desteğim bu konuda annem ve ağabeyimden gördüm… ”

İlk albümü 2003 Nisan’ında yaptığı “Aşka Yürek Gerek” oldu.. Dilek Budak bu albümde yer alan “Aşka Yürek Gerek” şarkısıyla 2003 yılına damgasını vurdu.

Doğuş

1974 yılının 30 Haziran günü Almanya’da bir yaşam daha başlıyor. Aslen Rize İkizdereli olan bu küçük varlık, büyüdükçe anne ve babası arasındaki anlaşmazlıklar da geçen yıllarla beraber büyüyor. Ve Doğuş iki yaşındayken kaçınılmaz son “ayrılık” bir gün aileyi derinden sarsıyor. Fakat bir süre sonra anne ve baba belki çocuklarının, belki de yıllar önce birbirlerine duydukları aşkın hatırına yeniden bir araya geliyorlar. Aile, ilk iş olarak kendilerine uğursuzluk getirdiğine inandıkları Almanya’dan apar topar Türkiye’ye dönüyor. Yüreklerinde bir umut; vatanlarında her şeyin iyiye gideceğine, acı vatanın, gurbetin üzerlerine yağdırdığı mutsuzluklardan kurtulabileceklerini düşünüyorlar. Ama umutlar gerçekleşmiyor. Türkiye’de bu aile ocağının tütmesini sağlamıyor. Anne başka bir yaşamda, baba bilinmezlikte kaybolup gidiyor.Doğuş için de bambaşka bir dünyanın “yetiştirme yurdunun” kapıları açılıyor. Yetiştirme yurdunda geçen bir yıl boyunca onu evlat edinmek isteyenler oluyor. Ama o şiddetle reddediyor. “Hayır, bir gün annem gelip beni alacak” haykırışları dolduruyor müdürün odasını. Annesi ise hiç gelmiyor. Onun küçücük yüreğinin hasretle çırpışını hiç duymuyor. Ve bir gün babaannesi gelip onu buluyor. Sevgiyle bağrına basıyor. Babası ve annesi için ise “öldüler” diyor. Doğuş, babaannesine büyük bir sevgi ile bağlanıyor. Ta ki bir gün annesi çıkıp gelinceye değin…

Ebru Gündeş

1974 – İstanbul’da doğdu. İlkokulu Ankara’da okudu. Daha sonrada ailesiyle birlikte İstanbul’a gelen Ebru Gündeş, maddi imkansızlıkları yüzünden öğrenimini yarım bırakmak zorunda kaldı.

1989 – Küçük yaşlarda sesinin güzelliği çevresindekilerce fark edildi. Daha sonra bir yakınları, o sıralar kurulma aşamasında olan Raks Neşe müzik’in ortağı Neşe Demirkat’a Ebru Gündeş ve annesi Müjgan Kumartaşlıoğlu’nu götürerek görüştürdü.

1990 – Bu muhteşem sesi Türk halkının beğenisine sunmak istediğini söyleyen Neşe Demirkat, Ebru Gündeş’i ünlü prodüktör Koral Sarıtaş ve Selçuk Tekay’ın profesyonel ellerine teslim etti.

1991 – Koral Sarıtaş, sahne tecrübesi kazanması için Ebru Gündeş’in Emel Sayın’a vokal yapmasını istedi. Sayın’a bir ay vokal yapan Gündeş, ilk sahne deneyimini böylelikle yaşamış oldu.

1993 – Bu gelişmeleri takiben 1993 yılında ilk albümü “Tanrı Misafiri” çıktı. Ajda Pekkan’ın seslendirdiği bu şarkıyı Ebru Gündeş’in sesi ve yorumuyla dinleyenler onu benimsemekte güçlük çekmediler. Ve o günlerde “Bu kadar küçük bedenden, böylesine kuvvetli bir ses nasıl çıkar” diyenlerin hayranlıkları her geçen gün daha da arttı.

1994 – İlk albümüyle müzik piyasasındaki kalıcılığını ispat eden Ebru Gündeş 1.250.000′lik tiraj elde etti.

1994 – Bir anda Türkiye’nin gündeminde bomba gibi patlayan Gündeş’in bu başarısı ikinci albümü “Tatlı Bela” ile iyice perçinlendi.

1995 – Daha sonra üçüncü albümü “Ben Daha Büyümedim” diğer çalışmalarını takip eden başarılı bir albüm oldu.

1996 – Dördüncü albümü “Kurtlar Sofrası”.

1997 – Beşinci albümü “Sen Allahın Bir Lütfusun”.

1998 – Altıncı albüm “Dön Ne Olur” ile müzik marketlerdeki yerini alan Ebru Gündeş’in bu çalışması son dönemin en iyi satan albümleri arasında yer almaktadır.

1999 – “Dön Ne Olur” albümünün basın tanıtımı sırasında elim bir rahatsızlık geçiren Ebru Gündeş. 1 Aralık 1999 günü beyin kanaması teşhisiyle yattığı hastanede 2 ciddi ameliyat geçirerek 16 aralık 1999 tarihinde taburcu oldu.

2001 – 2001 yılında çıkardığı yedinci; “Ahdım Olsun” isimli albümünde Türkiye’nin en iyi söz yazarları, bestecileri ve aranjörleriyle çalışan Ebru Gündeş albüm kalitesi ve tirajıyla müzik piyasasının gündemine oturmayı yine başarmıştı.

2003 – 2003 yılında ise “Şahane” albümü sevenleriyle buluştu. Sekizinci albümüyle bugüne kadar elde ettiği başarıyı ve satış grafiğini yakalayan Gündeş; bunun haklı gururunu taşıdı.

2004 – 2004 yılında dokuzuncu albümü “Bize de Bu Yakışır” ile sevenleriyle buluşur.

2006 – 2006 yılının aralık ayında çıkan onuncu albümü “Kaçak” ile müzik marketlerdeki yerini aldı, kariyerinin en güzel ve verimli günlerini yaşadığını söyleyerek son hız çalışmalarına devam etti.

2008 – 2 yıllık bir aradan sonra doğum günü olan 12 Ekim de “EVET” ismini verdiği albümünü sevenleriyle buluşturan sanatçı Kızıl Mavi, Ölümsüz Aşklar, Harika gibi birçok şarkısı yine dillerden düşmezken yeni albümünün çalışmalarına başladı.

2011 – Müzik Yönetmenliğini Taşkın Sabah’ın yaptığı; Ayla Çelik, Ersay Üner, Gökhan Tepe, Serdar Ortaç, Sinan Akçıl, Şebnem Sungur, Zeynep Talu ve Sezen Aksu’nun değerli eserlerinden oluşan “BEYAZ” adlı albümü müzik marketlerdeki yerini aldı.

Emre Altuğ

İstanbul Üniversitesi Devlet Konservatuarı Tiyatro Bölümü mezunu olan Emre Altuğ, ilk albümünden önce Türkiye’nin önde gelen pop starlarından Sezen Aksu, Sertab Erener, Levent Yüksel, Leman Sam ve Nilüfer’e vokalistlik yaptı. Sahne çalışmalarının yanında tiyatrodan da uzak kalmayan sanatçı albümünden önce 3 sezon Dormen Tiyatrosu’nda çeşitli oyunlarda rol aldı. 2000 yılı tiyatro sezonunda Haldun Dormen tarafından sahnelenen, başlıca rollerinde Perihan Savaş, Selçuk Yöntem, Bülent Kayabaş, Nilgün Belgün’ün yer aldığı çok geniş bir kadro ile sergilenen “Bir Kış Öyküsü” adlı müzikalde yer aldı. Yine ilk albümünden bugüne kadar geçen süre içerisinde önce Mustafa Uğurlu, Arzu Yanardağ ile birlikte “Asansör” adlı sinema filminde rol aldı. Daha sonra eski Türk filmlerinin yeniden çekilmesi projesinde yer alan sanatçı bu proje çerçevesinde “Ağaçlar Ayakta Ölür” ve “Halk Çocuğu” adlı TV filmlerinde rol aldı.

 

Müzik çalışmalarını film çalışmalarıyla birleştiren sanatçı “Asansör” filmi için hazırlanan sound-track albümde hem yorumu hem de söz ve besteleri ile yer aldı.

 

Film çalışmaları yanında televizyon çalışması da yapan sanatçı 2000 yılı içerisinde özel bir TV kanalında “Kedi” adlı dizide başrol oynadı. Yine müzik çalışmaları içerisinde Melih Kibar “Yadigar” albümü projesinde yer alan sanatçı bu albümde “Bir De Bana Sor” adlı parçayı seslendirmiştir. Albüm ve parça çok büyük bir ilgi görmüş, listelerde hep üst sıralarda yer almıştır.

 

Sanatçı “Kolay Para” adını taşıyan sinema filminde başrolleri Mustafa Uğurlu, Şebnem Dönmez ile paylaştı. Film Aralık 2002′de vizyona girdi. Sinema, tiyatro ve sahne çalışmalarının yanı sıra reklam filminde ve bir TV dizisinde rol almaktadır.

 

Sanatçı ilk albümden sonra geçen tüm bu süre içerisinde müzik çalışmalarına da ara vermeden devam etti. Türkiye’nin bir çok ilinde ve yurt dışında 100′e yakın konser veren sanatçı hayranlarıyla birebir buluşma fırsatı da yakaladı. Şırnak/Silopi’de konser veren ilk sanatçı olma özelliğini de elde eden sanatçı Türkiye’nin bir çok ilinde, üniversitelerde, festivallerde ve özel organizasyonlarda sahne alarak bir çok başarılı konsere imza atmıştır.

 

İlk albümü “İbret-i Alem” ile müzik piyasasına hızlı bir giriş yapan ve ayrıcalıklı bir yer kazanan Emre Altuğ, 21 Şubat 2003′de “Sıcak” adlı ikinci albümünü çıkardı. 2004 yılında müzik marketlerde yerini alan “Dudak Dudağa” albümü müzik kariyerinde önemli yer tutmaktadır.

Emre Aydın

2 Şubat 1981′de Isparta’da doğdu.

İlköğretimi Isparta’da tamamladı. Antalya Anadolu Lisesi’nden mezun olduktan sonra Dokuz Eylül Üniversitesi İktisadi İdari Bilimler Fakültesi İktisat bölümünde öğrenim gördü.
2002 yılında katıldığı SingYourSong beste yarışmasında grubu 6. Cadde’yle Türkiye birincisi oldu.

Aynı yıl Universal Muzik tarafından yayınlanan toplama albümde “Dönersen” isimli şarkısıyla yer aldı.

2003 yılında grubu 6. Cadde’nin ilk resmi albümü yayınlandı. Aynı yıl gruptan ayrıldı.

Solo kariyerinin ilk albümü “Afili Yalnızlık” Sony BMG Türkiye GRGDN işbirliğiyle Ekim 2006′da yayınlanıyor.

Eylem

1984 Londra doğumlu. R&B tarzında şarkıları, Mezzo Soprano ses ve 3 oktav vokal yeteneğine sahip. Vocal Tech School eğitim gördü. 2 yıl sanat kursunda sahne aldı.

(BTEC)”STEAMY KNIGHTS” isimli kız grubunda yer aldı. 2002 Eurovision şarkı yarışmasında son 8′e kalan şarkı First Night ile büyük ilgi topladı.

Black History Month Lewisham tiyatrosunda performansıyla başarı grafiğini yükseltti. Western Union Yunanistan reklam kampanyasındaki fotomodellik yaptı.

İngiltere’de yayınlanan ve raiting rekorları kıran X-faktör programı içerisinde yer alan pop star yarışmasında 50 bin kişi arasından ilk 50 ye kaldı.

Playstation reklamı, Kanal 4 reklamı, Lisa Roxanne, Streets, Third edge, Appleton Sister’ ın müzik videoları ve kısa film “Son Perde” de rol aldı…

Mazes & Wind Chimes : Physical Theatre’ da ( açık hava performansı) dans performansı sergiledi.

Ferhat Göçer

İstanbul Üniversitesi Tıp Fakültesi ve Devlet Konservatuarı Şan Bölümü mezunu Ferhat Göçer; iki yıl sözleşmeli olarak çalıştığı Devlet Opera ve Balesi’nden, doktor olarak tayininin çıktığı Şanlıurfa’da, mecburi hizmetini yerine getirmek üzere ayrılır.

İstanbul’a döndüğünde Haydarpaşa Numune Hastanesi’nde Genel Cerrah olarak göreve başlayan Göçer, kendine müzikte yeni bir hedef belirlemiştir: Türk Müziğini aldığı klasik eğitim ile birleştirip, dünyaya tanıtmak. Bu hedefi doğrultusunda çalışmalarına ve Genel Cerrahlığa bugün de devam etmektedir.

Ferhat Göçer, Dünya Opera repertuarından günümüz şarkılarına, Napolitanlardan Şansonlara, Rembetikolara; Türk Sanat Müziği’nin seçkin eserlerinden, Halk Müziğimizin örneklerine, Hafif Batı Müziği’nin nostaljik parçalarından günümüz müziğine kadar farklı müzik türlerini seyircisiyle buluşturan sıradışı bir müzisyen.

Ferhat Göçer’in kurduğu ve Türkiye’nin tek şahsa özel senfoni orkestrası olan Metropol Senfoni Orkestrası ile seyirci rekorları kıran konserler veren sanatçının ilk albümü 2005 yılının Ekim ayında yayınlandı ve listelerin zirvesinde yer aldığı bir satış grafiği çizdi. 2007 senesinde ikinci albümü “Yolun Açık Olsun” ile listelerin zirvesinden inmeyerek muzik piyasasının en önemli ödüllerini de toparladı. 3. albümü olan “Çok Sevdim İkimizi” ile yine muzik listelerinin üst sıralarında uzun süre kaldı.

Daha önceki üç albümü ile toplamda bir milyonun üzerinde albüm satışına ulaşan Ferhat Göçer, 4. albümü olan “Biz Aşkımıza Bakalım” adlı çalışmasında müzik dünyasının dev isimleri güç birliği yaptı. Sezen Aksu, Nazan Öncel ve Sinan Akçıl’ın ilk kez bir albümde bir araya geldiği çalışmanın aranjörlüğünü ise Ozan Doğulu üstlendi.

Ozan Çolakoğlu ve Selim Çaldıran’ın aranjelerini yaptığı Emre Plak etiketiyle çıkan sanatçının 5. albümü olan “Seni Sevmeye Aşığım” 2011 Ekim ayında müzik marketlerdeki yerini aldı. Albümdeki 7 eser, sanatçının kendi kurmuş olduğu besteniyolla.com adlı platform üzerinden gelen 14000 beste arasından seçildi.

Anadolu ezgilerini evrensel senfonik dünya müziği ile kaynaştırarak; farklı ve keskin tarzların bütünlüğünü ortaya çıkarmak Göçer’in başlıca hedefi. Ferhat Göçer, “Anadolu Aryaları” adlı projesi ile İstanbul’dan, Diyarbakır’a, Gaziantep’ten İzmir’e uzanan konserler gerçekleştirdi.

Türk Müziğinin dünyaya açılmasında öncü role sahip olmak isteyen Ferhat Göçer; Gino Castelli, Alessandro Safina, Al Bano Carrisi, Patrizio Buanne, Michael Bolton ve Emma Shapplin ile verdiği konserler ile farklı ülkelerin müziklerine uzanan köprüler kurdu…

Funda Arar

1975 yılında Ankara’da doğdu. İlk öğrenimini Ankara’da, orta ve lise öğrenimini babasının görevi nedeniyle Muğla ve Adapazarı’nda tamamladı. Müziğe olan ilgisi ve yeteneği küçük yaşlarda fark edilen Funda Arar, ilkokul 3. sınıftan itibaren mandolin ve solfej dersleri almaya başladı.1992 Yılında İstanbul Teknik Üniversitesi Türk Musikisi Devlet Konservatuarı sınavını ilk 5′in içine girerek kazandı. Okulu bitirdikten sonra iki yıl boyunca müzik öğretmenliği ve sahne çalışması yaptı.

2000 yılı Mart ayında sessiz sakin görünümlü hüzünlü gencecik bir kız üzerinde siyah bir manto güvercinler arasında “sokaktayım kimsesiz bir sokak ortasında / yürüyorum arkama bakmadan yürüyorum / yolumun karanlığa karışan noktasında / sanki beni bekleyen bir hayal görüyorum” diye haykırıyordu. Necip Fazıl Kısakürek’in şiiri “Kaldırımlar” şarkı olmuş ve Türkiye Funda Arar’ı bu şarkıyla tanımıştı. Güçlü sesi usta yorumuyla dikkatleri çekmişti .

Bu hüzünlü şarkının ardından Funda Arar “Aysel” le bizi 1950′li yıllara götürdü. O yılların atmosferinde ustaca Tango yapıyordu. Ardından “Sonu Yok Bu Aşkın” ile Funda Arar bu kez bir kumsalda yalnızlığı ve hüznü anlattı. 2001 yılının Şubat ayında ise Kıraç ile birlikte yaptığı düet albüm ile karşımıza çıktı. İlk kliplenen şarkı “Sevgiliye” oldu bu albümde. “Sevgiliye albümünün bir başka özelliği ise Funda Arar’ın bestecilik yönünü ortaya koyan ilk çalışma olmasıydı. Sözleri ve Müziği Funda Arar’a ait “Seni Düşünürüm” ün klibinin yayına girmesiyle birlikte çok daha geniş kitleler onu tanıdı ve sevdi.

Funda Arar’ın 2002 Mart ayında ikinci solo albümü Alagül‘ü müzik severlerin beğenisine sundu. Bu albümünden “Alagül” “Seninim” “Belki Bir Gün’ “Arapsaçı ” ve “Affet” şarkılarına klip çekildi. Bu albüm ile birlikte 2002 ve 2003 yılında Üniversitelerin Bahar şenlikleri, festivaller ve bayi toplantıları içeren yoğun bir konser dizisi gerçekleştirdi.

Magazin Gazetecileri Derneği’nden 2002 yılında Kıraç ile birlikte yaptığı Sevgiliye albümü dolayısıyla en iyi çıkış yapan sanatçı ödülü aldı. 2003 yılının ekim ayında üçüncü solo “Sevda Yanığı” albümü ile dinleyenlerine ulaştı. Bu albümüyle hayran kitlesini çoğaltan sanatçı, müzik dünyasında kalıcı olduğunu bir kez daha kanıtladı. Bu albümü ile Hürriyet gazetesi 31. Altın Kelebek yarışmasında en iyi çıkışı yapan sanatçı ödülünü aldı.

2006 yılında müzik marketlere sunduğu “Son Dans” isimli albümüyle çıkışını sürdüren Funda Arar, 2008 yılında en büyük rüyam dediği “Rüya” isimli TSM albümünü müzikseverlerin beğenisine sundu…

Gökçe Dinçer

Müzisyen bir babanın kızı olan Gökçe, İstanbul’da doğdu. Müzik hayatına ilkokul yıllarında aldığı piyano dersleriyle başladı, gelecekte müzisyen olacağının sinyallerini veriyordu. O yıllarda Konservatuar Piyano Bölüm Başkanı Ergican Saydam’dan özel dersler aldı. Ortaokul yıllarına geldiğinde gitara merak salan Gökçe, babasından gitar öğrenmeye başladı. Lise son yıllarında, şarkı sözleri yazmaya ve besteler yapmaya başladı Babasının müzisyenliği nedeniyle, tatil dönemlerinde sahne ve tiyatro kulislerinde vakit geçirme fırsatı bulan Gökçe, müziğin yanı sıra Şahika Tekand tiyatro okuluna giderek 2 yıl oyunculuk dersleri aldı. Yeditepe Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Sanat Yönetmenliği bölümünü kazanan Gökçe, bir yandan okuluna devam ederken diğer yandan müzik gruplarında şarkı söylemeye ve davul çalmaya başladı. Üniversiteden mezun olduktan sonra 2 yıl bir reklam şirketinde sanat yönetmeni olarak çalıştı. Bu süre içinde bir de kız grubu kuran Gökçe artık grubuyla konserler verip, bazı mekânlarda da sahne alıyordu. Aynı dönemlerde tamamıyla müzik yapmaya karar vererek sanat yönetmenliğini bıraktı ve 3 bayandan oluşan grubuyla davul çalmaya başladı.

Bu arada iyice biriken besteler, bir albüm yapmanın zamanının çoktan geldiğini işaret ediyordu. Gökçe, albümünün prodüktörlüğünü üstlenen “Alen Konakoğlu” ile stüdyo çalışmalarına başladı. İlk albümü “Böğürtlenli Reçel” kendine özgü alternatif pop tarzıyla 2007 yılının Haziran ayında Pasaj Müzik etiketiyle yayınladı. Albümün çıkış ve ilk video klip şarkısı “Aradım Seni” ile adını duyuran Gökçe daha sonra “Vay Be Ben Neymişim”, “Böğürtlenli Reçel”, “Her Gece”, “Seviyorum Özlüyorum” isimli şarkılarını da kliplendirdi.

25 Nisan 2009′da Pasaj Müzik etiketiyle ikinci albümü “Beş Kuruş Yok”u yayınladı. Albümde yer alan “5 Kuruş” isimli şarkısına çekilen video klibi ile başarılı bir çıkış yaparken “Hayat” ve “Anladım ki” video klipleri ile de bu başarısını sürdürdü.

2011 yılında ise yine Pasaj Müzik etiketiyle dijital platformlarda yepyeni şarkısı “TUTTU FIRLATTI”yı yayınladı. Kulaklarımıza aşina anonim bir Balkan eserini (Tutti Frutti) nakaratta kullanarak Gökçe’nin bestelediği şarkının sözlerini ise Gökçe, ünlü rap R&B şarkıcısı ESİN İRİS ile birlikte yazdı. Şarkı dijital platformlarda büyük başarı sağlarken, müzik listelerinde ise zirveye yerleşti.

2012 yılında ise yeni albümü “Kaktüs Çiçeği” 1 Şubat’ta müzik marketlerde yerini aldı. Dokuz şarkı bir remix olmak üzere toplam on şarkının yer aldığı albüm, konserlerin birbirini takip ettiği yoğun bir dönemde Alen Konakoğlu prodüktörlüğünde kaydedildi. Balkan müziğinin karakterini yansıtan, r&b, etnik ve pop rockı kendine özgü bir tarzda birleştiren bu albümde yine diğerlerinde olduğu gibi Gökçe’nin müzik ve sözleri yer alıyor. 70′ler tadında günümüz soundlarının kullanıldığı ve dinamik yapılı şarkıların ağırlıkta olduğu albümü Gökçe; samimi ve retro olarak tanımlıyor. Albümün ilk video klibi ise “Ne Yapardım” şarkısına çekildi.

Gökhan Keser

Gökhan Keser 1987 yılında İzmir’de doğdu. Eğitimini İzmir’de tamamlayan sanatçı, bu dönemde katıldığı Man Hunt İnternational yarışmasında Türkiye’yi temsil etti. 2005 yılında İstanbul’a gelen Gökhan Keser müzik kariyerine yönelik çalışmalara başlamak üzere hayatına burada devam etme kararı aldı.

Müzikal çalışmalarını devam ettirirken aynı zamanda kamera karşısına geçerek farklı projeler içinde de yer alarak sahne sanatları konusunda deneyim ve başarı elde etti. 2007 yılında müzikal eğitimi için şan dersleri de almaya başlayan Gökhan Keser, aynı dönemde Nükhet Duru, Zerrin Özer gibi isimlere albümlerinde geri vokal olarak eşlik etti. 2009 yılından itibaren kendini tamamen müzikal kariyerine adayarak; Sıla’ya sahnede vokalist olarak eşlik etmeye ve albüm çalışmalarına başladı.

2011 yılının Nisan ayında “Sıla” ile düet yaptığı; sözleri Sıla Gençoğlu, müziği ise Sıla Gençoğlu ve Efe Bahadır imzalı “Hadi Ordan” adlı single’ını radyolar ve dijital platformlar aracılığıyla müzikseverlerin beğenisine sunarak müzik kariyerindeki ilk işini başarıyla gerçekleştirdi.

Gökhan Keser’in “Sony Music” etiketiyle 2012 yılının Ocak ayında raflardaki yerini alan kendi adını taşıyan albümünün prodüktörlüğünü Sıla Gençoğlu ve Efe Bahadır yaptı. Albümün, sözü Sıla Gençoğlu ve Gökhan Keser’e, bestesi Gökhan Keser’e ait olan çıkış şarkısı ve klibi “En Kötü Günümüz Böyle Olsun” sosyal medyada da büyük beğeni toplayarak müzik listelerine üst sıralardan giriş yaptı.

Gökhan Kırdar

2 Haziran 1970′te Aydın’da doğdu. 1988′de Yıldız Üniversitesi Mimarlık Fakültesi’ni kazandı ve İstanbul’da yaşamaya başladı. İlk albüm çalışması olan “Serseri Mayın” 1994′te çıktı.

 

1995′te “Tutunamadım” albümü yayınlandı. 1994′te “Gece, Melek ve Bizim Çocuklar” filminin müziklerini yaptı. 1995′te Dokuz Eylül Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Müzikoloji Bölümüne girdi. 1997′de Loopus Entertainment’ı kurdu ve yine 1997′de Türkiye’de ilk elektronik müzik albümü olan “Trip”i çıkardı. 2002′de elektronik altyapıda Türk müziği motiflerinin sunulduğu “Ethnotronix” albümü, 2004′te Keyf/Pleasure albümü yayınlandı.

 

“Yağmur” ve “Haziran Gecesi”nde yer verdiği diğer çalışmalardan oluşan “Yağmur” albümü de Ocak 2005′te müzik marketlerdeki yerini aldı. Gökhan Kırdar, “Haziran Gecesi” ile birlikte “Kurtlar Vadisi” ve “Yabancı Damat” dizilerinin müziklerini de yapıyor.

Gökhan Özen

1979′un 29 Kasım sabahı dünyaya gözlerimi açtığım anda müzik için yazılmıştı kaderim belki de….Kim bilebilirdi Ankara’nın hasret kokan sokaklarından çıkıp gelecektim İstanbul’a, müzik uğruna…. Ardımda bıraktıklarım mıydı içimde sızlayan o ilk otobüs yolculuğunda, yoksa yollarına düştüğüm bu koskoca kentin içinde ‘belki de yalnız kalacağım’ düşüncesi mi…Anılarımın bir intikamı mıydı sessizce gözlerimden düşen damlalar, yoksa geleceğime dair ektiğim başarı tohumlarını mı suluyordum her damlayla…

Her neyse, fazla duygusal oldu galiba. Sonuçta bu bir özgeçmiş, en azından öyle olması gerekiyordu, ama kalemi elime aldığımda yine tutamadım kendimi. Sıradan, özelliği olmayan birşey olsun istemedim. Nasıl ki şarkılarımda yazdığım sözlerde döktüysem yüreğimi sonuna kadar, özgeçmişim de öyle, özel olmalıydı…

Gelelim doğduğum günden bugüne kadar neler yaptığıma:

 

1985-1996 : İlk-Orta-Lise TED. Ankara Koleji yıllarım

1986-1988 : Ankara Devlet Opera ve Balesi Çok Sesli Çocuk Korosundaki müzik eğitimim

1988-1993 : T.R.T Ankara, T.S.M. Çocuk Korosu: Çok değerli radyo sanatçısı hocalarımın yönetiminde altı sene devam eden bu koro eğitimim, benim için müzik konusunda gerçek bir okul niteliğindedir. Değerli hocalarım Sayın Özgen GÜRBÜZ, Sayın Kemal CANER, Sayın Cemile UNCU’ya çok teşekkür ediyorum.

1988-1997 : Şu anda çalmakta olduğum klasik gitar ve tuşlu çalgıların eğitimiyle geçirdiğim yıllarım…(1990′lı yılların başlarında da tuşlu çalgılara olan eğilimimin artmasıyla, aranjman, düzenleme çalışmalarına başladım.)

1996 : İstanbul Yıldız Teknik Üniversitesi İktisadi İdari Bilimler Fakültesi, İktisat Bölümünü kazanarak, İstanbul’a gelişim…(Üniversite tercih formundaki bütün tercihlerimin İstanbul olması ve benim İstanbuldaki bir üniversiteyi kazanmam tabii ki tesadüf değil; Ne de olsa UNKAPANI İstanbuldaydı..)

1997 : Radyo Tatlıses’teki programım.

1998 : Akademi İstanbul Gitar Eğitimi.

1999 : Best FM-Best TV’deki canlı müzik programım:’GÖKHAN ÖZEN’LE CANLI CANLI’

2000 : Birinci Albümüm “ÖZELSİN”

2001 : İkinci Albümüm “DUMAN GÖZLÜM”

2003 : Üçüncü albümüm “CİVCİV”

2003 : Y.T.Ü. İktisadi ve Tic. Bilimler Fakültesi öğrencisi iken 2003 yılında tekrar Ö.S.Y.M. sınavına girerek İstanbul Bilgi Üniversitesi Fen-Ed. Fak. Psikoloji bölümüne girişim.

2003 : BOŞVER REMİX

2004 : 14 Şubat 2004 Sevgililer Gününe Özel “HERŞEYDE BİRAZ SEN VARSIN” Hatıra Cd.

2004 : Dördüncü albümüm “ASLINDA”

2005 : “Kalbim Seninle” (Maxi Single)

2007: Resimler & Hayaller

Göksel

1971 yılında Istanbul’da doğdu. İlk ve orta ögrenimini İstanbul’da tamamladı. Liseden sonra Boğaziçi Üniversitesi Felsefe Bölümü’nde egitimini sürdürüken Yesua Aroyo Oda Çok Sesli Korosu’nda korist olarak sarkı söyledi. Aynı zamanda Iran asıllı opera sanatçısı Evlin Bahçeban ve Istanbul Üniversitesi Devlet Konservatuarı Ögretim görevlisi Gül Sabar’dan san ve solfej dersleri almaya basladı.

İlk albümü “Yollar”, Sarp Özdemiroğlu’nun prodüktörlüğünde 1997 yılında piyasaya sürüldü. Bu albümdeki “Sabır” adlı şarkısıyla büyük bir çıkış yapan sarkıcı dikkatleri üzerine topladı.

Besteci ve yorumcu olarak yeni bir döneme giren Göksel, 2000 yılında, prodüktörlüğünü Alper Erinç’in üstlendigi “Körebe” albümüyle müzikal anlamda farklı bir noktaya geldigini açıkça belli etti. Albümün piyasaya çıkmasının ardından çıkıs sarkısı “Depresyondayım” ilginç sözleri ve müziği ile her kesimden büyük ilgi gördü. Bu albüm birçok müzik elestirmenlerince yılın en iyi albümü, söz ve müzigi kendisine ait olan “Depresyondayım” şarkısı da yılın en iyi şarkısı ünvanlarına layık.

İki yıllık bir aradan sonra Göksel, “Söz Ver” adlı albümü ile 2003′te bir kez daha sevenleriyle buluştu. Aynı sene, Yunanistan’lı grup Omega Vibes’in albümünde yer alan “Karşı Kıyıya” şarkısını Türkçe söz yazarak seslendiren Göksel, Omega Vibes ile konser verdi.

Sanatçı 2005 yılında, 4. albümü “Arka Bahçem” ile müzikseverlerle yeniden buluştu. Prodüksiyonu Alper Erinç’e ait olan bu albümdeki 10 şarkının bestesi ve sözüne imza atan Göksel, çıkış şarkısı “Karar Verdim” ile dinleyicisi ile buluştu. 2007 yılında çıkan “Ay’da Yürüdüm” adlı albümünden sonra sanatçı, çok özel bir proje ile gündeme geldi. 2009 mayıs ayında raflarda yerini alan “Mektubumu Buldun mu?” isimli albümü şarkıların orijinaline sadık kalınmış aranjmanları ile sizi şehrin eski caddelerinde ispanyol paça pantalonlarla iyi niyetli bir gezintiye çıkaran ve eski şarkılara yeni bir soluk getiren Göksel, 2010 nisan ayında çıkardığı “Hayat Rüya Gibi” albümünde de 70′li yılların unutulmaz şarkılarını söyledi.

 

Diskografi: Yollar (1997) – Körebe (2000) – Söz Ver (2003) – Arka Bahçem (2005) – Ay’da Yürüdüm (2007) – Mektubumu Buldun mu? (2009) – Hayat Rüya Gibi (2010)

Gülşen

29 Mayıs 1976′da İstanbul’da doğdu. İlk orta ve lise öğrenimini tamamladıktan sonra İTÜ Türk Müziği Bölümü’ne girdi. Bu arada barlarda şarkı söylemeye başlayan Gülşen, Özkan Turgay’la tanıştı. Zaten Özkan Turgay ile tanışması da onun için belki de hayatının en büyük olayı idi.

İlk albümünü 1996 yılında çıkaran başarılı sanatçı bir yıl sonra Türk Pop Müziğinde en iyi kadın vokal ödülünün de sahibi oldu.

İlk albümünü Raks Müzik’ten çıkaran Gülşen iyi bir çıkış yakalamıştı.Fakat bu çıkışın ardından bir süre sonra Gülşen müzik yaşamına 3 sene kadar bir ara verdi. Tam elini ayağını müzik piyasasından çekti derken 1999′da Prestij Müzik’ten “Erkeksen” adlı albümünü çıkardı.

Yine bir 3 sene kadar ara verdikten sonra “Şimdi” albümü ile yeniden güzel bir çıkış yakaladı. 2004 yılında çıkardığı “Of Of” albümü Gülşen’i yine zirveye taşıdı. Hemen sonrasında müzik marketlere sunulan “Yurtta Aşk Cihanda Aşk” isimli albümüyle en çok dinlenen isimler arasındaki yerini korudu.

Erol Köse’den Ercan Saatçi’nin müzik şirketi Rec By Saatchi’ye transfer olan Gülşen’in yeni albümü beklenirken mayıs 2007′de demo şarkılarından oluşan “Mucize” albümü eski yapımcısı Erol Köse tarafından müzik marketlere sunuldu. Albümün toplatılmasını isteyen Gülşen bu albümüyle de adından oldukça söz ettiriyor…

Hadise

1985 yılında Belçika’da doğan Hadise’nin ilk single’ı Sweat (Terle-1 Kasım 2004) çıktı ve single’ın hit olmasıyla müzik kanallarında klipleri sık sık gösterilmeye başlandı. Yurtdışında çıkardığı ikinci single’ı Stir Me Up (Kışkırt Beni – 6 Mayıs 2005) ile tüm Avrupa’da farkedildi ve çıkış parçası “Stir Me Up”, pek çok Summer Hits albümüne girdi. Üçüncü single’ının adı olan Milk Chocolate Girl (Sütlü Çikolata Kız – 9 Ekim 2005), daha sonra Hadise’nin lakabı haline geldi. Dördüncü single’ı Ain’t No Love Lost (13 Ocak 2006) albümündeki Ain’t No Love Lost adlı şarkının “Burdayım” adıyla Türkçe bir versiyonu oluşturuldu. Hadise’nin beşinci single’ı Bad Boy (Kötü Çocuk – 4 Ağustos 2006), yazın piyasaya sürüldü ve diğer albümler gibi o da dinleyici kitlesinden olumlu tepkiler aldı. 3 Ekim 2007 tarihinde yeni single çalışması olan “A Good Kiss” adlı single’ı piyasaya çıkardı ve şarkının klibini İstanbul’da çekti.

Kendisine örnek olarak Christina Aguilera, Brandy ve Beyoncé’yi gördüğünü belirten Hadise; Prince, Janet Jackson, Tina Turner, Alicia Keys, Toni Braxton, Jamiroquai ve U2′nun da, yaptığı müziği etkilediğini söylüyor. Şarkılarında klasik, rock, soul ve diğer dünya müziklerini harmanlamaya çalıştığını belirtiyor.

Haluk Levent

26 Kasım 1968 yılında Adana’da doğdu. İlk ve ortaokulu Sabancı İlköğretim Okulu’nda okudu. Ortaokul sıralarındaki taklit yeteneği onu tiyatro çalışmalarına yöneltti. Liseyi Adana Atatürk Lisesi’nde okudu.

Haluk Levent’in tiyatro faaliyetleri lise yıllarında da devam etti. Liseden sonra Karadeniz Teknik Üniversitesi Orman Mühendisliği‘ni kazandı, bir yıl okudu fakat devam etmedi. Sonra Ankara Üniversitesi Bilgisayar Programcılığı‘nı kazandı ancak yine bir yıl devam etti. İkinci yılında Orta Doğu Üniversitesi Fizik Bölümü‘nü kazandı yine devam etmedi. Bu kez Ankara Üniversitesi Muhasebe Bölümü‘nü kazandı ancak ısrarla yine devam etmedi ve son olarak Bilkent Üniversitesi Dil Öğretim‘e kaydını yaptırdı.

Bu arada ticaretle de uğraşan Haluk Levent işlerinin iyi gitmemesi üzerine İstanbul’a geldi. Özellikle Ortaköy’de barlarda çalışarak geçimini sağlamaya çalışan Haluk Levent 1992 yılının sonlarına doğru ilk albümü “Yollarda Bulurum Seni”yi Nokta Müzik’e yaptı ve o albüm 600,000 adet sattı. Bu albümle birlikte tanınan Haluk Levent sayısız hayır konserine çıktı. Buradan elde edilen gelirlerle yüzlerce insana dializ ve solunum makinesi aldı.

1989 yılında çekte tahrifat suçu işlediği gerekçesiyle 9 ay 15 gün cezaevinde yattı. Cezaevi günlerinde kendisini sevenlerin yalnız bırakmadığını söyleyen Haluk Levent cezaevi çıkışından sonra konserlerine devam etti.

Albümleri satış rekorları kıran Haluk Levent askere giderken “Yine Ayrılık” adlı albümünü çıkardı. Bu arada çevreci özellikleri ile de bilinen genç sanatçı destek amacıyla 11 saat sahnede şarkı söyleyerek kırılması güç bir rekor denemesinde de bulundu.

1999 Temmuz ayında Sezen Cumhur Önal tarafından mahkemeye verilen Haluk Levent Mektup adlı parçasının çalıntı olduğu iddiasıyla karşılaştı. İstanbul 9′uncu Asliye Ceza Mahkemesi’nde görülen davanın son duruşmasında Sezen Cumhur Önal, Patricia Carli’nin şarkıyı, kendi yazdığı sözlerle Haluk’un doğduğu yıl olan 1968′de, Fransa’da Türkçe seslendirdiğini ve Haluk’un bu parçaya layık olmadığını söyledi.

Haluk Levent ise “Şarkının iki kıtası başkasının, kalan kısmı benim” diyerek kendisini savundu.

Haluk Levent hala yardım konserleri vermeye devam etmektedir…

Hande Yener

12 Ocak 1973 yılında İstanbul’da doğdu. Liseyi İstanbul’da bitirdi. Bir ablası var. Liseden sonra evlendi. Çağın adını verdiği bir oğlu var.

Evliyken bir giyim mağazasında satış elemanı olarak çalışmaya başladı. Çalışırken 1992 yılında Sezen Aksu ile tanışarak hem vokalisti hem de asistanı oldu. “Deli Kızın Türküsü” albümünde Sezen Aksu’ya vokal yaptı ve yaklaşık 40 konserde sahnede Sezen Aksu’ya vokal yaptı.

1993 yılında Sezen Aksu’nun yanından ayrıldı ve Erdem Siyavuşgil’den şan dersleri aldı. Aynı dönemde Cem Özer’in televizyon programında şarkı söyledi. 1994 yılında boşandı.

Antalya’da çeşitli barlarda 3 yıl süreyle şarkı söyledi. Daha sonra İstanbul’a dönerek İstanbul’da sahne almaya başladı. 2000 yılında “Senden İbaret” adlı ilk albümünü çıkardı. 2001 yılında ilk albümünün remixleri ile karşımıza çıktı.

2002 yılında “Sen Yoluna Ben Yoluma” adlı albümü ile zirveye çıkan Yener daha sonra “Aşk Kadın Ruhundan Anlamıyor” isimli albümü ile büyük beğeni topladı. Müzikal başarısını “Apayrı” isimli albümüyle sürdüren sanatçı, son albümünde bir kez daha Erol Köse ile çalıştı. Bu albümüyle sektördeki farklı tarzını ortaya koyan Hande Yener, “Hande Maxi” albümüyle dinleyicilerine yeni deneyimler sunmaya devam ediyor…

Hayko Cepkin

Hayko Cepkin, 1978 İstanbul doğumlu. Liseden sonra 2 yıl Mimar Sinan Üniversitesi’nde şan eğitimi aldı. 2 sene Timur Selçuk Çağdaş Müzik Merkezi‘nde şan, solfej ve armoni dersleri aldı. 1 sene Akademi İstanbul‘da piyano eğitimi gördükten sonra profesyonel müzik yaşantısına 1997 yılında klavyeci olarak başladı.

Sırasıyla Öztürk, Ogün Sanlısoy, Aylin Aslım, Koray Candemir ve Demir Demirkan gibi isimlerle sahneyi paylaştı. Çalıştığı isimlerin bazılarının albümlerinde de düzenlemeci kimliğiyle yer aldı. En son Murathan Mungan’ın söz vermiş şarkılar adlı albümünde Aylin Aslım’ın seslendirdiği “Kimdi Giden” adlı bir Yeni Yürkü bestesi olan parçayı düzenledi. Bu sırada evinin odasında kaydettiği bestelerini hayata geçirme kararı aldı. 2005 yılı içinde “Sakin olmam lazım” adlı albümü ile alternatif müzik piyasasında yerini aldı.
Hayko Cepkin’in grubu gitarda Umut Töre, bas gitarda Poyraz Kılıç ve davulda Murat Cem Ergül’den oluşmaktadır

Hepsi

Eren BAKICI

1984′te İstanbul’da doğdu. Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi Devlet Konservatuarı Bale Bölümünde orta öğretim ve liseyi bitirdi.Aynı okulda Modern Dans eğitimi görüyor. Atatürk Kültür Merkezi Çocuk ve Gençlik Balesinin sergilediği oyunlarda altı yıl boyunca rol aldı. Londra da Urdang Dance Academy de ve Budapeşte Dans okulundaeğitim aldı. Dans grubu ; Dans ; ile Çin’de Ülkemizi temsil etti. Reklam jingleları seslendirdi. Britney Spears ve Michel Jackson gibi dünya yıldızlarıyla çalışan Selatin Kara yla bir aylık workshop çalışması yaptı.Yıldızların altında müzikalinde sahne aldı.

Cemre KEMER

1985′te İstanbul’da doğdu. Mİmar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi Devlet Konservatuarı Bale Bölümünde ortaöğretimin ve liseyi bitirdi. Aynı okulda Klasik Bale eğitimine devam ediyor. Atatürk Kültür Merkezi Çocuk ve Gençlik Balesinin sergilediği oyunlarda beş yıl boyunca rol aldı. Kliplerde oyunculuk yaptı. Reklam jingle leri seslendirdi. Özel şan ve piyano dersleri aldı.

Yasemin YÜRÜK

1986′da İstanbul’da doğdu. Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi Devlet Konservatuarı Bale Bölümünde ortaöğretim ve liseyi bitirdi. İstanbul üniversitesi Devlet Konservatuarı Bale Bölümünde Klasik Bale eğitimini sürdürüyor. ATATÜRK Kültür Merkezi Çocuk ve Gençlik Balesinin sergilediği oyunlarda üç yıl boyunca rol aldı. Özel şan ve piyano dersleri aldı. Reklam jingle leri seslendirdi. Tiyatro dersleri aldı.

Gülçin ERGÜL

1985′te İstanbul’da doğdu. Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi Devlet Konservatuarı Bale Bölümde o ortaöğretim ve liseyi bitirdi. Aynı okulda Modern Dans eğitimine devam ediyor. Atatürk Kültür Merkezi Çocuk ve Gençlik Balesi nin sergilediği oyunlarda yedi yıl boyunca rol aldı.Reklam jingle larıseslendirdi. Özel şan piyano ve Hip Hop dans dersleri aldı. ATATÜRK Kültür Merkezi Çocuk Korusunda yer aldı.

Hülya Avsar

10 Ekim 1963 tarihinde Edremit’te dünyaya geldi. Öğrenim hayatına Ayvalık’ta başladı, daha sonra taşındıkları Ankara’da ilkokul, ortaokul ve liseyi bitirdi. İlk evliliğini 16 yaşında yaptı. Bir buçuk yıl sonra eşinden boşandı. Hemen ardından Bulvar Gazetesi’nin düzenlediği güzellik yarışmasına katıldı ve birinci oldu. Yarışmadan bir gün sonra evli olduğu ortaya çıkınca tacı elinden alındı. O yüzden taçsız kraliçe diye adlandırılmıştır.

1983 yılında ilk filmi olan “Haram”ı çevirdi. Ardından sayıları atmışı geçen birçok filmde rol aldı. “Benim Sinemalarım”, “Üç Halka 25″, “Bir Kırık Bebek”, “Fazilet”, “Berlin in Berlin”, “Bir Kadının Anatomisi” “Salkım Hanım’ın Taneleri” ,”Yeşil Işık”, “Hababam Sınıfı” filmlerindeki rolleri ile büyük beğeni topladı, çeşitli ödüller aldı.

80′li yılların sonunda müzik hayatına başladı. Bülent Ersoy gibi büyük assolistlerden destek ve onay alarak assolist olarak sahnelerde yerini alırken altı tane albüme imza attı. 90′lı yılların başında televizyona geçiş yaptı. Çeşitli dizilerde rol aldı ve talk show programları yaptı.

1997 yılında Kaya Çilingiroğlu ile ikinci evliliğini yaptı. Kısa bir süre sonra 15 Ocak 1998′de kızı Zehra dünyaya geldi. 2002 yılında ilk tiyatro deneyimini, Mazlum Kiper’in yönettiği “Bugün Benim Doğum Günüm” adlı oyununda yaşadı.

Müzik, sinema, televizyon çalışmalarının ardından Aralık 2000′de kendi adını taşıyan “Hülya” dergisini çıkarmaya başladı. 2003 yılının Nisan ayında ise, ilk kitabını “Mavi Yansıma” adıyla elektronik ortamda hayranlarının beğenisine sundu.

Cannes Film Festivaline katılan ve gururumuz olan ilk Film Starımız. Moskovo’da çok önemli ve değerli bir film ödülüde almıştır.

Hüsnü Şenlendirici

1976 yılı Bergama doğumlu Hüsnü Şenlendirici, müzikal geleneğe sahip bir ailenin çocuğudur. Dedeleri Hüsnü Şenlendirici (klarnet, trompet), Fahrettin Köfteci (klarnet), Babası Ergün Şenlendirici (trompet) gibi müzikal bir geleneğe sahip bir ailenin üyesi olan Hüsnü de 5 yaşında klarnet çalmaya başlar. Özellikle 12 yaşına kadar Ege ve Anadolu’nun çeşitli kültürleriyle müzikal yolculuğa çıkar.

1988′de İstanbul Teknik Üniversitesi Türk Müziği Devlet Konservatuvarı Çalgı Eğitim Bölümüne girer, 4 yıl sonra okuldan ayrılır. Vurmalı çalgılar ustası Okay Temiz’in o yıllardaki “Magnetic Band” grubu ile çalmaya başlayan Hüsnü, grupla birlikte yüzlerce festivalde Türkiye’yi temsil eder. O sırada, dünyaca ünlü “Embrio” grubunun albüm kaydında çalar ve birlikte turneye çıkarlar. Aynı zamanda, babası Ergun Şenlendirici’nin 6 kişilik grubu Laço ile yurtdışında birçok önemli festivallere de katılan Hüsnü, profesyonel müzik yaşamını böylece zenginleştirir.

Başta Türk Müziğinin çeşitli dallarındaki sanatçılar olmak üzere, Türk Pop ve cazının önemli sanatçılarına sahne ve albüm kayıtlarında eşlik eder. Bunlardan bazıları Özdemir Erdoğan, Muazzez Abacı, Bülent Ersoy, Müslüm Gürses, Kibariye, Fatih Kısaparmak, Zara, Kubat, Kayahan, Seda Sayan, Emel Sayın, Adnan Şenses, Zerrin Özer, Cengiz Kurtoğlu, Candan Erçetin, Fatih Erkoç Serdar Ortaç, Athena, İzel, Ayna, Hande Yener, Hasan Cihat Örter, İlhan Erşahin, Mercan Dede…

1996 yılında, askerdeyken Pozitif’ten gelen teklif sonrası New York’lu acid jazz, funk topluluğu Brooklyn Funk Essentials ile ortak bir albüm ve konser yapmak amacıyla Türk Müziğine özgü enstrümanlardan oluşan 13 kişilik bugünün ünlü Laço Tayfa‘sını kurar. Brooklyn Funk Essentials ve Laço Tayfa ortaklığından doğan “In the Buzbag” albümünün gördüğü ilgi sonucu Laço Tayfa şimdiki 8 kişilik halini alır. 2000 yılında ise ilk solo albümü “Bergama Gaydası”nı Doublemoon etiketiyle çıkar. “Bergama Gaydası”, Türkiye’den sonra dünyanın en prestijli etnik müzik plak şirketlerinden biri sayılan Traditional Crossroads tarafından tüm dünyada dağıtılır. Ardından yurtiçi ve yurtdışı konserleri gelir. Şenlendirici, ayrıca Türk Müziğini yurt dışında tanıtmak ve daha geniş kitlelere sevdirmek amacıyla beş kişilik “Hüsnü Şenlendirici ve Saz Arkadaşları” adıyla bir grup daha kurar. Her iki grubuyla yurtiçi ve yurtdışında konserler verir; başta Turizm Bakanlığı’nın teklifiyle EXPO 2001-Hannover-Almanya’da, Mayfest festivali çerçevesinde, Mayıs 2002′de A.B.D.-New York-Central Park’ta ve 35 kişiyi biraraya getirerek oluşturduğu Laço Tayfa ve Big Band ile Temmuz 2002’de, 9. Uluslararası İstanbul Caz Festivali konserleri gibi. Laço Tayfa grubundan bağımsız olarak da çalışmalar yürüten Hüsnü Şenlendirici T.C. Başbakanlık Tanıtma Fonu ve Kültür Bakanlığının katkılarıyla 2002 yılında gerçekleşen “Anadolu Güneşi” projesi kapsamında Lütfi Kırdar Salonunda Kubat ve Belkıs Akkale’ye Senfoni Orkestrası’na eşlik etti. Ayrıca Aya İrini’de Cemal Reşit Rey Senfoni Orkestrası ile ve Adana Senfoni Orkestrası ile solist olarak konserler verdi. Şenlendirici ayrıca, Yavuz Turgul-Mustafa Oğuz’un yönetmenliğinde çekilmekte olan yeni bir TV dizisinin müziklerini besteledi ve düzenledi.

Grubu Laço Tayfa ile gerçekleştirdiği ve Şenlendirici’nin iki bestesinin yer aldığı, 2. albümü “Hicaz Dolap” 2002’nin Ekim ayında Doublemoon’dan çıktı. Laço Tayfa, 26 Şubat – 15 Mart tarihleri arasında, “Hicaz Dolap” başlığı altında 11 şehirlik bir Türkiye turnesini gerçekleştirdi. 2003 yazında most production tarafından düzenlenen açık hava konserleri kapsamında grubu laço tayfa ile karşı tarafın Klarnet devi Vasilis Saleas’la muhteşem bir konser verdi.

Usta klarnetçi Hüsnü Şenlendirici solo albümü için ekim 2004′te stüdyoya girdi albüm Doublemoon etiketi ile müzik severlerin beğenisine sunuldu.

Iskender Paydaş

1967 İstanbul doğumlu olan İskender Paydaş, profesyonel müzik çalışmalarına 5 ve 7 yaşlarında yayınladığı 45′lik single.larla başladı. İstanbul Devlet Konservatuarı piyano bölümünün ardından Mimar Sinan Üniversitesi koro bölümünde eğitimine devam eden müzisyen, sonrasında Kayahan ile çalışmaya başlayarak ilk aranjmanlarını yaptı ve 1986′dan bu yana Kayahan’ın hemen hemen tüm şarkılarının aranjörlüğünü yapıyor.

Mirkelam ile Türkiye’yi yerinden sarsarak bir günde ünlenen “Her Gece” ve “Tavla” ile başlayan serüveninde birlikte sayısız konser ve festivallerde sahne aldı ve sanatçının üç albümüne imza attı.

1997 yılında “Bu Aşk Fazla Sana”, “Yağmurlar”, “Vazgeçtim Dünyadan” gibi hit şarkılarla bezenmiş “Kadın” albümüyle büyük çıkış yapan Şebnem Ferah’ın prodüktörlüğü üstlenen Paydaş bu birlikteliği 1999 yılında “Artık Kısa Cümleler Kuruyorum” albümüyle sürdürdü.

2003 yılında Orhan Gencebay’ın “Batsın Bu Dünya”sını yeniden aranje ederek farklı dinleyici kitlelerinin büyük begenisini kazanan İskender Paydaş şarkıyı yeniden liste başına taşıdı.

Kayahan, Mirkelam, Şebnem Ferah ve Orhan Gencebay haricinde; Emre Altuğ,, Kurban, MFÖ, Nilüfer, Nazan Öncel, Harun Kolçak, Aşkın Nur Yengi, Kerim Tekin, Ajda Pekkan, Suat Suna, Kibariye, Sertap Erener, Ege, Asya, Mustafa Sandal, Levent Yüksel, Özgün, Nil Karaibrahimgil, Fatih Erkoç, Keremcem, Atiye gibi sayısız ismin albümlerinde aranjör, besteci ve prodüktör olarak yer aldı.

Kendi orkestrasıyla Ajda Pekkan ve Nazan Öncel gibi isimlerle sahneyi paylaşan Paydaş, Istanbul for Aficionados, Hırsız Var, Türkler Çıldırmış Olmalı, Şaşkın, Pak Panter, Kolpaçino Bomba filmlerinin müzikleri ile İmkansız Aşk, Ümit Milli, Ah Bir Polis Olsam, Lale Devri ve Kurt Kanunu dizilerinin müziklerine imza attı.

25. müzik yılında “Zamansız Şarkılar” projesine başlayan Paydaş, 2011′de albümü piyasaya sunarak, eş zamanlı olarak projeyi sahneye taşıdı.

Izel

İzel, 29 Nisan 1969′da öğretmen bir ailenin çocuğu olarak Yalova’da doğdu. Birincilikle girdiği İTÜ Devlet Konservatuarı, Türk Müziği bölümünde kemençe eğitimi aldı. 1991′de İtalya’da düzenlenen Eurovision Şarkı Yarışması’na Türkiye adına katıldı.

 

İzel müzikseverler tarafından asıl Türk pop müziğini patlama zamanlarına denk gelen, Ercan Saatçi ve Çelik Erişçi ile kurdukları İzel-Çelik-Ercan grubu ile tanındı. Üçlünün 1991′de çıkardığı “Özledim” albümü, o yılın en çok satan çalışması oldu.

 

Daha sonra grup, Çelik’in ayrılmasıyla ikili olarak kaldı ve İzel & Ercan adıyla yayınladığı “İşte Yeniden”le yoluna devam etti. İzel, 1993 senesinde “Kuşadası Altın Güvercin Müzik Yarışması”nda birinci oldu. İki yıl sonra da ilk albümü “Adak”ı çıkardı. Albümdeki “Hasretim” adlı parça neredeyse o yılın şarkısı oldu.

 

1997 yılında Mustafa Sandal’ın müzik direktörlüğünü yaptığı “Emanet” isimli albümüyle İzel yeniden gündeme geldi. Albümdeki özellikle sözü ve müziği Çelik’e ait “Kızımız Olacaktı” adlı parça ve İzel’in güzel yorumu çok geniş bir kitlenin beğenisini topladı.

 

1999′da çıkan, içindeki “Yok Yere” adlı parçayla uzun süre konuşulan albümler arasında kalan “Bir Küçük Aşk” ise 2000 yılında remixlenip İzel’in diğer hit şarkıları da eklenek yeniden yayınlandı.

 

Türkiye’nin en iyi kadın yorumculardan biri olarak kabul edilen İzel’in, “Bebek” isimli albümü 15 Haziran 2001′de çıktı. Ardından, CO-IZ adını taşıyan kendi şirketinden “Şak “isimli albümünü çıkardı.

Işın Karaca

7 Mart 1973 tarihinde Londra’da doğan Işın Karaca, ilk günden olmasa bile çocukluğundan bu yana şarkı söylüyor. Öğrencilik yıllarında başladığı müzikal çalışmalarına, Londra IV King Edward Okulu İngiliz Dili ve Edebiyatı, Tiyatro bölümünde okurken de devam etti.

Müzik onun hayatında hep vardı, ama hayatının seyrini tek bir gecede değiştirebileceğini kendisi bile tahmin etmemişti. Kıbrıs’ta restoran işleten annesinin yanına tatil amacıyla gittiğinde, şarkı söylemeyi çok sevdiğini bilen annesi onu sahneye davet etti. Işın, her zamanki gibi, eşsiz sesiyle harika şarkılar söyledi ve olanlar oldu. O gece başlayan tesadüfler, Işın’ın kısa bir süre içinde sahnelere çıkmasına kadar devam etti. Önceleri hobi olarak başlayan bu iş, bir anda onun yaşam tarzı haline geldi ve Işın, Kıbrıs’tan İstanbul’a yatay geçiş yapmaya karar verdi.

Bugüne kadar çeşitli müzisyenlerle ve gruplarla çalışan Işın, pek çok albümde vokal yaptı, onlarca dublaj ve jingle çalışmasında yer aldı. 1999 yılında kurulan Panic Attack grubunda vokalistlik yapması, 1999 ve 2000 Eurovizyon Türkiye Finallerine katılması, 1999 Altın Güvercin Yarışması bütün dallarda birincilik kazanması, Işın’ın başarılı müzik kariyerinin ilk basamaklarını oluşturdu. Ancak, Işın için belki de en önemlisi, gerçek bir ustaya, Sezen Aksu’ya 1997 yılından bu yana vokalistlik yapıyor olması…

Sezen Aksu’nun ve birçok değerli müzisyenin imzasını taşıyan Işın Karaca’nın ilk albümü “Anadilim Aşk” Power Records etiketi ile piyasaya çıktı. Albümün dağıtımı Universal Müzik tarafından yapılmaktadır. Albümdeki 12 şarkıdan 10′unun söz ve müzikleri Sezen Aksu’ya; diğer 2 şarkının sözleri Ali İlyas’a, müzikleri ise yine Sezen Aksu’ya ait. Işın’ın ilk klip tercihi ise, albümün de açılış parçası olan “Tutunamadım”.

“Değişmek; “Her gün yeni bir gündür”e inanarak uyanmak, anlamak, anlamaya çalışmak. Olabilirsem, böyle bir şarkıcı olmak istiyorum” diyen Işın Karaca’nın böyle bir şarkıcı olacağı ve kendine has bir dinleyici kitlesi edineceği kesin.

“İçinde Aşk Var” ismini taşıyan ikinci albümünü 2004 yılında çıkaran Işın Karaca “Yetinmeyi Bilir misin” isimli duygusal şarkısıyla iddialı çıkışını sürdürdü. Üçüncü albümü “33/3 Başka” 2006 yılında Seyhan Müzik etiketiyle müzik marketlere sunuldu.

Albümün yolculuğunu şöyle özetlemek mümkün:

“33/3 BAŞKA”, yaklaşık 6 aylık repertuar ve düzenleme çalışması ve ardından MDM Stüdyolarında geçen 1.5 aylık final aşaması sonucunda ortaya çıkmıştır. Albümde Türkiye’nin en önemli müzisyenleri Işın Karaca’ya eşlik etmiştir.

“33/3 BAŞKA”, Işın Karaca’nın müzikal yolculuğundaki hislerini tüm içtenliğiyle ortaya koyduğu bir albümdür. Albümün içerisinde yer alan beste ve kompozisyonlarda etnik öğelerin elektronik müzik anlayışı içerisinde kullanıldığı göze çarpmaktadır. Albümün çıkış şarkısı olarak belirlenen “Mandalinalar” adlı eserin sözleri ve bestesi Alper Narman ve Fettah Can’a ait olup düzenlemesi Erdem Yörük tarafından yapılmıştır. “Mandalinalar” adlı şarkının klibi Kubilay Kasap tarafından yönetilmiştir ve albüm kapak fotoğrafları Zeynel Abidin tarafından çekilmiştir.

Kayahan

Türk pop müziğinin temel taşlarından Kayahan (Açar) 29 Mart 1949’da İzmir’de doğdu. Çocukluk ve gençlik yıllarını Ankara’da geçirdi. Daha sonraları İstanbul’a yerleşti. Şu an Gömeç’teki İnta Sevgi Köyü’nde Geceler Caddesi ve Mavilim Caddesi’nin kesiştiği Hülyam Çıkmazı’nda yaşıyor. Bu köydeki bütün cadde ve sokaklar, Kayahan’ın şarkılarının isimlerinden oluşmaktadır.

 

Şimdiye kadar üç kırkbeşlik, bir uzunçalar (longplay), onbir kaset ve CD’si müzik arşivlerindeki yerini aldı. İlk olarak Nilüfer’e verdiği güzel şarkılarla ismini duyurmaya başladı. Nilüfer’in de yorumladığı “Geceler”, “Kar Taneleri”, “Esmer Günler” gibi şarkılar klasik haline geldi.

Kayahan, 38 yıllık müzik yaşamında herkese bestecilerin ne kadar önemli müzisyenler olduklarını göstermiştir. Türk Pop müziğinin çok yozlaştığı zamanlarda bile kalitesinden ödün vermedenmüzik yapmaya devam etti. Söz yazarı, besteci ve yorumcu olarak tam bir müzik emekçisi olan Kayahan, yıllar boyu Türk Pop müziğinde en çok kabul gören sanatçıların başında sayıldı. Müziklerini kendisinin yaptığı şarkıları sadece liste başı olmamakla kalmadı, yediden yetmişe herkesin belleğine ve yüreğine kazındı. 1991 yılında çıkarttığı “Yemin Ettim” adlı albümüyle satış rekoru kıran Kayahan, “Yolu sevgiden geçen herkesle bir gün bir yerde buluşuruz” sloganıyla büyük beğeni topladı. Çocuklar için yazdığı şarkılar ve televizyonlarda yayımlanan çocuk programlarıyla, onların da sevgi ve hayranlığını kazandı.

Kenan Doğulu

Beş yaşında iken konservatuarın piyano bölümüne birincilikle girdi. Altı sene piano bölümünde eğitim aldıktan sonra önce flüt bölümünde, hocası Erkan Alpay’dan flüt, ardından gitar bölümü açılınca da Erdem Sökmen’den gitar dersleri aldı. Bu esnada tiyatro eğitimi, çocuk korosunda solistlik, ritmli sazlar öğrenimini de sürdürdü. Daha sonra Kültür Kolejinden başarı ile mezun olup Amerika’da, New Hampshire eyaletinde, Hesser College’da “Communication”sertifika programını bitirdi. Müzik kariyerini ilerletmek, show dünyasının kalbinin attığı Los Angeles’dan, yenilikleri ülkemize taşıyabilmek amacı ile L.A. Musicians Institute’da yüksek öğrenimine başladı.

Daha sonra yüksek öğrenimine Türkiye’de devam etmeye karar veren sanatçı, ülkesine dönerek Bilgi Üniversitesi Müzik bölümünde devam etti. Kenan Doğulu, Türkiye’de meşhur, sevilen ve beğeniyle izlenen bir sanatçı olduğu halde, müzik kariyerinde yaptıklarını hala yetersiz bulmakta, çok daha büyük projeler ile hedeflerini daha da büyütmek için sürekli çalışmaktadır. Gelecekteki hedeflerinin başında, ülkesinde olduğu kadar, yurtdışında da önemli projelere imza atmak ve bir dünya sanatçısı olmak gelmektedir.

 

Diskografi:

Sanatçının ilk albümü “Yaparım Bilirsin” Ağustos 1993′te piyasaya çıktı. O yıl verdiği 93 konserle Türkiye çapında önemli sayılabilecek bir rakama ulaşan Kenan Doğulu’nun, ikinci albümü “Sımsıkı Sıkı Sıkı” Aralık 1994′de piyasaya sürüldü ve bir yıl içinde sanatçının 175 canlı performansıyla ulaşılması güç bir başarı kazandı. 1996 Ağustos ayında müzik marketlerde yerini alan “Kenan Doğulu III” isimli albümü yoğun bir ilgiyle sevenlerinin beğenisini kazandı.

Cumhuriyetimizin simgelerinden olan 10. Yıl Marşımız, 29 Ekim 1997 tarihinde Kenan Doğulu tarafından yeniden düzenlenerek, günümüz Türkiye’sine ve Türk Milleti’nin beğenisine sunulmuştur. 10. Yıl Marşı’nın bu düzenlemesinin de yer aldığı “Kenan Doğulu 3.5″ isimli Maksi Single 1997 yılı içerisinde piyasaya sunuldu. Cumhuriyet Marşımızın gündeme oturtulmasında, medyatikleşmesinde, çocukların ve gençlerin hafızalarında yeniden yer etmesinde sanatçının büyük bir katkısı olmuştur. 1998 yılında Cumhuriyetimizin 75.Yıl Kutlamaları çerçevesinde, Bursa’dan başlayıp, Antalya, İstanbul, Ankara, İskenderun, Samsun, Selçuk’a kadar devam edip, İzmir’de noktalanan bir “Cumhuriyet Turnesi”ni de başarı ile tamamlamıştır.

1999 yılında, Türk halkının 10.Yıl marşının yeni düzenlemesine gösterdiği ilgiden ilham alan sanatçı, Yüce Önder Atatürk’e olan saygısını, Gençlik Marşı’nın yeni düzenlemesinin yer aldığı bir Single Albüm ile bir kez daha gösterdi. Sanatçı bu tip çalışmaların marşlarımızın yeni nesillere benimsetilmesinde önemli rolü olduğunu düşünmektedir. Aynı yıl “Ben Senin Herşeyinim” isimli albüm piyasaya sunuldu. Ardından iki yıl sessizliğe bürünen sanatçı 2001 yılında büyük ses getiren “Ex Aşkım” isimli albümü ile müzikseverlerin bekleyişine son verdi. 2002 yılında ise “Ex Aşkım” albümünün unplugged versiyonu olan “Kenan Doğulu 5.5″ piyasaya çıktı ve en az “Ex Aşkım” kadar beğeni toplayarak geniş bir dinleyici kitlesine ulaştı. “Demedi Deme” isimli yepyeni bir albümle 2003 yılında sevenleri ile bir kez daha buluştu.

2004 Yılı Ağustos ayında Kenan Doğulu 6.5, 2006 yılında ise Festival albümünü çıkartan sanatçı buçuklu albümlerine Kenan Doğulu 7.5 albümünü de ekledikte sonra son olarak Patron albümüyle müzik marketlerde yerini aldı.

Keremcem

28 Aralık 1977′de, Muğla’nın Milas ilçesinde ailesinin halen oturduğu evin oturma odasında dünyaya geldi. Babasının deyimiyle “kara kuru, çirkin” bir bebekti. Bunun nedeni doğumda göbek kordonunun boynuna dolanmasıydı. Nitekim büyüdükçe, babasına göre babasına, annesine göre ise annesine benzemeye başladı.

Ondan 4 yıl önce doğan ablası Beste’nin kardeş istemesi Keremcem’in dünyaya gelmesinin sebeplerinden biriydi. Kendi deyimiyle “Erol Evgin gözlü” bir kardeş istemişti. O kadar olmasa da küçük gözlü bir kardeşi oldu.

Kocasına sonsuz bir aşkla bağlı olan annesinin, oğluna onun ismi olan “Cem” adını vermek istemesi, babasının ise “Kerem” adında ısrar etmesi “Keremcem” ismini oluşturdu. İsminin tam söylenmesi konusunda takıntılı olan annesi, Keremcem’in adını eksik söyleyen arkadaşlarını epey uğraştırdı.

Müzikal altyapısını avukat babasının klasik müzikten, Türk Sanat müziği ve Türk Halk müziğine uzanan zengin plak arşivi oluşturdu. Birgün deniz kıyısında ayak parmaklarıyla oynayan oğlunu görüp, piyano çalmak istediğine yoran öğretmen annesi Keremcem’i 6 yaşında piyano derslerine başlattı. Fakat ders saatinin Şirinler çizgi filmiyle çakışması bu sevdanın kısa sürmesi için yeterli bir sebepti.

Kolpa

2004 yılında İstanbul’da Bora Yeter (bas) ve Barış Yurtçu (vokal) tarafından kurulan Kolpa, bugün Cenk Taner Dönmez (gitar) ve Samuray Gökçe (davul)’den oluşan ekibiyle yoluna 4 kişi olarak devam ediyor.

2009 Nisan ayında ilk albümleri “Hayat Senin” yayınlandı. Kolpa, prodüktörlüğünü Matthew Erdem’in yaptığı albümde yer alan “Sayende” ve “Koşa Koşa” şarkılarına çekilen video kliplerle adını duyurdu.

2010 Şubat ayında kayıtlarına başladığı 5 cover şarkıdan oluşan maxi single albümleri “MAXIMUM” Pasaj Müzik etiketiyle yayınlandı. Bu albümün ilk video klip şarkısı “Böyle Ayrılık Olmaz” bir çok müzik listesinde 1 numaraya kadar yükseldi. Maximum albümünden yayınladıkları 2. video klip şarkısı ise Merve Boluğur ve Çağkan Çulha’nın rol aldığı “Kadınım” oldu.

2011 Mart ayında Haluk Kurosman prodüktörlüğünde “Son Nefesim” single’ını yayınlayan Kolpa; bu şarkıyla yükselişini hızlandırdı ve “Son Nefesim” 5 hafta boyunca radyolarda en çok çalınan rock şarkı oldu.

Kolpa’nın 2. albümleri “Yatağın Soğuk Tarafı”, Ocak 2012′de Pasaj Müzik etiketiyle raflardaki yerini aldı. Son yılların dikkat çeken prodüktörlerinden Haluk Kurosman (emreaydın, maNga, gripin…) ile kaydedilen albümde 8 yeni şarkı, bir cover (Böyle Ayrılık Olmaz), bir de Seksendört grubunun solisti Tuna Velibaşoğlu ile yeniden kaydedilen Son Nefesim’in “akustik versiyonu”na yer verildi.

Kıraç

1972 Yılında Kahramanmaraş’da doğdu. Öğretmen olan babasının görevi nedeniyle 10 yaşına dek Kahramanmaraş ve köylerinde yaşadı. 1982 yılında babasının tayini çıkınca ailesiyle İstanbul’a yerleşti ve eğitimine İstanbul’da devam etti.

 

Küçük yaşlardan itibaren müziğe karşı ilgi duyan Kıraç’a ilk desteği bağlama çalan babası verdi. Bağlama ile müziğe başlayan Kıraç’a ikinci büyük destek lisedeki müzik öğretmeni Refik Köksal’dan geldi. Müziğe olan ilgisini ve yeteneğini gören Refik Köksal Kıraç’a ilk gitarını hediye etti. 1990 Yılında liseyi bitirdikten sonra üniversite sınavlarına girerek Marmara Üniversitesi Atatürk Eğitim Fakültesi Müzik Öğretmenliği bölümünü kazandı. Öğrencilik yıllarında Taksim, Harbiye, Kadıköy’deki barlarda çalışmaya başladı. Lise yıllarında ilk beste ve söz çalışmalarını yapan Kıraç 1996 yılına geldiğinde ilk albümü için çalışmalara başladı. TMC Film Müzik Üretim ve Pazarlama A.Ş. ile anlaşan Kıraç’ın ilk albümü “Deli Düş” 1998 yılı Mayıs ayında çıktı. İlk albümden “Dağların Kadını”, “Talihim Yok Bahtım Kara”, “Ben Yolumu Bulurum” adlı parçalara klip çeken Kıraç kaliteli çalışmasıyla beğeni toplayarak ileriye dönük ilk yatırımını yaptı.

 

Birinci albümüyle Rock müzik dinleyicilerinin gözünde saygın ve sağlam bir yer edinen Kıraç 2000 yılının ilk günlerinde ikinci albümü “Bir Garip Aşk Bestesi” ile bir anda yüz binlerin beğenisini kazandı. İkinci albümden “Gidiyorum” , “Bir Garip Aşk Bestesi” ve “Karahisar” adlı parçalarına klip çekti.

 

“Bir Garip Aşk Bestesi” albümünün müzikseverlerle buluşmasının ardından üçüncü solo albümünün repertoar çalışmalarına başlayan Kıraç’ın bu arada TMC Müzik sanatçılarından Funda Arar’la birlikte 2001 Şubat ayında “Sevgiliye” adını verdikleri mini düet albümü çıktı. Ağustos ayında 3. solo albümünün repartuvar aşamasını tamamlayarak stüdyoya girdi.

 

Ağırlıklı olarak Kıraç şarkılarından oluşan “Zaman” albümünde söz ve müziği İskender Doğan’a ait “Kan ve Gül” Aşık Veysel’den “Derdimi Söylesem” ve iki de anonim türkü yer alıyor.

 

“Zaman” albümü 14 Aralık 2001 tarihinde müzikseverlerle buluştu. Kıraç bu abümündeki Endamın Yeter, Gönül, Yıllar Sonra, Kan ve Gül ve Zaman parçalarına klip çekildi. Kıraç diğer taraftan sevilen televizyon dizisi “Zerda”nın müziklerini yaptı. 2004 Mart ayında “Kayıp Şehir” isimli albümüyle sevenleriyle bir kez daha biraraya geldi.

Levent Yüksel

 

 

21 Ekim 1964 tarihinde Antalya’da doğdu. İlk ve ortaöğrenimini büyüdüğü bu şehirde okudu. Ortaokul yıllarında gitar çalmaya başladı.

İlk müzisyenlik denemelerini o da çoğu müzisyen gibi düğün salonlarında yaptı. Kısa sürede hayatını müzikten kazanmak istediğini anladı ve İstanbul Üniversitesi Devlet Konservatuarı’nın Kontrbas Bölümü’ne girdi.

Askerden sonra İstanbul’da Fatih Erkoç, Sertab Erener, Aşkın Arsunan gibi isimlerin bulunduğu bir dans müziği orkestrasında bas gitaristlik ve vokalistlik yaptı. Bu topluluk sayesinde Sezen Aksu’yla tanıştı. Böylece ilk albümüne giden yol açılmış oldu.

Levent Yüksel, Uzay Heparı’yla birlikte altı aylık bir çalışmanın ardından ilk albümü “Med-Cezir”i 21 Mart 1993 tarihinde çıkardı. Albüm, bir milyona ulaşan satış rakamıyla büyük başarı kazandı. Fakat Uzay Heparı’nın ölümüyle bu sevinç yerini üzüntüye ve ardından gelen zor günlere bıraktı. Eşi Sertab Erener’in ve kendisinin geçirdiği ameliyatlar Yüksel’in müziğe bir süre ara vermesine neden oldu.

Levent Yüksel sağlığına kavuştuktan sonra, 1995′te Onno Tunç’la birlikte “Levent Yüksel’in 2. Kaseti” adlı albüm üstünde çalışmaya başladı. Ertesi yılın başında albüm çıktı. Fakat albümün yayınlanmasından iki gün sonra Onno Tunç, bir kaza sonucu yaşamını yitirdi. Her şeye rağmen albüm başarılı oldu. “Zalim”, “Karaağaç”, “Ben Senin Bildiğin Erkeklerden Değilim” gibi parçalar herkesin diline dolandı.

Levent Yüksel’in ilk albümündeki havayı bulması 1997 yılında gerçekleşti. Sözleri Sezen Aksu’ya ait “Bi’ Daha” adlı single müzik dinlenen çoğu eve girdiği gibi maçlara slogan ve TV programlarına isim olacak kadar çok popülerleşti.

Yüksel’in 1998′in Nisan ayında çıkan “Adı Menekşe” adlı üçüncü albümü ise o zamana kadar yaptıklarını biraz gerisinde kaldı. “Bi’ Daha”nın da yer aldığı albüm, “Hakim Bey”, “Hayrünnisa” adlı şarkılarla kendini gösterdi.

2001′de yayınlanan “Aşkla” adlı albümünün ardından uzun süre sessizliğe bürünen Levent Yüksel 2004 yılında “Uslanmadım” isimli albümüyle müzik marketlerde yerini aldı…

maNga

2001 sonlarına doğru kurulan maNga grubunun hikayesi Yağmur Sarıgül “Yamyam”(Gitar)’ün barlarda “cover” parçaları yorumlayıp eğlendikleri gruptan ihraç edilmesiyle başladı. Yeni grubunda rock müzikle elektroniği, sert gitar riffleriyle rap vokalleri birleştirmek isteyen Yamyam öncelikle okuldan en yakın arkadaşı Orçun Şekerusta (Bas Gitar)’yı gruba dahil etti. Sonrasında Özgür Can Öney ( Davul), Efe Yılmaz (Turntable) ve Ferman Akgül (Vokal)’ün gruba dahil olmasıyla ilk kadro tamamlanmış oldu. Tarz olarak ise yeni yeni gönüllerini kaptırdıkları “nu metal” ve “hardcore” akımını benimsemişlerdi.

Albüm maceraları ise Eylül 2001 de Ferman’ın “Sing your Song” yarışmasına katılma fikriyle başladı. Orçun’un özel nedenlerden dolayı gruptan ayrılmak zorunda kalmasıyla Cem Bahtiyar (bas gitar) gruba dahil oldu ve maNga şu andaki yapısına kavuştu. Böylelikle beş ayrı karakteri, beş ayrı müzik zevkini ve beş ayrı duruşu sergileyen grup japon çizgi romanı geleneğinin ünlü ekolü olan maNga ismiyle uzun yıllar sürecek albüm hayali için yola çıkmış oldu.

İlk besteleri olan, “Kal Yanımda” parçasıyla “Sing your Song” yarışmasından ikincilik ödülü aldılar ve yarışmada kazandıkları başarıyla yeni besteler üretmeye başladılar. Bu dönem içinde “Bitti Rüya”, “Libido” ve “Yalan” gibi çok sevilen parçalarını yaptılar. Bir süre sonra yarışma döneminden tanıdıkları prodüktör Haluk Kurosman’dan gelen bir telefon ile artık emeklerinin karşılığını alacaklarına inanmaya başladılar. Beste çalışmalarına ve konserlere ağırlık veren grup Türkiye’nin dört bir yanına gidip elliyi aşkın konserle müziklerini kitlelerle paylaşmaya başladı.

Meyra

1978 yılında İstanbul’da doğdu. Meyra’nın müziğe olan yeteneğini 9 yaşındayken ünlü bestekar Avni Anıl keşfetti. Bunun üzerine, Meyra 10 yaşında İTÜ Türk Müziği Devlet Konservatuarı‘nda 8 sene sürecek olan akademik müzik eğitimine başladı. Lise yıllarında bazı sanatçılara vokal yaparak kariyerinde ki ilk adımlarını atan Meyra, 18 yaşında yaptığı “Nurtopu” albümü ile müzik sektörüne başarılı bir giriş yaptı ve büyük kitlelere ulaşmayı başardı.

Meyra, ilk albümünden sonra Amerika’da yaşadığı 5 yıl süresince müzik kariyerine “New World School of The Arts”ta akademik opera eğitimiyle devam etti. Lirik soprano sesini profesyonel bir arya yorumcusu olarak geliştirmeyi başaran Meyra, aldığı müzik eğitimi ile yetinmeyerek burada ki stüdyolarda Amerikalı müzisyenlerle çalışarak çok güzel İngilizce şarkılar ortaya çıkardı. Özellikle, “Only when I Breath” isimli şarkısı ve gösterdiği performans ile Arif Mardin’in de dikkatini çekmeyi başardı.

2003 yılında Türkiye’ye dönüş yapan Meyra, Müzik Direktörlüğünü Ozan Çolakoğlu’nun üstlendiği, Sezen Aksu, Aysel Gürel, Ümit Sayın, Zeynep Talu gibi müzik dünyasının başarılı isimlerinin imzasının yer aldığı; Özgür Buldum, Volga Tamöz, Aytuğ Yargıç ve Alper Erinç’in de muhteşem aranjeleri ile fark yarattığı “Başka Bir Kadın” isimli albümünü müzik marketlere sundu.

Uzun yıllar Amerika’da yaşamanın avantajlarını müziğine yansıttığına inanan Meyra, güçlü yorumculuğunun yanı sıra bu kez söz yazarı ve besteci olarak kendi şarkılarını görücüye çıkarıyor. Albümde sözü ve müziği Meyra’ya ait tam 4 şarkı yer alıyor. Meyra; Albinoni’nin 1600′lü yıllarda yarattığı “Adagio” adlı klasik eserini de opera -şan tekniğiyle Türkçe ve İtalyanca olarak yorumluyor. Ajda Pekkan’ın “Sana ne Kime ne” adlı klasik parçası da yeni düzenlemesi ve Meyra’nın özgün yorumuyla albümde dikkat çeken cover şarkılar arasında yer alıyor.

Mirkelam

20 Mayıs 1966 yılında İstanbul’da doğdu. İlkokulu Fındıkzade Çapa, ortaokulu Özel Kalamış Lisesi ve lise eğitimini de Fenerbahçe Lisesi’nde tamamladı. 1983 yılında mezun olduktan bir yıl sonra Yıldız Üniversitesi Kocaeli Mühendislik Fakültesi Jeofizik Mühendisliği’ni kazanarak yüksek öğrenimine devam etti. 1990 yılında mezun olan Fergan Mirkelam, üniversite yılları içinde müzikle ilgilenmeye başladı. Önce amatör olarak Saint Joseph Lisesi’nin orkestrasında solistlik yaptı.

 

Daha sonra 1986 yılında Kayahan Acar’la Eurovision Türkiye elemelerine katıldı. Emel – Erdal albümünde “Alaturka Benim Canım” adlı şarkısıyla, Burak Kut’un albümünde üç şarkısıyla yer aldı. Aralarında Nazan Öncel’in de bulunduğu birkaç sanatçıya geri vokal yaptı.

 

1990 yılında “Karşılıksız Çek” adlı şarkısıyla Kuşadası Altın Güvercin Yarışması’na katıldı. 1994 yılında özel radyoların açılmasıyla önce Best FM, sonra da İstanbul FM’de DJ olarak çalıştı. Balins FM’in kuruluşunda görev alarak bir süre de burada DJ’lik yaptı.

 

1995′te çıkardığı ilk albümü ile çok iyi bir satış grafiği yakaladı. Özellikle “Her Gece” isimli şarkıya çektiği klibi büyük ses getirdi. 2001 yılında çalıştığı müzik şirketini değiştirdi ve “Unutulmaz” Doğan Music Company etiketiyle yayınlandı. “Mirkelam’ın önerisi” adlı albümü de aynı firmadan 2004 yılında yayınlandı.

Mor ve Ötesi

Mor ve Ötesi 1995 yılının Ocak ayında Kerem Kabadayı, Harun Tekin, Derin Esmer ve Alper Tekin tarafindan kuruldu. Kendi bestelerinden oluşan ilk albümünü aynı yılın Ağustos ayında Stüdyo Spectrum’da kaydeden grup, 1996′nın Ocak ayında çalışmaya son halini verdi ve “Şehir”, 1996′nın Haziran ayında piyasaya çıktı. Grubun ilk video klibi “Yalnız Şarkı”, farklı tarzıyla büyük ilgi çekti.

 

1997 yılı grup adına önemli gelişmelere sahne oldu. İstanbul dışındaki ilk konserini ODTÜ’de veren mor ve ötesi’nde ilk eleman değişikliği de bu yıl gerçekleşti ve Burak Güven, Alper Tekin’in yerine gruba dahil oldu. Şubat 1998′den itibaren Captain Hook’ta ilk düzenli bar programını yapan mor ve ötesi, bir yandan da yeni albümünü hazırlıyordu. Ada Müzik Stüdyosu’nda Volkan Gürkan’la beraber kaydedilen “Bırak Zaman Aksın”ın ardından Derin Esmer gruptan ayrılırken Kerem Özyeğen gruba katıldı. Albüm 1999 Mart ayında Ada Müzik tarafından yayınlandı.

 

1999 yılının Ağustos ayına gelindiğinde grup bir Bülent Ortaçgil bestesi olan “Sen Varsın” üzerinde çalışıyordu. Tam o günlerde benzersiz bir felaketle karşılaştı Türkiye. 17 Ağustos’tan sonra, herkes gibi, grup da bir süre kendine gelemedi.

 

2000 yılının başlarında mor ve ötesi ülke çapındaki nükleer karşıtı kampanyaya destek verdi. Bu destek hem konserlerle, hem de zamanın Cumhurbaşkanı’na canlı yayında yöneltilen bir soruyla sürdürüldü. Akkuyu’ya nükleer santral kurulması büyük bir toplumsal uzlaşma sonucu engellendi. 16 Haziran’daki H2000 müzik festivalindeki konser çok başarılı geçti, Temmuz ayında ise grubun “Sen Varsın”la katıldığı “Şarkılar Bir Oyundur” adlı Ortaçgil’e saygı albümü yayınlandı. Mor ve Ötesi üçüncü albümünün kayıtlarına girmeden önceki en önemli performansını 16 Aralık’ta Hilton Convention & Exhibition Center’da Placebo’nun ön grubu olarak gerçekleştirdi.

Murat Boz

“…07.03.1980 yılında Zonguldak’ın Karadeniz Ereğli ilçesinde dünyaya geldim. İlk ve ortaokul öğrenimimi yine burada tamamladıktan sonra 1995-96 eğitim öğretim yılında istanbul anadolu güzel sanatlar lisesi özel yetenek sınavını kazanarak eğitimime İstanbul’da devam etmeye başladım.

Bu dönem içerisinde Atatürk Kültür Merkezi, Cemal Reşit Rey’de müzikal konserlerde vokal olarak yer aldım. 1998′de Milliyet gazetesi liseler arası müzik ve halk oyunları yarışmasında erkek solist dalında Türkiye birinciliği kazandım.

1999 yılında Bilgi Üniversitesi jazz vocal bölümüne burslu olarak girdim. Eğitimime 2003 yılında girdiğim İstanbul Teknik Üniversitesi Türk Müziği Devlet Konservatuarı Temel Bilimler bölümünde devam etmekteyim. Şarkı söylemeyi, spor yapmayı yüzmeyi ve hayvanları çok severim…

Sahne performanslarında ve albümlerinde çalıştıgım kişiler; Shakira, Tarkan Tevetoğlu, Nilüfer, Nazan Öncel, Demet Sağıroğlu, Hande Yener, Nil Karaibrahimgil, Emel Müftüoğlu, Burcu Güneş, Zeynep Dizdar, Zeynep Mansur, Grup Hepsi, Grup Rapsodi, Grup Popcorn

Seslendirdiğim reklam müzikleri; Mc Donalds, İstikbal, Cola Turka…”

Murat Dalkılıç

Murat Dalkılıç, 7 Ağustos 1983′de İzmir’de doğdu. Dalkılıç Beykent Üniversitesi oyunculuk bölümü öğrencisi olarak okumaya devam etmekte. Piyano eğitimi alan Murat Dalkılıç 15 yaşında ilk müzik grubunu kurdu.

Kuşadası’nda orta öğretimi yıllarında sosyal faaliyetlere eğiliminden dolayı derslerini bile aksatan Murat Dalkılıç o dönemde basketbolcu olmaya karar verdi. Bir yandan da müzik, resim ve basketbolun dışındaki diğer sosyal faaliyetleri de hobi olarak yapıyordu.

15 yaşında okulda ilk müzik grubunu kurdu ve grubun solistliğini üstlendi. Kuşadasıspor’da profesyonel basketbolcu olduğunda daha 17 yaşındaydı. 1 yıl sonra basketbolu tamamen bırakıp müzik yapmaya karar verdi.

Müzik kariyerine ilk olarak cafe barlarda gitar çalarak başlayan Murat, çok kısa bir süre içerisinde müthiş bir yol katetti .

İzmir’in gece hayatındaki en önemli clublarından sonra bütün Türkiye’de önemli clublarda sahne programlarına devam etti. Kendisinden oldukça söz ettiren Murat Dalkılıç aynı zamanda Beykent Üniversitesi oyunculuk bölümünde öğrenimini sürdüruyor.

Albümleri:

2008 – Kasaba
2009 – La Fontaine
2010 – Merhaba
2012 – Bir Güzellik Yap

Mustafa Sandal

11 Ocak 1970 Tarihinde, İstanbul Beşiktaş’ta hayata merhaba dedi. Özel Dost Koleji’ndeki ilköğreniminin ardından İsviçre’nin Cenevre kenti yakınlarında bulunan “College Du Leman”da orta ve lise tahsilini tamamladı. Ardından, üniversite tahsiline Boston New Hampshire College’da başladı. İçindeki müzik tutkusunu daha fazla bastıramayıp 2.5 senelik üniversite tahsilini yarıda bırakarak Türkiye’ye döndü. Yurt dışında çeşitli ülkelerde geçirdiği uzun yıllar, tüm yaşamıyla beraber müziğine de yansıdı. Aldığı tüm bu eğitimle birlikte çocukluk yıllarından beri içinde duyduğu müzik tutkusunun ışığında, profosyonel müzik yaşamına İstanbul Gelişim Stüdyosu’nda; Onno Tunç, Selçuk Başar, Uğur Başar ve Garo Mafyan gibi ülkemizin en ileri gelen müzik adamlarının yanında başladı (1989). Öyle ki, Cenevre’deki orta okul ve lise yıllarında okul DJ’liği ile başlayan bu müzik aşkı İstanbul Gelişim Stüdyosu’na adım atması ile doruğa ulaştı.

Kendi müzik ruhunu öğrendikleriyle birleştirerek belki de asıl müzikal kimliği olan bestecilik ve söz yazarlık yönünü ortaya çıkardı. “Ajda Pekkan, Sezen Aksu, Zerrin Özer, Muazzez Abacı, Ayşegül Aldinç, Yonca Evcimik, Ozan Orhon, Burak Kut, Deniz Arcak, Emel Müftüoğlu, Reyhan Karaca, İzel, Sibel Alaş, Asya, Hakan Peker ve Ferda Anıl Yarkın” gibi sanatçılara verdiği besteler, kendisini gerçek anlamda peşinden koşulan bir besteci ve söz yazarı konumuna getirdi

Kendi albümünü çıkarmak için daha fazla tecrübe kazanmayı tercih etti. Bu süre zarfında da müziği her yönüyle incelemeyi ve müzik teknolojisini de yakından takip etmeyi ihmal etmedi. Aradan gecen uzun çalışmalardan sonra kendi bestelerini yorumlamaya karar verdi. 1994 yılında ilk albümü “Suç Bende”yi çıkardı. Bu albümün satış tirajı, yıllardan beri yapmış olduğu çalışmalarının bir ürünü olurken, kendisini Türk Pop Müziği’nin tartışmasız starlarından birisi yaptı. “Suç Bende” isimli albüm piyasaya verildikten 3 ay sonra başlayan Türkiye Turnesi’nde bir seneden çok daha kısa bir süre içerisinde yurt içinde 140, yurt dışında ise 30 konser vererek kırılması güç bir rekora imza attı. İlk albümünün başarısından sonra, bestecilik ve söz yazarlığı ile yetinmeyerek aranjörlük yönünü geliştirmeye karar verdi. Keza, evine bir Home-Studio kurarak çalışmalarını daha hızlı ve çok yönlü olarak yapmaya başladı.

1995 yılında ilk kez bir albümün müzik direktörlüğünü ve aranjörlüğünü üstlenerek Sibel Alaş’ın “Adam” isimli prodüksiyonuna imza attı.

Nalan

15.11.1973 Eskişehir’de doğdu. 3 yaşından sonra Eskişehir’den İstanbul’a geldi. İlkokula İstanbul’da başladı; son sınıfa kadar İstanbul’da okudu. Babasının polis olması nedeniyle Afyon’a tayini çıkınca ilkokul son sınıfı Afyon’da bitirdi. 1984 yılında İstanbul Teknik Üniversitesi Musiki Devlet Konservatuarı Çalgı Eğitimi Kanun öğrencisi olarak orta okula başladı. Lise ve üniversite öğrenimine aynı okulda devam etti. Alaaddin Yavaşça ve Bekir Sıtkı Sezgin hocaları arasındaydı. Klasik Türk Eğitimini bu okulda tamamladı. İlk sahne deneyimine Beşiktaş Sokak Bar’da okul arkadaşlarından kurulu bir grupla başladı. 1992′de Eurovizyon şarkı yarışmasına katıldı. Bu arada kendisi beste çalışmalarına ağırlık verdi. İlk albümünde yer alan “Son Kez Öp” adlı parça bu dönemde bestelenmiştir.

1993′te Ataköy Regatta, Twins barda sahne almaya başladı. O dönemlerde Garo Mafyan hazırladığı bir albüm için solist aramaktaydı. Çalıştığı barda Nalan’ı dinleyerek albümünü okumasını istedi. İlk albüm 1994′de “Of Aman” adıyla piyasaya çıktı. 800.000′lik satışla o dönemde çıkan albümler içinde en başarılı albümdü.

1995′de 2. albümü “Can suyum” müzik severlerle buluştu. Tiraj olarak o dönemin en çok satan albümlerindendi. “HADi YARiM” adlı parça 7′den 70′e herkesin dilindeydi. Bu albümünde Garo Maftan müzikleri üzerine dört tane şarkı sözünü kendisi yazdı. İlk albümümde de “Son Kez Öp” adlı şarkısının söz ve müziği de kendisine aitti. İkinci albümle beraber Garo Mafyan’a ait olan M&B adlı prodüksiyon şirketi olan bağlarını kopardı. Bundan sonraki müzik yaşantısına kendi kanatlarıyla uçmaya karar verdi.

1997 yılında çıkardığı “USUL USUL” adlı albümü kendisi için bir dönüm noktası olmuştur. Çünkü beste ve sözleri kendisine ait olan 7 parça vardı. 700.000′i aşan bir satışla ” Usul Usul, Yaralandım, Farzet, Canımsın” zamanın hit parçaları olmuş Nalan klasikleri arasına girmişti.

2000 yılında Kiss Müzik etiketiyle piyasaya çıkan “NALAN” adlı albümü grafiğini daha da yükseltmişti. “Sök Kalbini” adlı parça dillere marş olmuştu.

2002 yılında Universal Müzikle iki yıllık sözleşme imzalayarak “NALAN” adı ile piyasaya sürülen ve bütün müzik listelerinde aylarca 1 Numara olan “ACEMi BALIK” adlı şarkıyla sevenleriyle bir kez daha buluştu.

2003 yılında Nalan yine Universal Müzik yapımcılıkla piyasaya çıkardığı “CAYIR CAYIR” adlı albümü de müzik severler tarafından büyük beğeni topladı. Güzel sesinin yanında bir de besteci kimliğine sahip olan Nalan, bu özelliğini her geçen albümde daha fazla gözler önüne seriyordu.

Bu arada ilk albümle beraber gelen Of Aman lakabı da artık unutulmaya başladı.

Nazan Öncel

Nazan Öncel 6 Şubat 1956′da İzmir, Karşıyaka’da dünyaya geldi. Gitar çalıp şarkı söylemeye ortaokul yıllarında başladı, ilk sahne tecrübelerini, 1969′da Kervanlar Orkestrası’yla, üç yıl süren beraberliğinde yaşarken, 1971′de 15 yaşında kurduğu “Çılgınlar” grubuyla birlikte düğün salonlarında ve festivallerde şarkı söyledi. 1976′da İzmir Radyosu’nun düzenlediği bir şarkı yarışmasına “Annem” isimli bestesiyle katılarak birincilik elde etti.

1978′de İstanbul’da ilk 45′lik kaydını gerçekleştirdi. Necdet Koyutürk Orkestrası eşliğinde söylediği “Sana Kul Köle Olmuştum” (söz: Erdener Koyutürk, müzik: Özdener Koyutürk) şarkısı radyo ve televizyonda ilgi topladı. İlk longplay’i “Yağmur Duası” 1982′de yayınlandı. Bu plakta, dönemin sevilen arabesk ve alaturka şarkılarının yanında, –bir tanesi, 1999′da “Aşıklar Parkı” adıyla yeni bir kimlik kazanan “Ben Yalnız Seni Sevdim” olmak üzere – özgün besteleri de bulunuyordu.

Öncel, 80′li yıllar boyunca çeşitli kentlerin otel ve lokallerinde program yaparken hem bu plağın acemiliğini üstünden attı, hem de kendi şarkılarını yazmaya giden yolda mesafe katetti. Tümü kendi kaleminden çıkan şarkılardan oluşan “Bir Hadise Var” albümü, Türkiye’de pop müziğin iyiden iyiye yaygınlaştığı 1992′de çıktı. “Aynı Nakarat”, “Gitme Kal Bu Şehirde”, “Aşık Değilim Olabilirim” gibi şarkılar 90′lı yılların önemli pop klasikleri arasında yerini aldı.

1994′te “Aşk Beklemez”, “Geceler Kara Tren”, “Ben Böyle Aşk Görmedim”, “Dillere Düşeceğiz Seninle” gibi şarkılarla dikkat çeken “Ben Böyle Aşk Görmedim” albümü yayınlandı. Unplugged bir folk-rock albümü olan ve 1995′te çıkan “Göç”, Nazan Öncel’i pop dünyasından biraz uzaklaştırarak “şarkı yazarlığı” geleneğinin bir temsilcisi haline getirdi. “Gidelim Buralardan”, “Sen Beni Öldürüyorsun”, “Bir Şarkı Tut”, “Ağlama Gönlüm” ve “Çocuk Kalbim” sözlerdeki lirik ve sade yapıyla albümün en sevilen şarkıları oldu. 1996′daki “Sokak Kızı” elektro gitar ve elektro bağlamanın başrolde olduğu bir rock albümüydü. Öne çıkan şarkılar, “Erkekler de Yanar” ve “Bırak Seveyim Rahat Edeyim”in yanısıra “Ben Sokak Kızıyım”, “A Bu Hayat”tı. “Demir Leblebi”, 1999‘un ürünüydü. “Aşıklar Parkı”, “Bu Havada Gidilmez”, “Zor Dünya” video klipleriyle ilgi görürken, “Sokarım Politikana” ve “Demirden Leblebi” medyanın tutucu kesimlerinin tepkisini çekti. “Kunduram, Sandukam, Zembilim”, “Kız Bebek” ve “Hep Yalnız” dinleyicisinin sevdiği diğer şarkılardı.

Beş yıllık aradan sonra gelen “Yan Yana Fotoğraf Çektirelim” Türkiye’de 2004 yılının en sevilen albümlerinden biriydi. “Hay Hay” ve “Nereye Böyle” dışında “Hokka”, “Gül Pansiyon”, “Ukala Dümbeleği” ve “Otomobil” radyoların gözdesi oldu. Nazan Öncel 1992′den bugüne yayınladığı altı albümde yer alan 65 şarkının tümünün söz ve müziklerini kendisi hazırladı. Bir istisna olarak, 2003 yılında Ahmet Kaya hatırasına yayınlanan “Dinle Sevgili Ülkem” albümünde, Attila İlhan/Ahmet Kaya eseri “Mahur” u yorumladı.

Nev

24 Aralık 1968′de İstanbul’da doğdu. İlkokul 1′de Bilgiç rolünü kaparak, Pamuk Prenses’le danseden tek cüce olama şansını yakaladı. Müziğe her sağlıklı Türk çocuğu gibi mandolinle başladı. Sonraki yıllar üretim boyutuna zemin hazırlayan; dinleyerek, yeni müzikler keşfederek, koleksiyon yaparak geçirdiği ve müzikal kimliğinin temelinin atıldığı yıllardı. Bu arada erkeklerin de alındığı bir sene, Çamlıca Kız Lisesi’nde okurken ileride şarkılarına konu olacak olan “Küçük Kız” ve “19 yaşında koca bir kadın” psikolojilerini gözlemleme fırsatı buldu.

Üniversite 2. sınıfta bir elektro gitar aldı ve gitar eğitimine başladı. 5. ayın sonunda sahnelerdeydi. Üniversite eğitimi boyunca yaz aylarında güneyde müzik yaptı. Onu bugünkü duruşuna hazırlayan bu süreç, müzikal gelişiminde ciddi bir yer tuttu.

Üniversite bittikten sonra kendisinden beklendiği üzere iş hayatına atıldı ama ama bu süreç müzikle bir arada devam etti. 1995 yılında Hakan Özer, Kıvanch K. ve Tolga İnci’den oluşan Chantage’la Cool Bar’da müzik yaptı. Zamanla bestecilik kimliği ağır basmaya başlayınca, artık bir yol ayrımında olduğunu farketti ve tamamen müziğe konsantre oldu, çünkü artık birikimi üretime dönüşme noktasına gelmişti.

2000 yılında, Teoman’ın daveti üzerine katıldığı Türkiye turnesinde, Ege ve Akdeniz şeridinde 100.000′e yakın kişinin kendi müziğine verdiği olumlu ve heyecan verici reaksiyonu deneyimleme fırsatı buldu.

Üç yıla yayılan özenli bir stüdyo çalışmasının ardından, tüm beste ve sözleri kendisine, Kıvanch K.’nın bir parçadaki remix’i dışında düzenlemeleri Hakan Özer’e ait olan; Özkan Uğur, Göksel, Tuba Önal gibi isimlerin yer aldığı ilk albümü ‘Herşeye Rağmen” müzik marketlerde yerini aldı.

Ve şimdi 2004 temmuz ayında müzik marketlere sunduğu “Sen Gibi ” albümüyle müzikteki başarısını sürdürüyor…

Nil Karaibrahimgil

Nil Karaibrahimgil dinleyenleri başka dünyalara götüren büyülü sesiyle Türk Pop müziğinin son zamanlarda kazandığı en büyük yeteneklerinden birisidir. Müzisyenlerle dolu bir ailenin üyesi olması yakaladığı büyük başarının tesadüf olmadığının en büyük ispatıdır.

Babası Suavi Karaİbrahimgil “Müzikomani” adlı parçasıyla geçmiş yıllarda büyük bir başarı yakalamıştı. On yıl ara ile Gurbetçi ve Biz Sizi Ararız adlı albümlerin altına imza atan Suavi Karaibrahimgil, 1992 yılında son stüdyo çalışması sırasında minik kızı Nil’i en fazla etkileyen isimlerden biridir. O zamanlar 16 yaşında olan Nil büyük bir popstar olmayı kafasına koymuştu.

Nil’in amcası Selami Karaibrahimgil ise Türk Pop Müziğine bir zamanlar damgasını vurmuş hatta dönemin en büyük isimlerinden Ayşegül Aldinç’le ülkemizi Eurovision Şarkı yarışmasında temsil etmiş olan Modern Folk Üçlüsü’nün üyelerinden biridir. Modern Folk Üçlüsü’nün aktif müzik yaşamı sona erdikten sonra Türkiye Turizm Ateşesi olarak çalışmalarına devam eden Selami Karaibrahimgil ise Nil’i bu konuda etkileyen en büyük ikinci isimdir.

22 yaşındayken okuldan arta kalan zamanlarında Reklamevi adlı reklam ajansında metin yazarı olarak çalışmaya başladı.(Reklamevi Sertab Erener’in kardeşi olan Serdar Erener’e ait.) 2000 yılında Boğaziçi Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Bölümü’nden mezun olduktan sonra reklam sektöründe çalışmaya devam etti.

Altına imza attığı bazı reklamlarla sektörün oskar ödülleri olarak kabul edilen Kristal Elma ödüllerine layık görüldü. (Hüner Margarin ve First Duo reklamları) Ayrıca iki robot arasındaki aşkı anlatan Algida’nın “Aşkımla Erir misin?”adlı reklam müziğini seslendirerek dikkat çekti. Televizyonlarda sık sık gösterilen Bellona, Trendy&Friendly reklamının müziği de Nil’e ait.

Nil Karaibrahimgil için asıl dönüm noktası Hazırkart reklamlarından sonra başladı.Reklamda bir anda tüm Türkiye’nin diline dolanan “Ben Özgürüm” adlı parçayı seslendiren Nil insanlar tarafından Özgür Kız olarak tanındı. Reklamın daha sonraki bölümlerinde Nil’e pop müziğin en başarılı isimlerinden biri olan Tarkan eşlik etti.

2002′de Tarkan’ın başarısında büyük imzası olan Ozan Çolakoğlu ile biraraya gelen Nil Karaibrahimgil Sony Müzik ile bir anlaşma imzalayarak ilk albümü için kolları sıvadı. Seslendirdiği reklamlarla zaten büyük bir kitlenin hayranlığını kazanan Nil’in albümü zaten beklendiği için hiç de sürpriz olmamıştı.

Nil Dünyası adlı albümden ilk klip parçası “Extra Large” ve daha sonra “Rüzgar” ve “Kek” adlı parçalarla pop müzik dünyasında önemli bir yer edinmiş ve kalıcı olacağının ilk sinyallerini vermiştir.

Nilüfer

Türkiye’nin en iyi bayan vokallerinden Nilüfer 1955′de, İstanbul Cihangir’de dünyaya geldi. Nilüfer’in ailesi de müzikle ilgiliydi. Babası çok iyi piyano çalardı. Annesinin de çok güzel bir sesi vardı. Nilüfer 15 yaşındayken Hafta Sonu Gazetesi’nin “Altın Ses Şarkı Yarışması”na katıldı. İşte bu yarışma ona birinciliği ve şöhreti kazandırdı. Bir anda yaşamı değişen Nilüfer’in profesyonel müzik yaşamı 1972 yılında “Kalbim Bir Pusula” isimli 45′liğiyle başladı.

1973 – 1978 yılları arasındaki dönemde, sürekli altın plak kazandı. Defalarca yılın kadın sanatçısı seçildi. 80′lere girildiğinde müziğini biraz değiştiren Nilüfer, Osman İşmen’in arajmanlamasıyla, Türk müziği ve arabesk parçaların pop versiyonlarını seslendirdi.

90′larda da oldukça ilgi toplayan albümler yaptı. “Yine Yeni Yeniden” (1994), “Ne Masal Ne Rüya” (1994), “Nilüfer’le” (1997) ve “Yeniden Yetmişe” (1998) adlı albümler Nilüfer’i yayınladıkları
tarihlerin en değerli müzisyenlerden biri yaptı. 1992 yılından beri Unicef’le ilgili çalışmalar yapan Nilüfer, 1998 yılından bu yana da Unicef’in iyi niyet elçisi…

Niran Ünsal

Niran Ünsal, 13 Ağustos 1970 yılında, İzmir Radyosu keman ve ses sanatçısı Nursal Ünsal ve kanun sanatçısı Ahmet Canevi’nin ikinci çocukları olarak İzmir’de doğdu. Küçük yaşlardan itibaren, müzikte çok önemli yeri olan bu iki enstrümanın güzel nağmeleri ile büyüdü ve müzik onun için kaçınılmaz oldu. Müzik hayatına sekiz yaşında İzmir TRT Çocuk Korosu’nda başladı. İleri koro ve gençlik korosu derken uzun yıllar TRT İzmir Radyosu’nda görev aldı. Daha sonra Türk Sanat Müziği Korosu’nun sınavlarını kazandı. Dört ay kadar koroda görev aldı. Ancak müzikal tercihini pop müzikten yana kullandı. Bu yüzden radyodan ayrılıp orkestra eşliğinde sahne çalışmalarına başladı. Aynı yıllarda bir evlik gerçekleştirdi. Bu evlilikten Hande adında bir kızı oldu.

Bir dönem İzmir’de radyo programcılığı yaptı ve bu esnada İzmir Devlet Konservatuarı Şan Bölümü Öğretim Üyesi Müfit Bayraşa ile tanıştı. Bayraşa “Pop Show 94″ yarışması için hazırladığı besteyi Niran Ünsal’ın yorumlamasını istedi. Yarışmanın ödülleri arasında S Müzik’le albüm anlaşması da yer alıyordu. Fazla düşünmeden teklifi kabul etti ve “Serseri Mayın” isimli eserle Pop Show 94 yarışmasında birinci oldu. Ünsal, farklı ses rengi, güçlü yorumu ve fiziğiyle dikkatleri üzerine çekti.

Yarışmadaki başarısının ardından müzik birikiminin yeterli olmadığını düşünerek, müzik dünyasının usta isimleriyle sahne çalışmaları yaptı, beste denemelerine başladı. Hazır olduğunu hisseden sanatçı, ünlü bir ekip eşliğinde albüm hazırlıklarına girişti. Sekiz aylık bir çalışmanın ardından 1996 yılının 13 Ağustos günü ilk albümünü çıkardı. “Haktan” adını taşıyan albüm, boğazda yat turuyla başlayıp Ortaköy meydanında halka ücretsiz verilen muhteşem konserle biten, yaş gününün de kutlandığı bir kokteyle tanıtıldı. Oniki şarkının yer aldığı albümün müzik yönetmenliğini Garo Mafyan ve Selim Çaldıran yaptı. Niran Ünsal, beş şarkının müziğini yazarak bestecilik yönüyle de dikkatleri çekti. Albümle aynı adı taşıyan “Haktan”, çıkış parçası oldu ve video klibi Deniz Akel tarafından çekildi. Diğer parçaların söz ve müziği Seda Akay, Garo Mafyan, Seda Akay, Selim Çaldıran ve Tamer Özkan imzasını taşıdı. Faruk Nafiz Çamlıbel’in şiirinden Suat Sayın’ın bestelediği klasik bir parça olan “İntizar”a da hayat verdi güçlü yorumuyla. “Haktan”ın sonraki klipleri ise sırasıyla “Aşka Davet” ve “Beyaz Sevda” adlı şarkılara çekildi.

İlk albümünün ardından sahne çalışmalarına yoğunlaşan güzel yorumcu, Metin Şentürk gibi ünlü isimlere bestelerini verdi. Niran Ünsal, merakla beklenen ikinci albümünü 1999 yılında piyasaya sürdü. “Şarkılara Tutundum” adlı çalışmada ünlü müzik adamı Atilla Özdemiroğlu’yla çalıştı. Albüm baştan sona Özdemiroğlu’nun incelikli dokunuşlarını taşıdı. İlk hit ve video klip, sözleri
Aysel Gürel’e müziği Niran Ünsal’a ait olan “İtiraf Ediyorum” oldu. “Gönül Hancım”, “Peşinde Ahım Var”, “Yasak Bir Düş” ve “Tövbekar” Niran Ünsal’ın bestelediği diğer parçalar oldu. “Tövbekar” aynı zamanda sözlerini yazdığı ilk şarkı oldu. Daha önce “Ağır Roman” filminin müziklerinde yer alan Atilla Özdemiroğlu çalışması “Masum Günahlar”, “Vurgun” ve Sezen Aksu’nun unutulmaz şarkısı “Firuze”de mükemmel performansıyla takdir topladı sanatçı. “Firuze”, aynı zamanda albümün ikinci klibi oldu. “Şarkılara Tutundum”, Niran
Ünsal’ın sanat müziği eğitimiyle desteklediği sesi ve eşsiz düzenlemeleriyle bir başucu albümü oldu.

Ses rengiyle, pop müziğin kraliçesi Sezen Aksu’ya benzetilen Niran Ünsal, ilk albümünden bu yana geçen zaman boyunca edindiği tecrübe ve bilgiyle kendine has bir tarz ve dinleyici kitlesi oluşturmayı başardı.

Müziğin yanı sıra şiir tutkunu olan sanatçı kendinden şöyle bahsediyor: “Aslan burcuyum ve burcumun özelliklerini en ince detaylarına kadar taşıdığıma inanıyorum. Birşeye karar verdiğim an sonuna kadar direnir, gerçekleştiririm. Sevgi dolu bir yüreğim var. İnsanları, hayvanları, doğayı kısacası soluk alıp veren herşeyi çok seviyorum. Sevdiğime, sevgiyi kucak dolusu sunuyorum…”

Orhan Ölmez

1 mayıs 1978′de Antalya’nın Manavgat ilçesinde dünyaya gelmiş olan Orhan Ölmez, cok küçük yaşlarda bağlama ile tanışmış ve böylece müzik serüvenine başlamıştır.

Anadolu’nun çeşitli yerlerinde dönem dönem bulunmuş olan Orhan Ölmez lise yıllarında bağlamanın yani sıra başta gitar olmak üzere çeşitli müzik aletlerine ilgi duymuş, üniversite yıllarında ise Ege Üniversitesi Devlet Türk Müzigi Konservatuarında eğitim görmüş ve okul yıllarından bu yana uzun bir süre sahne calışmalarında bulunmuştur. Gerek enstrumanıyla gerek sesiyle sahne calışmalarına devam ederken kendine has besteleriyle dikkat çekmiş ve şimdiki durumunun sinyallerini aslında uzun zaman öncesinde vermiştir.

“Su Misali” isimli ilk albümünün yakaladığı başarı ve edindiği dinleyici kitlesi, sanatçının uzun yıllar boyunca yapmış olduğu çalışmalarının ve edindiği birikimin doğru sonuçlara gebe olduğunun bir göstergesi olmuştur. Yaklaşık bir yıl aradan sonra “Herşeyin Farkındayım” isimli yeni albümüyle müzikal kimliğini koruyan ama içinde yenilikler de barındıran bir Orhan Ölmez görmekteyiz.

Yapımcılığını Veysel Şimsek‘in üstlendiği ve İdeal Müzik tarafından hazırlanan “Herşeyin Farkındayım” isimli albüm, söz ve müzikleri sanatçının olan on şarkı ve birde türküden oluşmaktadır.

Yıllar süren müzik hayatının kendisine sağladığı birikim ve tecrübe sayesinde Orhan Ölmez, birinci albümündeki gibi ikinci albümdeki tüm şarkıların da düzenlemelerini kendisi yapmış ve daha cok akustik bir sound üzerine eğilerek, şarkıların barındırdığı duygu yoğunlugunu kendine özgü bir sadelikte yansıtmayı tercih etmiştir.

Orhan Ölmez’in “Herşeyin Farkındayım” isimli ikinci albümündeki türkü, yaşayan en önemli halk ozanlarından biri olan Neşet Ertaş’a aittir ve yine Orhan Ölmez tarafından mümkün olduğunca geleneksel öğelere sadık kalınarak aranje edilmistir.
Albümünde birbirinden değerli müzisyenlerle de calışmış olan Orhan Ölmez, bağlaması ve gitarıyla kendi şarkılarına enstrumanist olarakta duygularını katmıştır

Ozgün

“19 Ekim 1979′da Eskişehir’de doğdum. Çalışan bir anne- babanın çocuğuydum. O zamanlar annem sekreter, babam memurmuş. Tek çocuk olarak büyüdüm… Hayatımdaki en önemli kişilerden biri dedem İlyas Küçükcan’dır. Dedem eğitimci ve yazardı.

8 yaşındayken Eskişehir Anadolu Üniversitesi Çocuk Korosu’na girdim. Daha o yaştayken bile tek hayalim konservatuvara gidebilmekti. Ancak babam bu konuya pek de olumlu yaklaşmıyordu. O konservatuvara torpille girilebileceğine inandığı ve de bu konuda benim üzüleceğimi düşündüğü için beni sürekli bu fikirden uzaklaştırıyordu.

Ama ben çok direndim ve de sınav sabahı uyuya kalan babamı zorla uyandırarak konservatuvar sınavına girdim. Sınavda parmaklarıma ve dişlerine baktılar. Aralık olan dişlerimden acaba hava kaçırır mıyım diye korktular herhalde.

Sonuçlar açıklandı, viyola bölümünü kazanmıştım. Annem ve babamla birlikte ansiklopediden viyolayı arayıp bulduk ve nasıl bir enstrüman olduğunu o zaman öğrendim. Çünkü o zamana kadar viyola diye bir enstrüman hiç görmemiştim.

11 yaşımda tek başıma Ankara’nın yolunu tuttum… Ankara Devlet Konservatuvarı’nda yatılı olarak okumaya başladım. O okuldaki hele yatakhanedeki ilk günlerimi hiç unutmam. Herkes ailesinden uzak olduğu için ağlıyordu ama ben hedefime ulaştığım için çok mutluydum.

Ailem harçlık yolluyordu ama ben o parayı okuldan kaçıp arkadaşlarımla atari oynayarak harcıyordum. Tabii sonra da aç kalmamak için peynir ekmeğe talim ediyordum. Öğretmenlerim benden memnundu ama hepsinin ortak kanaati aynıydı. “Çok yeteneklisin ama çalışman gerekir”… Yani çok çalışkan değildim…

Bir yandan da gitar çalıyordum kendi kendime… 16 yaşındayken bu işten para kazanmaya başladım. Tabii hem gitar çalıp, hem şarkı söyleyerek. Önce kafelerde sahneye çıkmaya başladım. İlk işimden 500 bin lira almıştım.

Yatılı okuduğum için tabii ki sahneye çıkma konusunda çok zorlanıyordum. Okuldan kaçıyor, sahne programımı yapıyor ve gece 03′de tekrar sessizce yatakhaneye giriyordum. Yani o dönem hep kapı yerine pencereyi kullandım. Bu arada ailem okurken çalışmama karşı olduğu için çalıştığımı onlardan da saklamıştım.

Kafelerden barlara transfer oldum. İlk bar çalışmam çok beğenildi ve epey bir popülerlik kazandım. Tabii yaşım küçük olduğu için sanırım bu beni şımarttı ve patrona şartlar öne sürmeye başladım. Sonuç: İşime son verildi… Artık işsizdim… Neyse ki bu dönem çok uzun sürmedi yine barlarda iş buldum. Gece 24′de sahne alıp, sabahın ilk ışıklarında sahneden iniyordum. 5 kişilik orkestramla yine çok popüler oldum.

Her şey yolunda gibi görünse de ters giden bazı şeyler de vardı… Geceleri çok geç yattığım için viyola çalışmalarım etkilenmeye başlamıştı. Çünkü ben viyoladan çok şarkı söylemeye zaman ayırıyordum.

Mezuniyet dönemim gelip çattığında içimi “ya mezun olamazsam” korkusu sardı. Her şeyden elimi eteğimi çektim ve kendimi okulun çalışma odasına kapatıp sabahlara kadar viyola çalıştım. Bu sıkıntıları unutturacak bir sonuçla okuldan mezun oldum. 100 üzerinden 99 aldım… Okulda kalmam için teklif geldi. Kabul ettim ama bir yandan da bar çalışmalarına devam ediyordum.

Bu arada Cumhurbaşkanlığı Senfoni Orkestrası’nda da çalışmaya başladım. Araya bir de master sıkıştırdım ve Polonya’ya gidip master class çalışması yaptım.

Polonya dönüşü okulun oda orkestrasında da çalışmaya başladım. Bir yandan da senfoni orkestrası ve dışarıda da bar çalışmalarım devam ediyordu. Tam bir üçgen oluşmuştu. İtiraf etmeliyim bir yanda klasik müzik, öte yanda pop, tam bir ikilem yaşadım o dönemde… Tabii ki amacım senfonide kadrolu olarak yer alabilmekti. Ama zaman içinde bu ihtimalin zayıfladığını gördüm ve sonunda klasik müzik ile yollarımı ayırmaya karar verdim.

Bu arada pop müzik sanatçıları değil ama kendi sözlerini ve müziklerini yapan sanatçılar benim çok dikkatimi çekiyordu. Bu konuda kendimi yokladım ve bir de baktım besteci kimliğim beni başka bir yöne çekiyor. Artık ben de söz yazıp, beste yapıyordum. İçimden gelen sese kulak verdim ve de Türkiye’nin iyi müzik yapan müzisyenlerinden ve sevilen pop starlarından biri olma kararı aldım kendi kendime… Sizce iyi etmiş miyim böyle bir karar almakta, ne dersiniz?” Pınar Aylin

Pınar Aylin anlatıyor:

 

1972′nin 12 Mayısında İzmir’de doğup, genlerimde izmirli olmanın getirdiği her türlü avantajı yaşayarak büyüdüm. İlkokula 5 yaşında gidip öğretmen annemin en hayırlı öğrencisi oldum. İzmir Özel Türk Koleji’ne gittiğimde de o kadar miniktim ki okulun maskotu oldum. 16 yaşımda 3. tercihim olan İletişim Fakültesini kazanıp Ege Üniversitesi’ne girdim ve okulda burnumu sokmadığım birşey kalmayana dek herşeye yetiştim. O sıralar reklamcılık adına yaratıcı birşeyler yapacağımı düşünürken TRT’den gelen bir teklifle gençlik programları sunmaya başladım. Diyeceksiniz ki “Hadi Pınar Müziğe Gel.”

 

Hep hobi olarak baktığım için burada Raks ailesinin etkisini yadsıyamıyacağım ve “Ailenin Kızı” olarak İstanbul’a gönderilmenin getirdiği şansın farkında olarak 22 yaşımda buraya geldim ve sonrasında 4 albümle sizlerle tanıştım.

 

Sizler beni özlediniz , bende sizleri ama 5. albümü yapmadan önce hayatımın en önemli ve en güzel işini yaptığımı düşündüğüm kızımı dünyaya getirdim ve onun 0-2 yaş arası eğitimini bensiz geçirmemesi ve benimde onun bu tatlı en dönemini kaçırmamam adına sizlerden biraz uzak kaldım. Ve şimdi yeniden başlamaya hazır ve şarkı söylemeyi çok özlemiş olarak dönüyorum

Rafet El Roman

25 ağustos 1968 Edirne doğumlu Rafet El Roman, 1970 yılında ailesi Almanya’ya işçi olarak gittiğinde 7 yaşına kadar Uzunköprü Ömerbey köyünde anneannesi ile birlikte yaşadı.1.sınıfı köyde okuduktan sonra Almanya’ya ailesinin yanına gitti. Öğrenimini Almanya’da tamamladı.

16 yaşında ilk söz ve bestelerini yazmaya başladı. Hayatının en büyük tutkusunun müzik olduğunu anlayan Rafet El Roman, bu yıllarda tüm kazancını, yine bu sanat alanında yaptığı yatırımlara endeksler.

1988′de ilk sahne çalışmalarına başladı. 1992 yılında Saarlaendischer Rundfunk Radio Kurumu tarafından Almanya’da “Yılın En İyi Yeteneği” seçildi. 1994 yılında Frankfurt Kültür Festivali’nde Media Artist Avard – Medya Sanat Ödülü aldı. 1995′de Türkiye’ye gelerek ilk solo albümünü çıkardı. “Gençliğin Gözyaşları” adlı albüm bir milyonu aşan satış rakamlarına ulaştı.

1997 yılında “EN GÜZEL GÜNLER SENİN OLSUN” adıyla ikinci albümünü çıkardı. 1998′de Avrupa’da ilk solo albümü piyasaya çıktı. 1998 yılında “Propoganda” filmi ile Kemal Sunal, Metin Akpınar gibi Türk sinema tarihinin dev isimleriyle birlikte başrol oynadı.

1999′da “HAYAT HÜZÜNLÜ” adlı üçüncü albümüyle yine büyük bir başarı yakaladı.

2000 yılında Rafet El Roman, Mehmet Ali Erbil ile Euro 2000 şampiyonası için milli takıma yazdığı “BIR GOL DAHA” şarkısını seslendirdi. 2000 yılında “DAR ALANDA KISA PASLAŞMALAR” adlı sinema filminde Müjde Ar’la birlikte başrol oynadı.

2001 yılında Aşkın Nur Yengi ile, söz ve müziği Rafet El Roman’a ait olan “PEŞİNDEYİM” adlı şarkıda düet yaptı.

2001 yılında “HANIMELİ” adlı 4. albümünü çıkardı.

2002 yılında, 5. albümü “5 NR AŞK” adlı albümünü hayranlarının beğenisine sundu.

2004 yılının yaz aylarında, “SÜRGÜN” adlı 6. albümünü yaptı ve bu albumle çok büyük bir satış grafiği yakaladı, bir çok hit şarkısıyla 2004 yılının en beğenilen albümlerinden biri oldu Sürgün.

2005 yılında, “KALBİMİN SULTANI” adlı 7.albümünü, 10.Sanat Yılı Şerefine müzik severlerin beğenisine sundu, album ilk çıktığı hafta büyük bir satış grafiği yakalayarak, listelerin bir numarası oldu. Müyap yılın en çok satan albümü ödülü “Altın Kelebek”, “Popsav” yılın en başarılı pop sanatçısı ödüllerini aldı.

Rafet El Roman, 2000 yılında kurduğu RER Müzik adlı müzik yapım şirketiyle, müzik piyasasına yeni isimler kazandırmayı amaçlıyor. Ayrıca, hayatı sinema ve müzik üzerine kurulan Rafet El Roman’ın en büyük hedefi, senaristliği ve yönetmenliğini yapacağı film projesini hayata geçirmek…

2006 “Gönül Yarası” albümü çıktı.

Sebnem Ferah

Şebnem Ferah, Üsküp’ten Yalova’ya gelen ailesinin üç kızından en küçüğü olarak 12 Nisan 1972 tarihinde Yalova’da dünyaya gelmiştir. Şebnem Ferah’ın hayatında, müziğin hep ilk sırada yer almasını sağlayan ailesi olmuştur. Evlerinin her köşesinde bir müzik aleti olması onun müzik piyasasına, donanımlı bir şekilde çıkmasını sağlamıştır. Şebnem, okuma yazma bilmeden önce birçok enstrüman çalmayı öğrenmiştir. Bu yüzden evlerinde ki müzik hiçbir zaman bir eğlence aracı olmamıştır. Öğretmen olan babası Ali Bey’in, evde bağlama, mandolin ve piyano eşliğinde annesiyle yaptığı, düet Yugoslav türkülerini dinleyerek büyümüştür. Küçük Şebnem, belki farkında değildi ama evinde anne ve babasıyla paylaştığı bu müziğin sıcaklığını, ilerki yıllarda o da hayranlarıyla paylaşacaktı…

İlkokulda enstrüman ve solfej dersleri aldı. Babasının onu mandolin kursuna yazdırmasıyla müziğe olan tutkusu giderek artmıştı. İlkokulu Yalova’da ortaokulu ise Bursa Koleji’nde okudu. Bursa Koleji, onun müzik hayatını hızlandırmıştı. Yatılı bir okulda okuduğu için kendisini bir şeylere vermesi gerekiyordu o da müziği seçmişti. Liseyi de yatılı olarak Bursa Gemlik’te, Özel Namık Sözeri Lisesinde okumuştur.

Okul yıllarında bile tek mutluluğu o zaman ki büyük grupları dinlemek ve müzikle hep iç içe olmak olmuştu. Şebnem, hem okul orkestralarında solistlik yapıyor hem de birkaç arkadaşıyla kurduğu küçük gruplarda da çalıyordu. Lisenin ilk yıllarında çok istediği ve artık elinden düşürmeyeceği gitarına sahip olmuştu. Bir yandan İngilizce şarkı sözleri yazarken bir yandan da gitar kursuna devam ediyordu. Seth Riggs’in albümünü alarak gırtlağını nasıl kullanması gerektiğinide öğreniyordu bir yandan…

Müzikal anlamda artık çok daha ciddi bir şeyler yapabilirim düşüncesiyle Bursa’da bir stüdyoda, kiraladıkları enstrümanlarıyla ilk gruplarını olan PEGASUS‘u kurdular. Bu grupla beraber tamamı kızlardan oluşan bir rock grubu kurma fikri Şebnem’in kafasında belirmişti. Şebnem’in bu fikrinde “Hearth” grubunun da etkisi olmuştur. Onların, gitar çalıp şarkı söyleyen bayanlar olduğunu görünce çok etkilenmiştir. Daha sonraları, 1987 yılında Bursa’da düzenlenen bir rock festivalinde henüz 15 yaşındayken ilk kez sahneye çıkıp şarkı söylemişti. Bu deneyim onun için “mükemmel bir his” olmuştu. Pegasus’un dağılmasından sonra Şebnem yakın arkadaşlarını toplayarak Türkiye’nin bayanlardan oluşan ilk rock grubu olan “VOLVOX” u 1988 yılında kurdu. Şebnem Ferah(elektro gitar ve vokal), Arzu Özbakış(klavye), Duygu Karpuz(gitar), Ebru Bank(bas), Gül Ağırca(davul) ve 1992 yılında gruba katılan Özlem Tekin(klavye ve geri vokal)’den oluşan volvox’un ismini biyoloji dersinde bulmuşlardı. Volvox, Latince bütün ses biyolojide ise tek hücreliler kolonisi anlamına geliyordu. Volvox’tan ilk ayrılan Arzu Özbakış olmuştur. Daha sonra Ebru Bank gruptan ayrılınca yerine Buket Doran(bas, geri vokal)geçmiştir. Türkiye’nin o yıllarda rock müziğe bakış açısından dolayı önceleri yadırganan sonra konser teklifleri alan Şebnem Ferah, Sedat Yıldırım Sarıcan’ın da katkılarıyla düzenlenen 1989 yılındaki “Bursa 1. Rock Station Günleri”nde Pentegram, Suspect, Metafor, Mirage ve King White gibi birçok grupla aynı sahneyi paylaşmıştı. Daha sonraları Volvox, Bursa Tayyare sineması ve bunun gibi birçok yerde konserlere devam etmişti

Serdar Ortaç

16 Şubat 1970 tarihinde İstanbul’da doğdu.İlk öğrenimini Kocamustafapasa’da ve ortaokul eğitimini Suadiye Lisesi’nde tamamladı. Haydarpaşa Meslek Lisesinde torna-tesviye bölümünde okudu. Liseyi bitirdikten sonra Bilkent Üniversitesi Amerikan Dili ve Edebiyatı Bölümünü kazandı. Bilkent Üniversitesi’ndeki tahsilini tamamlamadan üniversiteden ayrıldı.

Bir sene kadar İstanbul’da özel radyolardan birinde program yapımcısı ve sunucu olarak çalıştı. Programlarını dinleyen bir plak yapımcısı tarafından RAKS şirketi ile anlaşma yapması teklif edildi. Böylelikle o güne kadar yazdığı şarkılarını, kendi sesi ile seslendirme şansını yakaldı ve ilk albümünü yaptı.

1994 yılında ilk albümü “Aşk İçin” müzik dünyasına merhaba dedi. 1996′da ikinci albümü olan “Yaz Yağmuru”nu yaptı. Albüme adını veren �Ben Adam Olmam’ın İspanyolca versiyonu “loco para amar” Meksika radyolarında da çalındı.

3. Albümü olan “Gecelerin Adamı”, 1998 senesinde çıktı. 4. kaset çalışması “Bilsem ki” oldu. “Padişah” koca bir sene boyunca yılın en sevilen şarkısı oldu. Bu bestesi ile MİLLİYET yılın şarkısı ödüllerini aldı. 5. Albümü “Okyanus” 2002 senesinde çıktı.

6. albümü “Çakra”yı 2004 yılında sevenleriyle buluşturan Serdar Ortaç “beste fabrikası” olarak anılmakta, yazdığı ve bestelediği şarkılar her zaman en sevilen şarkılar arasında yer almaktadır…

Sertab Erener

Sertab Erener 1964 yılında İstanbul’da doğdu. Müziğe olan tutkusuyla ve soprano olarak gördüğü ilgiyle Sertab’ın farklılığı henüz İstanbul Devlet Konservatuarında okurken göze çarptı. Bugüne kadar albümleri 4 milyonun üzerinde sattı ve çıkardığı her albüm altın ve platin plak ödülü kazandı.

Altı senelik müzik eğitimini tamamladıktan ve konservatuardan mezun olduktan kısa bir süre sonra benzersiz yeteneği ve performansıyla dikkatleri üzerine çekmeyi başardı. 1990′ların başında, Sezen Aksu gibi bir çok ünlü sanatçıyla aynı sahneyi paylaştı. 1992′de yine Sezen Aksu’nun desteğiyle ilk albümü “Sakin Ol”u çıkardı. Bu albümün tirajı 1 milyonu aşmasıyla beraber Türkiye’nin en iyi satan çıkış albümü oldu. Sertab Erener’in ikinci albümü “Lal”, 1994′de yayınlandı. Ardından 1997′de “Sertab Gibi” ve 2001′de “Turuncu” isimli albümleri çıktı.

Türkiye’de benzeri olmayan müzik kariyerinde bu güne kadar 5 milyona yakın albüm sattı ve sayısız ödül aldı. Eşsiz sesi ve spektaküler sahne performansıyla büyük bir hayran kitlesine sahip oldu ve bir çok insanın beğenisini kazandı. Opera’dan pop’a kadar bir çok müzik türünü kapsayan ses yeteneği ve unutulmaz sahne gösterileri sayesinde Jose Carreras ve Ricky Martin gibi dünyaca ünlü sanatçılarla düet yapma imkanı buldu. Türkiye’nin en iyi satan bayan pop sanatçısı olarak Sertab’ın bir sonraki hedefi Avrupa’daki dinleyicilerin beğenisini kazanmak oldu.

Avrupa’ya açılmanın ilk adımı, Ricky Martin ile yaptığı “Private Emotion” adlı single düeti oldu. Bu düet, Latin Amerika’lı sanatçının 1999′da yayınlanan İngilzce albümünün Türkiye ve Ortadoğu baskısında yer aldı.

Aynı yıl, Sertab’ın ilk dönem kayıtlarından bir olan “Lal”, Sony Müziğin çıkarttığı “Soundtrack for a Century” compilation set’ine seçildi. 500′den fazla parçanın yer aldığı ve Sony Music tarafından “son 100 yılın en etkili müzikleri” olarak tarif edilen bu 26 CD’lik compilation set’te yer alan tek Türk sanatçı Sertab Erener oldu. Ricky Martin ile yaptığı düet ve “Soundtrack for a Century”, Sertab’ı Türkiye dışındaki dinleyici kitlesine başarı ile tanıttı.

Sertab Erener, Şubat 2000′de, Avrupa için hazırlanmış ve kendi ismini taşıyan ilk albümünü yayınladı. Bu albümde, en büyük hitlerinin yanısıra yeni parçalar da yer aldı. Albümün Avrupa medyasına ve müzik basınına tanıtımı, Brüksel’de muhteşem bir show ile gerçekleşti. Bu albüm en büyük beğeniyi, Sertab’ın bir çok konser verdiği ve önemli festivallere katıldığı Benelux ülkelerinde kazandı. Albümün çıkışıyla Avrupa’daki başarının kapısı açılmış oldu.

Sezen Aksu

“Türk şarkıcı, şarkı sözü yazarı, besteci (Izmir-1954 ). Özellikle 1980′li yıllarda Türk Pop Müzigi’ne yeni bir soluk getirdi. Güçlü sesi, değişik yorumu ve duygu yüklü şarkı sözleriyle geniş yankı uyandırdı…” (Dictionnaire Larousse – Aksu, Sezen)

“Hafif müzik sanatçısı, oyuncu, Ege Üniversitesi Ziraat Fakültesi’nde okudu. İlk kez 1975 yılında televizyon programına çıktı. Birkaç kez altın plak aldı. “Minik Serçe” adlı bir film çevirdi.” (İl İl Büyük Türkiye Ansiklopedisi – İzmir, Aksu, Sezen)

“Türk Şarkıcı (Izmir, 1954). Ziraat öğretimini yarıda bırakarak kendini müziğe verdi. 1970′lerin ortalarında “Yaşanmamış Yıllar” adlı parçasıyla birden ünlendi. Bazıları kendinin olmak üzere hep yerli besteleri seslendirdi. Kendine özgü bir üslup edindi. “Minik Serçe” (1979) filmiyle sinemayı da denedi. Oyun gücünü kanıtladıği “Bin Yıl Önce Bin Yıl Sonra” (1979) adlı müzikaldeki “Sen Ağlama”, “Geri Dön”, “Dağlar Dağlar” gibi şarkıları listelerde baş sıraları aldı.” (Büyük Larousse – Gelişim Yayınları – Aksu, Sezen)

 

Sezen Aksu – o zamanki soyadı ile “Yıldırım” – 13 Temmuz 1954 yılında Denizli’nin Sarayköy’ünde doğdu. Anne ve babası öğretmendi. Üç yaşında İzmir’e taşındılar. Büyüme çağında sanatın bütün dallarına ilgi duyan Sezen, resim, tiyatro, dans dersleri alırken, yüksek öğrenim için Ziraat Fakültesi’ni seçti. Aynı yıllarda İzmir Radyosu sanatçılarının dersler verdiği İzmir Sanatçılar Derneği’ne girdi ve dört yıl aralıksız, iki yıl aralıklı, altı yıl süreyle Türk Sanat Müziği eğitimi aldı.

1975 yılından beri Türk Pop Müziği alanında çalışan Sezen Aksu, üç yüzden fazla söz ve besteye imza attı.

 

“Aşkın sesi” olarak tanıdığımız Sezen Aksu, arasıra evlenerek aşkın sınırlarını da zorlamayı denemekte. Şu anda bekâr ve bir oğlu var.” (“Düğün ve Cenaze”den)

Sezen Aksu’nun hayatının en acı olayları iki önemli dostunu kaybetmesiyle yaşadığı olaylardır. Uzay Hepari ve Onno Tunç. Bu eşsiz iki muzik dehasının hayata veda etmesi Sezen Aksu’yu cok derinden yaralamıştır.

 

“Sezen Aksu, Egeli bir şarkıcı. İnsanoğlunun ruhunu tek parça olarak korumasında en büyük desteği gördüğü müzik, 2500 yıl kadar önce ilk kez Ege Bölgesi’nde sistemleşmiş. Sezen Aksu’nun sesi ve yorumculuğu için söylenebilecek en özlü şeylerden biri, onun şarkılarıyla bizlere ulaştırdığı ana duygunun içinde bir başka önemli duygunun da yer almasıdır.
Anadolu’nun tarih duygusu, Anadolu’nun 10.000 yıllık sesi, sevginin ve acıların en yüce ve güçlü terennümlerine sahip bir yeryüzü parçasının duygu hazinesi, Iyonyali Sezen’in sesiyle günümüz insanına çığlık çığlığa ulaşmakta. Ancak bu boyut, Sezen Aksu’nun çığlığında birdenbire farkedilmez. Aşkın dahi bir tüketim konusu yapılarak çarçabuk tüketildiği dünyamızda, Sezen’in sesinin derinliği içinde biraz gezinmemiz, onun ati olduğu toprakların tarihsel gelişiminin belirledigi duygularına değmemiz gerekebilir…” (Düğün ve Cenaze’den)

Sıfatları: “Türk Pop Müziği’nin Kraliçesi”, “Minik Serçe”, “Şair Ruh”, “Filozof Aşık”, “Tutsak Seyyah”, “Muzip Cadı”, “Mistik Asi”, “Levanten Firuze”…

Sibel Alaş

Sibel Alaş 13 Şubat’ lardan birinde sabahın ilk saatlerinde karıştı dünya sakinlerinin arasına. Günlerden Salıydı. Anne babasının ilk çocuğu, aile büyüklerinin ilk torunuydu. Bu yüzdendir ki genel inanışın aksine 13 pek uğurlu sayılır Sibel’in sülalesinde. Her yılın 13 Şubat’ında ömürden ömür gidiyor psikolojisi yerine, dünya Sibel’ siz ne kadar yalnız bir planet olurdu neşesiyle kutlanır doğum günü.

Pek acayip bir çocuktu Sibel. Her minik önce anne yada baba derken onun ilk kelimesi bir biskuvi markasıydı. İkinci kelimesi de bir bankanın adı. Dört yaşında Ömer dedesinden okuma yazma öğrendi. Altı yaşında ilkokula başladı. Aynı yıl edebiyata merak sardı. Yedisinde babası ona bir mandolin aldı. Kitaplar ve müzikle olan dostluğu o yıllardan beri hiç bozulmadı.

İlkokul bitti. Hayatının tam sekiz yılını geçirdiği Çavuşoğlu Kolej’de orta öğrenim hayatı başladı. Okulunda İngilizce eğitim veriliyordu bu yüzden İngiliz ve Amerikan edebiyatına merak sarması garipsenecek bir durum değildir. Ortaokulun ilk yılında, babasının aldığı mandolin büyüdü gitar oldu. Okulun müzik sınıfına geçiş yaptı. Öğretmeni Önder Bali’yi çok sevdi ondan çok şey öğrendi. Okul orkestrasına girdi. Yarışmalara konserlere katıldı arkadaşlarıyla. Yazdığı şiirleri gitarı eşliğinde okumaya başlayınca şiirlerin şarkıya benzediğini farketti. İlk şarkı “Ağlama” öyle çıktı işte. Sorsanız hala, müzik, edebiyat, tiyatro ve sinemayla dolu o yılların yaşadığı en güzel yıllar olduğunu söyler.

Sonunda lise de bitti tabi. Mümkün olsa bir kaç sene daha uzatırdı lise yıllarını ama sırada üniversite vardı. İstanbul Üniversitesi Amerikan Edebiyatı bölümüne girdi. Bu arada Amerikan Edebiyatı var mıdır yok mudur tartışmaları gereksizdir. Elbette vardır. Üniversite yıllarında hayatıyla ilgili her türlü kararı kesin olarak verdiğini düşünüyordu. Edebiyatçı olacaktı bu bir. Üniversite de kalıp akademik kariyer yapacaktı bu iki. Ve asla evlenmeyecekti bu da üç. Sonuç… Kesin karar diye birşey yoktur.

Üniversite macerası boyunca pek çok edebiyatçı ve müzisyen dost edindi. Bir arkadaşının demesiyle, nasılsa boş vakit te var diyerek vokal yapmaya başladı. Hayatının önemli bir dönüm noktası olan bir tanışıklık o zamana denk gelir. Zeki Aköz! Bu bey pek çok şarkıcının menajerliğini ve prodüktörlüğünü yapan bir kurttu. Sibel’ i vokalist olarak tanıdı sonra şarkı sözü ve besteler yaptığını farketti. Üstüne üstlük tuttu bir de aşık oldu. Yetmedi Sibel’ i de kendine aşık etti. Yaklaşık bir yıl boyunca Sibel’i albüm yapmaya ikna etmek için uğraştı. Bir yılın sonunda Sibel’in direnci kırıldı, nasılsa bağımlı değilim istediğim zaman bırakırım düşüncesiyle Sibel ilk albümü “Adam” ı yaptı. Ama bu çok ciddi bir bağımlılıkmış!!! Hem müzikle hem Zeki Aköz’ le evlendi. Bir kızları var…Tuğçe, bir de oğulları var… Doğa.

Sibel yaptığı şarkıların insanlar tarafından sevildiğini, ezberlenip söylendiğini, yaptığı işe değer verildiğini farkedince bu işi asla bırakamayacağını öğrendi. “Adam” dan sonra “Fem” geldi. Ondan sonra “Çocuk”. Bir takım tatsız sebepler bir süre uzaklaştırdı onu göz önünden. Ama müzikten hiç uzaklaşmadı. O yazdı başkaları söyledi ve çok mutlu oldu.

Şimdi yeni şarkılar zamanı. Hepsini kendi yaptı, söyledi. Hayatı bir ucundan tutmak gerek diye düşününce, üniversitedeki bir duvar gazetesinin başlığı geldi gözünün önüne. “Carpe Diem”

Sibel Can

Sibel Can, 1 Ağustos 1970′de İstanbul’da doğdu. Sibel Can, ilk ve orta öğreniminin ardından müzisyen olan babasının da etkisiyle sahnede olmayı düşlemeye başladı. Can’ın babası çeşitli sanatçılara keman çalardı. Sibel Can 14 yaşındayken dansa merak sardı. İlk olarak babasının, diğer şarkıcılarla çıktığı yurtdışı programlarına oryantal dansçı olarak katıldı. Dans konusunda oldukça yetenekliydi. Kulaktan kulağa yayılan ünü sayesinde Fahrettin Aslan tarafindan keşfedildi. Böylece Maksim Gazinosu’nun oryantal dansçısı oldu.

 

Sibel Can üç yıl kadar dans etti. Türkiye’nin en iyi dansözlerinden biri olarak gösterildi. Fakat Can’ın asıl niyeti şarkı söylemekti. Bu konuda ilk elinden tutan da yine babası oldu. Bu arada babasının çevresindeki birçok ustadan eğitim aldı. Ve 1988 yılından itibaren Maksim Gazinoları’nda bu kez solist olarak sahne almaya başladı. Sibel Can’in ilk albümünün yapımcılığını Orhan Gencebay üstlendi. Can, genişçe bir dinleyici kitlesi edinen ilk dört albümünde daha çok arabesk ağırlıklı şarkılar yorumladı.

 

1995 yılında yayınlanan “Şarkılarda Senden Yana” albümünde tarzını biraz değiştirdi. Albümdeki “Deli Yüreğim”, “Dedikodu” gibi parçalar Can’ın eski albümlerine nazaran daha çok ses getirdi. 1997 yılında ise, Serdar Ortaç’ın bestelediği “Padişah”lı albüm yayınlandı. “Padişah”la birlikte Sibel Can, Türkiye’nin en çok konuştuğu isim haline geldi. Ana haber bültenleri bile Sibel Can’sız bir akşam geçirmiyorlardı. Sibel Can bu arada albümün etkisiyle ödüller aldı, televizyon programları, televizyon dizileri yaptı ve belirtilmek gerekir ki “Berivan” dizisiyle adından cok bahsettirdi. Sibel Can’ın bundan sonra çıkarıdığı albümler büyük etkiler yarattı. “Daha Yolun Başındayım”, “Sibel Can Şarkıları”, “Canım Benim”, “Sen Benimsin”.

 

Sibel Can’nın ayrıca özel hayatında da birçok değişiklik oldu. Can, uzun süre evli kaldığı Hakan Ural’dan boşandı ve bir süre sonra da Sulhi Aksüt ile evlendi.

 

Şu an yeni imajıyla ve yepyeni devleri bulusturan albümüyle kasırgalar estiriyor müzik dünyasında.

Sibel Tüzün

 

1971 yılında İstanbul’da doğan Sibel Tüzün, 1978 yılında TRT İstanbul Radyosu Çocuk Korosunda ilk müzik eğitimine başladı. Orta okul yıllarında yine radyonun Gençlik Korosunda çok sesli müziğe ilk adımı atarak Gökçen Koray, Cenan Akın, Hikmet Şimşek gibi değerli öğretmenler ve koro şefleriyle çalıştı.

Beşiktaş Atatürk Lisesi’nde okuduğu yıllarda pop ve rock müzikle ilgilendi ve 1986 da Milliyet Gazetesi Liselerarası Müzik Yarışmasında okuluna üçüncülük kazandırdı. Aynı yarışmada besteci aranjör Melih Kibar ile tanışarak reklam filmleri seslendirmeye başladı. Ajda Pekkan, Nükhet Duru, Erol Evgin gibi biçok sanatçıya albümlerinde ve sahne çalışmalarında eşlik etti.

1988 yılında İ.Ü. Devlet Konservatuarı Opera ve Konser Şarkıcılığı Bölümüne birincilikle alınan Sibel, klasik müzikte öğrenciliği, jazz ve pop müzikte de yorumculuğu sürdürdü. 1991 yılında profesyonel müzik yaşamına adım attı. TRT Altın Anten, Kuşadası Altın Güvercin ve Eurovision Şarkı yarışmalarına katılarak ödüller aldı.

1992′de Raks Müzik Yapım’la anlaşma imzalayarak, ilk albümü “Ah Biz Kızlar” ı seslendirdi. Gerek albümde çalışan Şehrazat, İskender Paydaş, Ümit Kuzer, Ozan-Kenan Doğulu gibi isimlerin eserlerini, gerekse Sibel’in yorumculuk yeteneği ve sahne performansı, albümün kısa sürede geniş kitleler tarafından sevilmesini sağladı. Pop müzikte ve klip sektörleri yeni gelişmeye başladığı halde albüm üç hit parça çıkardı: Beni Bağlamaz, Ah Biz Kızlar ve Şamata. Bu başarıyla Sibel yaklaşık iki yıl süreyle yurt içi ve yurt dışında pekçok konserler verdi.

1994 yılında Londra’da Robert Bricknell ile bir süre şan derslerine devam etti. Ardından Türkiye’ye dönüp Raks Müzik’le ikinci albüm çalışmalarına başladı. Albüm ve Sibel yine hakedilen başarıyı yakaladılar. Kısa sürede yakalanan satış grafiğiyle beraber yine hitler ortaya çıkarmaya başladı. Kaçın Kurası, Gözümün Bebeği, Anca Beraber (Too Late) gibi.

1998 Haziran ayı içinde piyasaya çıkan olan üçüncü albümde sekiz parçanın sözlerini Sibel’in kendisi yazdı. Müzik adına hep başarılı çalışmalar yapmaya çalışan Sibel, albümün prodüktörlüğünü de üstlenerek çok farklı ve iddialı bir çalışmaya imza attı.

2001 yılında Bay Müzik’le anlaşarak “Yine Yalnızım” albümünü piyasaya sürdü. 2002 yılında yapımcı olarak Arinna Müzik’le çalışmaya başlayan Sibel, albümde yer alan şarkıların söz ve müziklerini hazırladı. 2003 yılında müzik marketlere sunduğu “Kırmızı” isimli albümü büyük başarı elde etti. 2004 yılında ilk defa remixler, Yunanca versiyonlar, video klipler, röportajlar ve klip arkası görüntülerinin yer aldığı cd ve vcd’den oluşan “Kıpkırmızı” albümü piyasaya sunuldu.

Soner Arıca

Fatsa’da, 7 çocuklu bir ailenin son üyesi olarak dünyaya geldi. İlkokulu Fatsa’da, Sakarya ve Dumlupınar İlkokulları’nda okudu. Orta öğrenimini Fatsa Ortaokulu’nda tamamladı. Şişli Koleji’nde lise eğitimini yapmak üzere İstanbul’a geldi. Liseyi bitirdikten sonra Marmara Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi İktisat Bölümünü kazandı. Üniversite eğitimini yaparken;

- TRT’ nin kendi bünyesinde oluşturduğu gençlik korosunda ilk müzik eğitimini aldı.
- Engin Cezzar yönetimindeki Tiyatro Eğitim Stüdyosu’nda kısa dönem sahne için çalışmalar yaptı.
- Aynı yıllarda reklam filmlerinde oyunculuk ve modellik deneyimleri başladı. 25 reklam filminde başrol oyuncusu oldu.

1986 yılında profesyonel manken olarak podyumlarda yerini aldı. 5 yıl mankenlik yaptı. Mankenlik yaparken, bir reklam ajansında casting sorumlusu ve prodüksiyon asistanı olarak görev aldı.

1988 yılında müzik için ilk yoğun çalışma dönemi başladı.
Sırasıyla:
- Melih Kibar okulunda keyboard ve solfej,
- Belkıs Aran’dan şan,
- Timur Selçuk’tan şan ve solfej dersleri aldı.

İlk albümü Bir Umut 1992 yılında çıktı ve sırasıyla:
- 1994 En Güzel Serüven
- 1995 Yaşıyorum
- 1996 Yalvarma (Maxi Single)
- 1997 Herşey Yolunda
- 1998 Sen Mutlu Ol (Maxi Single)
- 1999 Şarkılar Var
- 2001 Kusursuz Aşk
- 2002 Remix
- 2003 Aşkla Oldu – Best Of Soner Arıca
- 2004 Hatıram Olsun
- 2005 Benim Adım Aşk albümlerine imza attı.

Şarkı söylemeye başladığı 1992 yılında mankenlik mesleğini tamamen noktaladı. Popsi dergisinde haftalık yazılar yazdı. Sokak çocukları için yoğun çalışmaları oldu. 1997 yılında yaptığı çıplak takvim ses getirdi.

2000 yılında bir TV dizisinde ilk oyunculuk deneyimini yaşadı. “Kurşun Kalem” isimli dizi TRT için hazırlandı. 2002 yılında sokak çocukları için 2. takvimini yaptı. Yine 2002 yılında Bursa’da özel bir tiyatroda “Love Story” nin başrolünde oynadı ve bu tiyatro deneyiminde çok başarılı oldu.

2003 yılında burçlar takvimini yaptı. 2004 yılında Fransızca eğitimi için Fransa’ya giderek birkaç ay Paris’te kaldı. 2005 yılında uzun zamandır üzerinde çalıştığı romanı “Belki de Hiç Unutmadım”ı yayınlandı.

Soner Arıca, 42 klip ile “en çok klibi olan sanatçı” ünvanına sahip…

Tarkan

Tarkan, 17 Ekim 1972’de Almanya’nın Alzey kasabasında, altı çocuklu bir ailenin beşinci çocuğu olarak doğdu. Müzik aşkı daha 3 yaşlarında başlayan Tarkan, 6. sınıfa geçerken, 14 yaşında Türkiye’ye döndüğünde, müziğe duyduğu bu büyük ilgi onu lise eğitiminin yanısıra Türk Sanat Müziği dersleri almaya yöneltti. 1990 – 1992 yılları arasında devam ettiği Üsküdar Musiki Cemiyetinde, kendisini müzik dünyasına katılma konusunda cesaretlendiren, Türkiye’nin saygın bestekarları ile çalışma fırsatını buldu.

Lise yılları bitip, üniversite sınav sonuçları açıklandığında Almanya’ya dönüş kararı alan Tarkan’ın, tam bu sırada Mehmet Söğütoğlu ile tanışması kaderini büyük ölçüde değiştirdi ve müzik dünyasına profesyonel anlamda girişinin temellerini atan ilk albümü “Yine Sensiz”, 1993 yılında İstanbul Plak tarafından çıkarıldı. Konserleriyle ilk olarak sevenleriyle buluşan Tarkan kısa sürede 700 bin albüm satarak müzik piyasasına sağlam bir temel attı.

Tarkan ikinci albümünün hazırlık aşamasında, Türkiye’nin en önemli seslerinden Sezen Aksu ile tanıştı. Müzikal anlamda ilk kez buluşan iki sanatçının çalışmaları sonucunda “Şıkıdım” şarkısı ikinci albüme dahil oldu.

 

1995 yılında çıkan ikinci albümü “Aacayipsin” ile Türkiye ve Avrupa’da tam 74 konser verdi. Bu konserlerin 25 tanesi, o ana kadar ulusal çapta gerçekleştirilen en büyük sponsorlu turne kapsamında, Tarkan’ı Türkiye’nin farklı illerinde yaklaşık 750 bin seyirci ile buluşan stadyum konserleriydi. Bunlarla birlikte Tarkan çok önemli bir başarıya daha imzasını attı ve albüm 2.5 milyona yakın sattı.

 

Bunun ardından dil eğitimi almak üzere New York’a gitti. Bu dönemde tanıştığı Ahmet Ertegün ve Atlantic Records’la yeni projeler üzerinde çalışmaya başladı.

1994 – 1997 yılları arasında İsviçre, Hollanda ve Almanya’da toplam 12 şehri kapsayan 3 büyük Avrupa turnesine çıktı. 1995 yılında New York Palladium’da verdiği konser, Türkiye’de canlı yayınlandı.

Tarkan, 1997 yılının Temmuz ayında, üçüncü albümü “Ölürüm Sana” ile müzik dünyasında yine bir Sezen Aksu parçasıyla büyük bir çıkış yaptı. Bu albüm için yaklaşık 2 yıl boyunca hazırlanan Tarkan, Sezen Aksu’nun da katkılarıyla istenilen başarıya ulaştı ve ilk kez uluslararası müzik sektöründe kendini tanıttı. Üçüncü albümüyle tüm dünyaya sesini duyuran Tarkan’ın bu albümü 3.5 milyon sattı.

Tarkan bu başarının ardından hiç ara vermeden konserlere başladı. İstanbul, Ankara, İzmir, Adana ve Antalya’da verilen stadyum konserlerini, 10 ili daha kapsayan bir Türkiye turnesi izledi.

Güney Amerika’da verdiği konserlerde, seyirci Tarkan’a şarkılarında eşlik ederek büyük bir coşkuyla izledi.

Tarkan, yine 1997′nin Aralık ayında bu kez 17 ayrı şehirde 18 konserden oluşan yeni bir Avrupa turnesine çıktı.

Bu sırada, sanatçılarla yapılan çalışmaların albüm ve kliplerle sınırlı kalmaması vizyonu ve kendine ait bir müzik prodüksiyon şirketine sahip olma hedefi, Hitt Müzik projesinin çıkış noktası oldu.

1998′de ise İstanbul Plak’ın, “Ölürüm Sana” albümünün Avrupa’daki lisans haklarını ünlü Fransız firması Polgram’a devretmesi ile Tarkan’ın Avrupa’daki tanınırlığı önemli ölçüde arttı.

Böylece Tarkan, başta “Şımarık” single’ı olmak üzere, “Ölürüm Sana” albümü ile tüm Avrupa’ya Türkçe şarkı söyletmeyi başardı. Ve yine aynı albümle, Meksika’da Platin, Fransa, Hollanda, Almanya, Belçika, Lüksemburg, İsveç ve Kolombiya’da da Altın Plak ödülleri kazandı.

1999 yılının baharında başlayan ve Almanya, Fransa, İngiltere, Belçika, Hollanda, Danimarka, Avusturya, Portekiz, Ukrayna, Fas, Avustralya ve Tunus gibi pek çok farklı ülkeyi kapsayan bir başka turne ise, aynı yılın yaz aylarında son buldu.

2000 yılının Şubat ayında askerliğini yapmak üzere Türkiye’ye dönen Tarkan, teslim olmadan hemen önce 14 Ocak’ta, 17 Ağustos depreminde zarar görmüş depremzedeler yararına İstanbul Mydonose Showland’de Türkiye’de ilk kez özel bir ses ve ışık sisteminin kullanıldığı bir konser verdi.

Dünya çapında bir sanatçı olmasıyla, sorumluluğunu daha da artan Tarkan, askerlik dönüşünde yeni albümünün çalışmalarına iyice hız verdi. 2 yıl süren titiz çalışmaların ürünü olan “Karma” albümü, Amerika, Fransa ve Mısır’daki stüdyolarda kaydedildi ve Mayıs 2001′de Kuzu Kuzu single’ı 5 değişik versiyonuyla tüm müzik marketlere sunuldu.

“Kuzu Kuzu”nun hemen ardından Ağustos ayı başında çıkan Karma albümü, 7 Ağustos’ta İstanbul’da başlayan bir konserler zinciri ile seyircisi ile buluştu. Son albümü “Dudu”yu 2003 yılında sevenlerine sundu.

Tan Taşçı

30.10.1981 doğumlu olan Tan, bir sanat şehri olan Hannofer Hildeshaim’de dünyaya geldi. İlkokula Ankara Arı Koleji’nde başladı. Profesyonel olarak müzik eğitimine Hacettepe Üniversitesi Devlet Konservatuarı yarı zamanlı ve çeşitli polifonik korolarda şarkı söyleyerek başladı. Bunun yanında şan dersleri piyano sahne ve solfej dersleri aldı. Engellenemez müzik tutkusu O’nu Ankara Üniversitesi Devlet Konservatuarı Opera Bölümü’ne taşıdı… Aynı zamanda halk müziği ve sanat müziği korolarında çalıştı. Devlet operasında görev aldı. Sahne derside alan TAN, Türkan Şoray’la “Mürüvetsiz Mürüvet” sinema filminde rol aldı. Öğrenciliği zamanında gece klüplerinde ve çeşitli organizasyonlarda sahne aldı. 2005 yazında kendi bestelerinden oluşan “Rica Ederim” isimli albümü piyasaya çıktı.

DİSKOGRAFİ

2005 yazında kendi bestelerinden oluşan “RİCA EDERİM” isimli albümü piyasaya çıktı. Sırası ile klip çektiği; “ASLA”, “RİCA EDERİM”, “KALBİME GÖMÜYORUM AĞLA AĞLA” besteleri şimdiden klasikler arasına girdi ve o yaz lakabı slow şarkıların prensi oldu.

Tan’ın ikinci albümü “Sözümü Tutamadım” 2007 yazında sevenleriyle buluştu. Albümün ilk hiti, ilk klip şarkısı “Neler Neler” oldu. İkinci klibi ise albume ismini veren yeni bir Tan klasiği “Sözümü Tutamadım”a geldi. TAN bu lbümünde Sezen Aksu klasiği “Geçer” isimli şarkıyı da yorumladı ve beğeni topladı.

2008 yazı ilk kez bir single’la karşımıza çıktı. Bu albüm adını sevilen bir Ferdi Tayfur bestesi olan “YILDIZLARDA KAYAR”dan aldı. YILDIZLARDA KAYAR 2008′in hiti oldu. Bu albümde “Söyleme” isimli şarkıda İzel ile düet yaptı.

2009 yılında “İşaret” albümü AVRUPA Müzik etiketiyle marketlerde yerini aldı. Albüme adını veren “İşaret” orjinali yunan SAKİS ROULES tarafından okunan cover bir şarkıydı.

2010 yazında DEMET AKALIN’a verdiği “ÇANTA” isimli şarkısıyla da adından sıkça sözettiren Tan, 2011′de Serdar Ortaç’la düet yaptığı “Benim Gibi Olmayacak” isimli single.nı müzik marketlere sundu.

Teoman

20 Kasım 1967′de Giresun Alucra’da dünyaya gelen Teoman Yakupoğlu, Boğaziçi Üniversitesi Sosyoloji bölümünden mezun. İstanbul Üniversitesi Kadın Araştırmaları bölümünde masterini tamamlayan Teoman, ilk müzik grubu Indians’ı 1986 yılında arkadaşlarıyla birlikte kurdu ve uzun yıllar bu grubun solistliğini yaptı. Bir çok konser ve kayıt çalışmalarının ardından, grubun dağılması ile birlikte çeşitli sanatçıların albümlerinde ve bir çok grupta solist olarak yer aldı.

 

1996 yılında Roxy’de gerçekleştirilen “Roxy Müzik Yarışması” nda, ilk solo albümünde de yer alan “Ne Ekmek ne de Su” ve “Yollar” isimli parçalarıyla “en iyi beste” ve “en iyi grup” ödüllerini aldı. Teoman 1996 yılında ilk albümü “Teoman”ı İstanbul Plak’dan çıkardı. 1998 yılında piyasaya çıkan “O” isimli ikinci albümünde NR1 Müzik ile çalışmaya başlayan Teoman, üçüncü albümü “Onyedi” de yine NR1 Müzik etiketini taşıyor. Albümlerinde yer alan şarkıların birçoğunu kendi yazıp besteleyen Teoman, “O” ve “Onyedi” isimli albümlerinde Prodüktör olarak Rıza Erekli ile çalıştı.

 

“O” isimli albümde Orhan Atasoy ve Ercüment Vural’ın unutulmaz bestesi “Gemiler”i ve üçüncü albümü “Onyedi” de yer alan Ajda Pekkan’ın klasikleşmiş şarkısı “Uykusuz her Gece”yi ve Bora Ayanoğlu’nun “O Yaz” isimli şarkısını yeniden yorumladı ve dinleyicilere tekrar sevdirdi. Teoman, müzik çalışmalarından arta kalan zamanlarında kitap okumayı, sinemaya gitmeyi, yazı yazmayı, arkadaşlarıyla vakit geçirmeyi ve müzik dinlemeyi seviyor.

 

 

  • Teoman
  • O
  • On yedi
  • Gönülçelen
  • En Güzel Hikayem

 

Tual

TUAL adını almadan önceki dönem :

İlk Ege Üniversitesi grubu olarak bir araya gelen grup, üniversite dışında ORBİTAL adıyla konserler vermeye başladı. O zamanlar ORBİTAL, MEB ajans ile çalışıyor ve sık sık İzmir’de konserler ile adını duyuruyordu. Hatta o zamanlar Klips ve Onlar grubu Eurovizyon’da o ana kadar ki Türkiye’nin en iyi sonucunu alıp, yurda dönmüştü. Hemen bir turne yapılmasına karar verilmişti. O zaman , birlikte turneye çıkılacak grup olarak ORBİTAL seçilmişti. (Klips ve Onlar grubunda, Melih Kibar, Candan Erçetin, Aykut Gürel, Sevingül Bahadır, Gür Akad vb daha adları piyasada yeni yeni duyulan müzisyenler yer alıyordu. Turnede ORBİTAL, KLİPS ve ONLAR dışında KOMEDİ DANS ÜÇLÜSÜ’de yer alıyordu. Bodrum kale , Edremit Akçay, Çeşme Altınyunus gib yerlerde konserlerle devam etti.)

Grup İzmir Urla Kalabak’ta bir evde kalıyordu. Orası bir zaman sonra müzisyenlerin buluştuğu bir merkez haline gelmişti. Hatta sonrada kaybettiğimiz inanılmaz davulcu Ersin’ de oraya gelen giden müzüsyenler arasındaydı., Müzik çalışmalarını sürdürürken, grup elemanları okullarına da devam ediyordu. Bir dönem İzmir Üçyol da kurulan Hürriyet çadırında çalıştılar. O zamanlar grupta daha sonra yer almayan, gitarist Zafer Şenkal’da vardı.

Daha sonra grup elemanları üniversitelerini bitirdi ve kimisi askerliğe, kimisi mesleklerine döndü.

TUAL adını aldıktan sonraki dönem :

1994 yılında İskender TÜRSEN, Sezi ÇEŞİTLİ ve Göksel ÖNCAN tekrar bir araya gelip, çekirdek kadroyu kurup çalışmalarına başladılar. Sonradan gruba Mahmut PERŞEMBE ve Ertuğrul PERŞEMBE ‘nin de katılması ile çalışmalarını hızlandırdılar. O zamanlar İzmir Gıda Çarşısı’nda Ertuğrul PERŞEMBE’nin nakliyat ambarının altını stüdyo halini getirmişler ve ilk kayıtlarına başlamışlardı. Artık solist Sezi, Basgitarda İskender, davulda Göksel, akustik gitarda Mahmut ve Elektro gitarda Ertuğrul olarak grup oluşmuştu.

Yaptıkları çalışmaları düzgün bir kayıt haline getirmek için Barış Manço’nun grubu Kurtalan Ekspres’in klavyecisi Ömür Gidel’e başvurdular. O çalışmalara Ömür Gidel’de klavyeleri ile katıldı. Daha sonra Ömür Gidel’in Kurtalan Ekspres’ten arkadaşı Ahmet Güvenç’in İstanbul’daki stüdyosuna gidilip, kayıt yapılmasına karar verildi.

İstanbul’da kayıtlar sırasında RAKS firmasının bu işle ilgilenmesi sonucunda: Bu kayıtları albüm haline getirmesi teklifi geldi. Bu kayıtlar tamamen canlı ve hücum kayıt şeklinde yapılmıştı.. O dönemde çıkış parçası Tual diye bir şarkıydı. Bu şarkı yapımcı tarafından grup ismi olsun diye önerildi. Ve grup 1997 tarihinde TUAL ismiyle ve kendi adını taşıyan Tual albümü ile RAKS firmasından piyasaya sürüldü. Tarz olarak Rock ağırlıklı bir albümdü ve arasında caz motifleri de gizliydi. TUAL grubunu daha sonraları yaptıkları albümlerde Rockerlar tarafından çok eleştirilme nedeni bu ilk çıkışlarının Rock olması nedeniyledir. Çünkü o zamanlar Rock yapanların albüm yapma şansları yoktu. Belki bu albüm Türk müzik piyasasında çıkarılmış Rock albümlerin ilklerindendi.

Tuğba Özerk

4 Haziran 1980 yılında İzmir’de doğdu. İlkokulu Melih Özakat, Ortaokulu Özel Çakabey Lisesi ve lise eğitimi itibariyle de konservatuara devam etti. Bu arada okul hayatının 7 yaşında başlamasıyla müzik eğitimi TRT ve İzmir Devlet Konservatuarının çocuk korolarında aynı zamanlarda başlamış oldu.

İlk geri vokal deneyimini 12 yaşında Sezen Aksu’yla beraber 1992 yılında gerçekleştirdi. Sezen Aksu’nun yanında solo ve vokal çalışmaları devam ederken okul hayatı İzmir de devam etmekteydi.

İlk tv programına yine Sezen Aksu’yla 1992 yılında TRT’de çıktı. Geri vokal çalışmalarının yanısıra bu programda solo bir şarkı da seslendirmesi kamuoyunda büyük ilgi gördü. Büyük yetenek olarak lanse edilen Tuğba Özerk’in sahne ve müzik hayatı tam anlamıyla böyle başladı denilebilir. Okul hayatı bittikten sonra İstanbul’a taşınan sanatçı aralarında Ege, Deniz Seki gibi isimler bulunan sanatçılara geri vokal yaptı.

Daha sonra solo sahne çalışmalarına başlayan Özerk, 2003 yılının başında ‘Dün gibi’ adlı ilk solo albümünü çıkardı. “Aşk yarası” adlı şarkısıyla uzun süre radyolarda liste başlarında yer aldı. Albümle beraber oyunculuk yönünü gösterebilme fırsatı yakalayan sanatçı, ATV’nin uzun süre yayınladığı dizisi “Böyle mi Olacaktı” da bir sene kadar rol aldı. İlk albümünde bir tane bestesi olan Özerk iki senelik boşlukta bir çok besteye de imza attı.

Volga Tamöz

12.03.1976 yılında İstanbul’da doğdu. İlkokul eğitimi sırasında özel müzik dersleri alan Volga Tamöz, Muhsin Ertuğrul Şehir tiyatrolarında 3 yıl tiyatro eğitimi aldıktan sonra, İstanbul Teknik Üniversitesi Türk Musıkisi Devlet Konservatuvarında, ilk öğretim sonrası akademik müzik eğitimine başladı.

Altı yıl süren Çalgı Eğitim Bölümünü başarı ile bitirdi.Türk Tasavvuf Müziğinin önemli enstrümanı olan ney sazı eğitiminide, Fuat Türkermen, Salih Bilgin ve Niyazi Sayın gibi hocalardan aldı.

Çok sesli (polifonik müzik) müziğe karşı olan ilgisinden dolayı Kompozisyon eğitimini hedefleyen Volga Tamöz İstanbul Teknik Üniversitesi Devlet Konservatuvarı kompozisyon bölümünü kazanarak 2002 yılında mezun oldu.Volga Tamöz 2007 yılında Haliç Üniversitesinde Yüksek Lisans Programını bitirerek, akademik eğitimini tamamlamıştır.

Eğitimiyle beraber popular müzik yaşantısında aynı paralellikte devam ettiren Volga Tamöz, 15 yıldan bu yana yurt içi ve yurt dışında bir çok projede Besteci, Aranjör, Müzik Direktörü ve Prodüktör olarak görev almış ve almaya devam etmektedir.

Yakın geçmişte Yazz Records isimli Müzik Prodüksyon şirketini kuran Volga Tamöz kariyerine yapımcılığıda ekleyerek bir çok projeyi hayata geçirmeyi hedeflemektedir

Yalın

İlk solo albümü “Ellerine Saglık” ile büyük başarı yakalayan YALIN; “Doğru iş, hakkettiği ilgiyi ve takdiri görür” sözünü doğrularcasına tüm müzikseverleri kısa bir süre içinde kendine hayran bırakmayı başardı.
Son yıllarda Türkiye’de yeni çıkış yapan sanatçılar arasında albüm yayınlanmasına takiben ilk haftasında 200.000 adet’i aştı ve ilk ay sonunda 300.000 adet tirajını geçen albümüyle YALIN, 4 ay gibi kısa bir sürede 500.000 rakkamına ulaştı. “Ellerine Sağlık”, 2004 yılının en çok satan albümlerinden biri oldu…

30 Mart 1980 İstanbul doğumlu olan YALIN, ilk olarak babasının akşamları ona çaldığı gitarın “Gipsy Kings” tınılarıyla başlayan müzik aşkı ile, şimdi güçlü adımlar atıyor ve tamamı kendisine ait şarkılarla, Türkiye’de kendi söz ve bestelerini seslendiren en kuvvetli yorumculardan biri olma yolunda çok yol aldı.

YALIN, ilk bestelerini, St. Michel Fransız Lisesi’nde okuduğu yıllarda Yurdaer Doğulu ve Doğan Canku Müzik okullarında gitar dersleri alırken yapmaya başladı. Halen eğitim gördüğü İstanbul Bilgi Üniversitesi Ekonomi Bölümünü kazandığı dönemde ise beste çalışmalarını hızlandırdı ve albüm demolarını hazırlamaya başladı.

1,5 sene süren bir çalışmanın ardından KARGO grubundan tanıdığımız Selim Öztürk’ün prodüktörlüğünde hazırlanan albümle, tamamı yürekten kopup gelen, hesapsız ve samimi sözleri, büyülü melodileriyle 2004 yılının parlayan yıldızı oldu.
Sözleri, besteleri, adıyla sanıyla “YALIN” olan “ELLERİNE SAĞLIK” adlı albümüne 3 klip çekildi. Müzik televizyonlarında ve radyolarda en çok istek alan şarkılar Zalim, Sonsuz Ol ve Günaydın klipleri MTV Wold Chart Express listelerinde de 1 numaraya yükseldi. İlk albümüyle birçok ödül alan Yalın’ın şarkıları Yunanistan ve Bulgaristan’da da listelere girdi.

Yalın 2004 yaz sezonu boyunca 40′a yakın konser yaptı. İstanbul’da Rumeli Hisarı ve Harbiye Açık hava Konserleri başta olmak üzere 7 konser verdi. Türkiye Çapında birçok üniversitenin Bahar Şenliklerinde sahne aldı. Konserler için gittiği diğer yerler ise; Adana, Ankara, Antalya, Bursa, Bodrum, Çorlu, Çeşme, Eskişehir, İzmir, İzmit, Karamürsel, Karadeniz Ereğlisi, Kuşadası, Kıbrıs, Kastamonu, Kartalkaya, Silivri, Tokat, Zonguldak, Nürnberg, Mannheim.
Yalın Türk Pop Müziğine yeni bir soluk olarak geldi. Tarzıyla, şarkı söz ve müziklerine gösterdiği özen ve farklılıkla, diğer pop şarkılarından ve şarkıcılarından ilk bakışta ayrılan yapısıyla, düzeyli ve kaliteli duruşuyla 7′den 70′e tüm müzikseverlerin beğenisini kazandı…

Yaşar

5 Nisan 1970 yılında bir pazar akşamı saat 20:45′te Adana’da dünyaya geldi.
Koç burcudur, yükseleni akreptir. Babası Mustafa Erdal, Adana’lı; annesi Mukaddes Leyla, Tarsus’lu olduğundan kendini Çukurovalı olarak tanımladı.

İlkokulu Adana İsmet İnönü, ortaokul ve lise eğitimini şimdilerde kapanmış olan Adana Özel Yeni Lise (Yeni Kolej) de tamamladı. Müzikle ilk tanışması Yeni Kolej birinci sınıfta okul orkestrasına girmesi ile başladı.

1987 yılında Marmara Üniversitesi İşletme Fakültesini kazanarak İstanbul’a gelir. Şiirle ciddi olarak ilgilenmeye başlaması o döneme rastlar.

1991 yazında kurduğu küçük bir grup ile tatil aylarında Mersin sahillerindeki yazlık sitelrede küçük çaplı onlarca konser verir. “Şarkılarımı ilk akdenize söyledim” demesi bu yüzdendi. Dalgaların vokaliyle …

Şarkılarını İstanbul’da söylediği ilk yer Moda semtindeki Hanbar adlı küçücük, sımsıcak bir mekandır. Burada iki yıldan fazla çalıştı. Marmara Üniversitesi’nden mezun olduktan sonra, İstanbul Üniversitesi’nde Uluslararası Fİnans dalında yüksek lisans yaptı. 1994 yılında Ankara Mamak’ta 239. kısa dönem olarak askerliğini tamamladı.

Bu sırada yaptığı “Divane”, “Günahsız” ve “O’nun Vedası” isimli şarkılarına çok güvenir. Ve askerden döndüğünde bu şarkıların lokomotif olacağı bir albüm yapmayı hayal eder. Bu hayal 1996 Eylül’ünde “Divane” adlı albümle gerçekleşir. “Divane” albümü yakaladığı yüksek satış grafiğinden dolayı Altın Plak ile ödüllendirildi.

1998 Ekim’inde “Esirinim” adlı 2. albümünü çıkarır. Bu albümde Türk Sanat Müziği öğeleri içeren “Kuşlar” adlı hit şarkısı ile dinleyici kitlesi genişler. Artık onu Türk Sanat Müziği sevenlerde dinlemektedir. 2000 Kasım’ında “Masal” adlı albümünü çıkararak kendi tanımıyla üçlemesini tamamladı. Artık onun kültleşmiş bir dinleyici kitlesi vardır.

2001 yazında Masal Konserleri adı altında çok başarılı bir Türkiye turnesi gerçekleştirdi. Arkasında bıraktığı 3 Albüm, sayısız ödül ve konserden aldığı güçle sadece yorumculuğunu ortaya koyduğu “Sevdiğim Şarkılar” adlı albümünü 2003 yılının hemen başında bir yılbaşı hediyesi olarak sevdiklerine sundu.

2005 yılında “Hatırla” isimli albümünü çıkardı. Ve şimdi de “Sevda Sinemalarda”

Yeşim Salkım

Müzisyen bir babanın kızı olan Yeşim Salkım, küçük yaştan itibaren müzikle içiçe büyüdü. Müziğe karşı ilgisi ve yeteneğiyle dikkat çeken Salkım, yüksek öğrenimini müzik üzerine, İstanbul Teknik Üniversitesi Devlet Konservatuarı Klasik Türk Sanat Müziği Bölümünde tamamladı. Konservatuardan mezun olduktan sonra 1993 yılında “Hiç Keyfim Yok” adlı ilk albümünü çıkarttı. Bu albümle birlikte müzik listelerini alt üst eden Yeşim Salkım, kısa sürede Türk Pop Müziğinin en başarılı isimleri arasına girmeyi başardı.

İlk albümündeki başarısını çıkardığı diğer albümler ve çektiği kliplerle perçinleyen genç sanatçı, Türkiye’nin en iyi sesleri arasında kalıcı olmayı başardı. Hem sesi, hem de sahne performansıyla büyük bir hayran kitlesine sahip olmayı başaran Yeşim Salkım, fotojenikliği sayesinde de sayısız müzik, magazin, gençlik ve haber dergisinin kapaklarını süsledi.

Sadece sesiyle değil, güzelliği ve modellik yeteneğiyle de aranan bir yüz oldu ve bir çok moda çekimi için özel poz verdi. Müzikte başarısını kanıtlayan Yeşim Salkım, 1997 yılında ilk oyunculuk denemesini EŞKIYA filmindeki başrolüyle yaptı. Eleştirmenler tarafından Salkım’ın oyunculuğu çok beğenildi. Dönemin en başarılı Türk filmi olan EŞKIYA, haftalarca kapalı gişe oynadı. Yeşim Salkım’ın sinema ve oyunculuk kariyeri 2001 yılında çevirdiği ŞARKICI adlı filmdeki başrolüyle, Türk Sineması’nın Oscar’ı sayılan Altın Portakal ödülünü kazanmasıyla zirveye ulaştı.

Yeşim Salkım, hem sesi, hem güzelliği, hem de oyunculuk yeteneği ile komple bir sanatçı olarak herkes tarafından çok sevildi. Salkım, müzik ve sinemayla ilgili büyük projelerde akla ilk gelen isim oldu.

2005 yılına kadar çıkarttığı 6 albümde toplam 66 parça seslendiren Yeşim Salkım, bunlardan 19′una klip çekti. Biri dizi film olmak üzere, 4 filmde oynadı ve Şarkıcı filminin soundtrack albümünde 2 şarkı seslendirdi. Ayrıca ünlü besteci Melih Kibar’ın Yadigar albümü için söylediği Rüya adlı parça için de klip çekti.

Yeşim Salkım sosyal yönü ve yardımseverliğiyle de halkın sempatisini topladı. Birçok vakıf yararına verdiği halk konserleri ve yaptığı çeşitli yardımlarla her zaman gündemde kaldı. 3 kez Türkiye turnesine çıktı ve verdiği halk konserlerindeki sempatik tavırlarıyla halkın sevgilisi oldu.

Yıldırım Mayruk, Cengiz Abazoğlu ve Cemil İpekçi gibi dünyaca ünlü Türk modacılarının bir çok defilelesinde şeref konuğu olarak podyuma çıktı. Defilelerde özel kıyafetleri üzerinde başarıyla taşırken, top modelleri aratmadı.

Yeşim Salkım, Johnnie Walker, Carmina ve Nurol Menkul Kıymetler gibi sponsorlarla birçok ortak çalışmaya imza attı. Lösemili çocuklar ve yardıma muhtaç çocuklar yararına verdiği ücretsiz konserlerin yanısıra, uyuşturucuya karşı savaş açarak sosyal yardımlaşma konusunda öncülük etti.

Yeşim Salkım, gerek müzik kariyeriyle, gerekse oyunculuğuyla Türkiye’nin önde gelen sanatçıları arasında en dikkat çeken isimlerden biri oldu.

Yonca Evcimik

İstanbul’da doğdu. Mimar Sinan Üniversitesi Devlet Konservatuvarı Yüksek Bale Bölümü’nden mezun oldu. 1978 – 1990 yılları arasında müzikallerde profesyonel dansçı ve şarkıcı olarak çalıştı. Aynı tarihlerde birçok tiyatroda oyunculuk yaptı. 1979′da Şan Tiyatrosu’na girdi. 1984′e kadar burada birçok oyun ve müzikallerde yer aldı. Yedi Kocalı Hürmüz, Hisseli Harikalar Kumpanyası, Şen Sazın Bülbülleri, Nükhet Duru ve On Yıl Geçti, Ajda Pekkan Süperstar, Hababam Sınıfı ve Carmen rol aldığı çalışmalardır. Bu dönemde ayrıca Hababam Sınıfı Güle Güle ve Kızlar Sınıfı adlı filmlerde de oynadı. 1985 – 1988 yılları arasında, Devekuşu Kabare Tiyatrosu’nda Yasaklar, Aşkolsun, Geceler, Reklamlar ve Deliler adlı oyunlarda rol aldı. 1989-1990 yılları arası Gülhane Etkinlikleri’nde sunucu ve Show Girl olarak çalıştı.

 

1990 – 1991 yıllarında müziğe ağırlık vererek, ilk albümünün çalışmalarını sürdürdü. Bu ilk albüm 1991′de yayınlandı ve “Abone” adıyla müzik marketlerde yerini aldı. Kısa sürede o günlerin rekorunu kırarak, adeta yok sattı.

 

1993 yılında, ikinci albümü olan “Kendine Gel” çıktı. Profesyonel bir ekip tarafından hazırlanan bu albüm, vücut ritminin kullanıldığı, klibinden kartpostalına kadar bir reklam mantığıyla çalışılan ilk albüm olma özelliğini taşımaktaydı. 1994′de Türkiye’de bir ilki gerçekleştirerek ülkemizin ilk single’ını yaptı. “8:15 Vapuru” adlı bu single, kısa sürede müzik marketlerde ilk sıralara yükseldi. Aslında bu single’ı yapmaktaki amacı, yeni albümü “Yonca Evcimik 1994″ ü tanıtmaktı. Bu üçüncü albümü, 1994 yılı Temmuz ayında marketlere girdi. Farklı bir tarz deneyen sanatçı, Jamaican Rap Sound’un Türkiye’de ilk kez kullanıldığı bu albümle popülaritesinden ve başarısından bir şey kaybetmediğini kanıtladı. Artık sıra her zamanki gibi “yeni ve ilk” şeyler yapmaya gelmişti. Bu amaçla kendisine gelen teklifleri değerlendiren Evcimik , bu kez gerçek anlamda House Musıc ve Soul Vokal çalışması yaparak Avrupa ve dünyaya açılan ilk pop sanatçımız oldu.

 

29 Eylül 1995′de parçanın klibi MTV Party Zone’da gösterildi. 30 Eylül 1995′de Amsterdam Chemistry Dance Club’da yapılan Avrupa Premieri ile çalışmaları start aldı. Gerek promosyonun tamamıyla Avrupa’ya dönük olması ve gerekse single formatının sadece Avrupa’da piyasaya çıkacak olması, bu girişimi daha da önemli kıldı Parça, Hollanda’da 12 inch (promo) ve cd formatında basıldı ve “I’m Hot For You”, onun Dub Miksi ve “Haydi Durma Dans Et” adlı üç parçalık single, 1 Ekim 1995′de Avrupa’da satışa sunuldu. Parçanın klibi ise, yurtdışından gelen bir ekip tarafından üç gün ve gece çalışılarak çekildi. Daha önce çektiği video kliplerden ikisi ödül almış Rene Nujiens, klibin yönetmenliğini üstlenirken, prodüktörlüğünü de aynı zamanda ‘I’m Hot For You’ isimli parçanın söz yazarı olan Richard Cameron yaptı.

 

1998′de “Günaha Davet” adlı albümü ile tekrar hayranlarıyla buluştu ve müzik listelerindeki yerini aldı. Evcimik’in ayrıca prodüksiyon çalışmaları da bulunuyor. Birkaç İyi Adam ve Çıtır Kızlar gruplarının single ve albümlerinin prodüktörlüğünü de üstlendi. Tüm bu çalışmaların yanısıra Evcimik, başka bir yönünü de ortaya koyarak klip yönetmenliğine soyundu. Kendi kliplerinin yanısıra prodüktörlüğünü yaptığı Çıtır Kızlar Ve Birkaç İyi Adam gruplarının da birçok klibini yönetti

 

1991′de Türk Pop Müziğine yeni boyutlar getirerek başladığı çalışmalarının karşılığını birçok ödül alarak gördü. “Abone” ile başlayan müzik maratonunda aldığı ödüller arasında “En Çok Satan Albüm Ödülü”, “Ümit Vaad Eden Sanatçı Ödülü” ve en son olarak Türkiye’nin tek müzik kanalının düzenlediği organizasyonda “Yılın En İyi Kadın Pop Sanatçısı Ödülü” ve KKTC’de düzenlenen bir törende de “Yılın Kadın Pop Sanatçısı Ödülü” bulunmaktadır.

 

2001 yılında yeni bir albümle “Herkes Baksın Dalgasına” hayranları ile buluştu. Bu albümünde sevenlerinin çok ihtiyacı olan neşe sevgi ve barış üzerine mesajlar vermeyi sürdürdüğü gözlendi. 2004 yılında çıkardığı “Aşka Hazır” isimli single albümüyle müzik yaşamını sürdürmektedir…

Yıldız Tilbe

 

 

Yıldız Tilbe, Türk Pop müziğinin gelişimine katkı yapan en önemli isimler arasında yer alıyor. Çünkü Yıldız Tilbe, pop müziğinin büyümeye başladığı yıllarda ortaya çıkan ve kendi bestelerini yapmasıyla dikkat çeken başarılı bir kadın şarkıcı. Yaptığı iyi işlere rağmen yaşadığı tatsız olaylarla da zaman zaman gündeme gelen Yıldız Tilbe, 1966 İzmir doğumlu. Müziğe ilk kez İzmir’deki gece kulüplerinde başlayan Tilbe, her zaman iyi bir şarkıcı olabilmeyi hedefledi. Biraz şansının yardımıyla biraz da çabasının ve yeteneğinin karşılığında bunu başardı.

 

1994 yılında çıkardığı ilk albümü “Delikanlım” ve albümle aynı adı taşıyan parça o senenin en büyük hiti oldu. Ondan sonra yayınladığı “Dillere Destan” (1995) albümü de iyi eleştiriler aldı ve çok satan bir albüm oldu. Yıldız Tilbe ilerleyen yıllarda sırasıyla “Aşkperest” (1996), “Salla Gitsin Dertleri” (1998), “Gülüm” (2001), “Haberi Olsun” (2002), “Yürü Anca Gidersin” (2003) “Yıldız’dan Türküler” (2004) ve yine 2004 yılında “Sevdiğime Hiç Pişman Olmadım” isimli albümleri çıkardı.

Zakkum

1999 yılında Ankara’da çıktıkları ilk bar programlarından bu yana, mevcut normları zorlayan, spekülatif ve kışkırtıcı sahne performanslarıyla Ankara’nın tartışmasız en popüler ve hakkında en çok konuşulan grubu haline gelen ve bugüne kadar Raindog ismiyle 1000′e (bin) yakın sayıda sahne performansı gerçekleştiren grup, albüm çalışmaları esnasında Türkçe bir isme geçiş yaparak “Zakkum” adını kullanmaya başladı.

Yusuf Demirkol, Cem Senyücel, Eren Parlakgümüş ve Emre Yılmaztürk’den oluşan Zakkum grubu, seneler boyu Placebo, Morrissey, Suede, Radiohead, Pulp gibi Britpop gruplarının şarkılarına yaptıkları kendilerine özgü cover’ların yanında, aykırı duruşları ve sahne görselliğinden asla imtina etmeyen yaklaşımları ile kendilerine sadık ve geniş bir dinleyici kitlesi yarattılar.

Zakkum grubunun “Zehr-i Zakkum” isimli ilk albümünün prodüktörlük koltuğunda, daha önce Teoman, Nev, Çilekeş gibi birçok ismin de prodüktörlüğünü yapmış olan Volkan Başaran’ın bulunduğu çalışmada; 1980′ler Türk pop müziğinin unutulmaz sesi Seyyal Taner ve Türk rock müziğinin tanınmış ismi Teoman ile yapılmış birer de düet yer alıyor.

Albümün enstrüman kayıtları Raks Marşandiz Stüdyoları’nda (RSM), vokal kayıtları ise Mine Erkaya’nın stüdyosunda gerçekleştirildi. Orta Dünya Müzik etiketi ile, 2007 senesi Ocak ayında piyasaya sürülen albümün kapak ve görsel tasarımları ise, Mustafa Kural’a ait….

Zakkum’un albümden ilk single olarak piyasaya sürülen “Ah Çikolata” şarkısının klibinin yönetmenliği, rock müzik piyasasındaki birçok başarılı klibe imza atan Murad Küçük tarafından yapıldı ve çekimler, Maslak’ta gerçekleştirildi.

Grubun vokalisti olan ve bestelerin çoğunun altında imzası bulunan Yusuf Demirkol, gerek aykırı sahne duruşu, gerek sivri dili, gerekse de bir imza niteliği taşıyan kendine özgü ses rengi ile önce Ankara’nın ve son bir sene içerisinde de İstanbul’un underground Rock piyasasının en bilinen simaları arasında yerini aldı. Yusuf Demirkol’un kışkırtıcı, marjinal, provokatif ve nev-i şahsına münhasır sahne anlayışı sayesinde gerek kendisi, gerekse de Zakkum grubu, görsel, yazılı ve sanal yayın organlarında defalarca yer aldı.

Grubun davulcusu olan Cem Senyücel ise, Yusuf Demirkol ile beraber grubun ilk günlerinden beri değişmeyen tek elemanı olmasının yanı sıra, albümdeki bütün şarkıların sözlerine tek başına imza atarak, Türkiye müzik piyasasındaki davulcular arasında bir ilki gerçekleştirdi ve müzisyenlik dışındaki diğer becerisini de Zakkum grubunun albümüne yansıttı.

Gene bestelerin bir kısmında emeği bulunan gitarist Eren Parlakgümüş ise basçı Emre Yılmaztürk ile beraber, Zakkum grubunun bar ve konser performanslarının vazgeçilmez simaları oldular ve kendi tarzlarını yarattılar…

Zerrin Özer

Türk pop müziğinin dev yorumcularından Zerrin Özer, güçlü, kendine has sesi ve etkili yorumuyla yıllardır adından övgüyle bahsedilen bir şarkıcı oldu.

 

Zerrin Özer, 4 Kasım 1962 tarihinde Ankara’da dünyaya geldi. İlk, orta ve lise eğitimini bu ilde tamamladı. Kafasında hep müzik vardı. Yaptığı bir çalışmayla TRT’den aldığı ödül onu bu konuda cesaretlendirip, müziğe iyice yoğunlaşmasına sebep oldu. 1978 – 80 yıllarında Türkiye’nin en ünlü orkestrası, İstanbul Gelişim Orkestrası ile caz ve dans müziği yaptı.

1980′li yılların başında ilk dikkat çeken çalışması ‘Gönül’ ile Altın Plak ödülünü almaya hak kazandı. Artık kapılar açılmıştı. Hem de Paris’e kadar… 1982 yılında Paris Eyfel Kulesi’nde ‘Binbir Gece’ adı altında Türkiye’yi tanıtıcı konserler verdi. Sadece bununla da kalmadı, bir yıl sonra Paris’teki Olympia’da bir resital için sahneye çıktı.

1988′de “Bırak Ellerimi” ardından 1989′da ‘Dünya Tatlısı’ albümünü çıkardı. Biraz ara verip 1991 yılında ‘İşte Ben’ adlı albümüyle geri döndü. Hem de ödüller ve övgülerle beraber…

90′lar iyi başlasa da çok parlak devam etmedi. Önce başarısız bir evlilik, ardından sağlık problemleri… 1997′ye kadar çıkınca merak edilen ama çok da bekleneni veremeyen birkaç çalışma yaptı.

2000 yılında yeniden toparlanan ve kendini hatırlatmak isteyen sanatçı, “Bir Zerrin Özer Arşivi” adlı toplama bir albüm çıkardı. Albüm onu yeniden gündeme getirmekle kalmadı, çıktığı ayların en çok satan çalışması oldu.

Zeynep Casalini

3 Ekim 1970 yılında, İtalyan baba şarkıcı Ernesto Casalini ve Türk anne oyuncu ve şarkıcı Deniz Türkalı’nın kızı olarak doğdu. Dedesi yazar Vedat Türkali’ydi, dayısı da Barış Pirhasan… Böyle bir çevrede sevgiyle büyüyen küçük bir kız çocuğuydu. Çocukluğunun en kötü anılarından biri, İstanbul’daki yuvada, uyurken parmak emmesine izin verilmeyişiydi… Ama dede ve anneannesi ile Bodrum’a gittiğinde öyle güzel bir yuvaya gönderilmisti ki o kötü anı silinivermişti.

Sonra her çocuk gibi ilk ve orta okulun patika yolları. Bu arada sahne tozunu ilk soluyuşu 9 yaşında AKM’de gerçekleşmişti. Daha sonra 15-16 yaşlarinda Bilsak Tiyatro Atölyesi’nde tiyatro calışmalarına katılmış ve amatör bir grupla bir süre tiyatro ile uğraşmıştı. İtalyan Lisesi’nin son yıllarında günlerden bir gün (sene 1988) ev arkadaşı Yasemin Alkaya aracılığı ile şarkı söylemeye başlamış ve o gün bu gündür hiç susmamıştı. İtalya da bir rock grubuyla sahne almış. İngiltere’de bir caz kulüpte şarkı söylemiş ve 1990 yılında Marmaris’e yerleşmiş ve sahne çalışmalarına devam etmiş 1995′te İstanbul’a dönmüştü.

17 yaşında mikrofonla buluşan sesi 1995 yılında Asya’ya eşlik etmiş, Cem Özer’in “Laf Lafı Açıyor” programında vokal yapmış ve ardında Sibel Alaş, Ferda Anıl Yarkın, Emel, Ajda Pekkan ve son olarak da Sezen Aksu’nun vokalistliğini yapmış, Sezen Aksu’nun Açıkhava Tiyatrosu konserlerinde çaldığı davulla dikkatleri çekmişti. Birkaç yıl sonra da ilk albümünde çok sevdiği “O benim Peri Kızım” dediği Sezen Aksu’nun “Duvar” adlı parçasını seslendirdi.

16 yılı aşkın bir süre sonra nihayet “artık albüm yapalım” aşamasına gelinmişti. TMC’yle tanışması kendi deyimi ile “inanılmaz bir dönem”i başlatmıştı onun için. Uzun görüşmeler sonunda herşey istediği gibi gelişti, hayalini kurduğu müzisyenlerle buluştu ve studyo aşamasına gelindi. Herşey ince ince elenip sık dokundu. Bir yıl süren on çalışmanın ardından kayda girdiğinde kulaklarında hep şu sözler vardi “içinden geldiği gibi ve yüreğinle söyle…”

Ve ‘Nihayet’ Zeynep Casalini, aranjor Sinan Akçil’in imzasını taşıyan albümle ve albümde yeralan “Ne Yapsam” ve “Duvar” adlı şarkılara çekilen video kliplerle muzikseverlerle buluştu…

2006 yılında DMC tarafından müzik marketlere sunulan “64″ isimli 4 CD’den oluşan albümün tek yeni şarkısı “Dokunma Bana”yı yorumlayan Zeynep Casalini sözleri ve düzenlemesi Sinan Akçıl’a, müziği ise Muhammed Rifai’ye ait bu şarkıyla adından çokça söz ettirdi.

Zeynep Dizdar

14 Temmuz İstanbul doğumlu olan Zeynep Dizdar ilk albümü “Yolun Açık Ola” ile 1998 yılında profesyonel müzik yaşamına adım attı. Albümdeki “Vazgeç Gönül” adlı şarkısı ile o yıllarda radyo ve müzik listelerinde ilk sıralara yerleşen Zeynep Dizdar, bu şarkı ve albümle birlikte müzik otoritelerinden de tam not aldı.

Müzisyen ve yorumcu kimliğini “Yolun Açık Ola” ile birlikte ispatlayan Zeynep Dizdar, bu muhteşem çıkışın ardından müzik dünyasında yaşanan olumsuzluklar nedeniyle 8 yıl gibi uzun bir süre ara vermek zorunda kalan sanatçı bu yıllar içerisinde piyasaya küsmedi ve birikimini arttırarak birbirinden güzel söz ve bestelere imza attı.
Nihayetinde başarılı müzik adamı Ozan Çolakoğlu ile ortak bir projeye girerek Çolakoğlu’nun sahibi olduğu Sarı Ev’le yeni bir albüm çalışmasına girdi. Sarı Ev ve Sony BMG ortak yapımı olan albümü “İlle de Sen”i 2005 yılında piyasaya çıkartan Zeynep Dizdar bu albümle muhteşem çıkışını gerçekleştirerek zirvedeki yerini aldı.

Prodüktörlüğünü Ozan Çolakoğlu’nun, süpervizörlüğünü ise Dizdar’ın bir önceki albümünde de başarılı işlere imza attığı sanatçı Ümit Sayın’ın gerçekleştirdiği “İlle de Sen”de aynı zaman da albüme adını veren şarkı dahil olmak üzere Ümit Sayın imzalı 7 şarkı yer aldı. 10 şarkılık albümde klipleri de yayınlanan Yok Yok ve Zehir Gibi hitlerin söz ve müzikleri ise Zeynep Dizdar’a ait.

“Bu albüm benim en büyük aşkım ve en güzel yolculuğum” diyen Zeynep Dizdar, bir çok kurum ve kuruluşunun yaptığı müzik anketlerinde 2005-2006 yılının en çok dinlenen kadın pop sanatçısı adayları arasında yer aldı. Bu albümle birlikte zirvedeki yerini sağlamlaştıran Zeynep Dizdar halen müzik listelerinde ilk sıralardaki yerini korumakta.

Son olarak albümün başarılı slowları arasında yer alan “Yüreğimdeki Yağmurlar” a 4. klibini çeken Zeynep Dizdar bu arada 3. albümün startını verdi. Yeni albümünün çalışmalarını sürdüren Zeynep Dizdar zirvedeki yerini sağlamlaştıracak bir yapıma imza atmaya hazırlanıyor.

Ziynet Sali

29.04.1975 tarihinde Kıbrıs´ta dünyaya geldi. Doğduktan hemen sonra babasının görevi dolayısı ile gittiği ve 6 yaşına kadar kaldığı İngiltere’de İngiliz vatandaşlığı hakkına sahip oldu. 1981 yılında döndüğü Kıbrıs´ta ilk, orta ve lise tahsilini başarıyla tamamladı. Çocukluğundan beri ilgi duyduğu müzik çalışmalarına ilk adımı lise tahsili sırasında KKTC Kültür Bakanlığı TSM korosunda görev alarak başladı. 1994 yılında İTÜ Konservatuarı Türk Sanat Müziği bölümünü kazanarak İstanbul´a geldi. 1999 yılında konservatuardan 4. olarak mezun oldu.

Konservatuar yıllarında birçok müzikhol ve eğlence yerlerinde sahne alarak hem tecrübe ve hem de okul harçlığını çıkartacak kadar para da kazanmaya başladı. İşte tam bu sıralarda bir arkadaşının aracılığı ile zamanın popüler müzik yapım şirketi Dost Müzik´le tanıştı. Bu şirkette bir yıl süre ile müzik sektörüyle ilgili muhtelif çalışmalarda bulundu. Sonra bir gün tatil için Kıbrıs´a gittiğinde Yunan radyolarında sık sık duyduğu ve çok beğendiği Yunanca “A.PA-PA” isimli şarkıyı şirket yetkililerine dinletti.

Şirket kendisine bir single yapmaya karar vermişti. Sonradan BA-BA isimli bir albüme dönen bu single projesi sanatçının müzik sektöründeki ilk profesyonel deneyiminin başlangıcı olmuştur… Albüm piyasaya çıkmış BA-BA şarkısı tanınmış ve oldukça da ses getirmişti, ama gerek ekonomik krizin tam ortasında piyasaya çıkmış olması, gerekse diğer bazı olumsuz etkenler nedeniyle istenen satış trajı yakalanamamıştı. Ziynet’in bu albümde BA-BA isimli şarkı’nın REMIX versiyonunu Rumca-Türkçe olarak seslendirmesi ve bu remiksin beğenilmesi ise sanatçının Grek müzik yolculuğunun başlangıcı olmuştu. Önce MICHAEL KUYUCU‘yla konuşulmuş ve hemen derslere başlanmıştı. 8 ay sonra Grek müziğin önemli şarkılarından oluşan 100 şarkılık bir repertuar tamamlamış bir taraftan da kısa süreli de olsa Yunanca alt yapı için gramer derslerine de gitmişti. Sadece grek müzik değil bir taraftan da grek kültürü eğlence tarzından yemeğine, zeybeğinden sirtakisine geniş bir yelpazede incelemeye başlamıştı.

2002 Mart – Nisan – Mayıs aylarında 3 aylık ilk Grek Müzik denemesini Beyoğlu Zindan BAR’da başarıyla tamamlamıştı. Sonra ZORBA geceleri başlamıştı. Ziynet Sali 500-600 civarında Yunanca, 2000 civarında Türkçe repertuarı ile ZORBA’da tam 4 sene dolu dolu gecelerle canlı müzikte son yılların çalışma REKOR’una imza atmıştı. Ziynet SALİ’nin; BA BA – AMMAN KUZUM ve MOR YILLAR isimli 3 adet albümü mevcuttur…